‘Somut Deliller’ Altında Tükenen Çocukluklar

Abone Ol

Önceki yazılarımın birinde “Çocuk gülüşlerine kurşunlar değerken susamayız.” demiştim. O yazımı yazarken Kudüs ve Gazze’de yaşananları hissederek yaşananlar karşısında çocukların çektiği acıları anlatmaya çalışmıştım.

Şimdi de hemen burada, yanı başımızda yaşanmış ve çocuk gülüşlerine musallat olmuş mide bulandırıcı bir olayla ilgili yazmak istiyorum.

Dokuz ve altı yaşlarında iki çocuk… Abi ve kız kardeşi…

Boşanmış bir anne ve babanın çocukları… Kız kardeş, annesi ve üvey babasıyla yaşıyor; uzun süre istismar ediliyor. Annelerinin evine geldiği zamanlarda erkek çocuk da istismara maruz bırakılıyor.

Çocuklar yaşadıkları bütün bu mide bulandırıcı olayları resmediyorlar ve bu resimleri gören babaanne, torunlarının çizdiği resimleri sosyal medyada paylaşarak ihbarda bulunuyor. İhbar sonrası bütün kirli çamaşırlar ortaya saçılıyor.

Sırf doğurma eylemini yerine getirdiği için ‘Anne’ ismi bahşedilen bir kadın ve kendine eş olarak seçip yaşadığımız toplumca ‘Üvey’ ismi verilmiş ama babalıkla ilgisi olmayan bir adam… Bu insanların elinde kalan çocuklar, üvey babaları ve annelerinin erkek arkadaşları tarafından defalarca istismar ediliyorlar.

Çocuklara ait ses kayıtlarını dinlediğim zaman o küçücük çocukların “Bazı akşamlar tok bazı akşamlar aç yatıyorduk.” demeleri ve yaşadıkları iğrençlikler karşısında annelerinin aldığı parayı miktarına kadar söyleyebilmeleri beni derinden yaraladı. Bu olay hakkında bilgi sahibi olan her vicdan sahibi yurttaşın da canının yanacağına ve öğrendikleri karşısında hayata karşı çığlıklarını yükseltmek isteyeceğine inanıyorum.

Peki dünden bu yana neler oldu? Bu ülkenin bütün duyarlı insanları, sosyal medya hesaplarından seslerini yükseltmeye çalıştılar. Bu anne ve baba kılığına gizlenmiş kişilerin ceza almaları için ülkenin yetkililerine dilleri döndüğünce tepkilerini gösterdiler.

Peki neden? Bütün bu olaylar Mayıs 2020 de adli makamlara taşınmış olmasına rağmen neden bugüne kadar adalet kurumu çocuklardan yana, çocukların geleceği ve bu tip olayların bir daha yaşanmaması adına ibret verici bir karar alamadı? Üstelik o anne baba görünümündeki insanları serbest bırakarak vicdanların bir kez daha kanamasına yol açtı.

Çocuklar, ellerine kalemi kâğıdı alıyor ve bulutların üzerine dünyalarını aydınlatacak bir güneş çizecekleri yaşta, onları istismar eden insanlarla yaşadıklarını resmediyorlar. Bununla da kalmayıp uzmanlara yaşadıkları her anı tane tane anlatıyorlar. Ardından adli tıp uzmanlarınca da verilen ‘İstismar vardır.’ raporlarına rağmen zanlılar tutuksuz yargılanıyorlar.

Peki bütün bunları ne ile açıklayabiliriz? O çocuklar, bütün bu kirli durumları yaşarken ölmediler diye yazıp çizdiklerini, hafızalarına kazınan iğrençlikleri ve bütün uzman raporlarını yok mu sayacağız?

En üzücü konulardan biri de nedir biliyor musunuz? Bütün bu olanlar yetmezmiş gibi ‘4. Yargı Paketi’ adı altında getirilen 27 maddelik bir paketin içine ‘Kuvvetli Suç Şüphesi’ yerine ‘Somut Delil Şartı’ ifadesinin eklenmesi ve bu paketin Adalet Komisyonu tarafından kabul edilmesidir. Bu paketin çıkacağını haber alan istismar zanlılarının, mahkeme salonlarında ‘4.Yargı Paketi’ne göre benim serbest kalmam gerekiyor.’ diyebilmeleridir.

Çocuk yaşta istismara uğrayan insanların, bırakın bu yaşadıklarını başkalarına söyleyebilmeyi kendilerine dahi itiraf edebilme süreleri çok uzun seneleri bulabilmektedir. Bu şartlarda deliller yok olup gidecek ve geriye sadece istismarcıların özgür hayatları kalacaktır.

Çocukların kaleminden dökülen o çizimleri gören hiçbir yurttaşın, ‘Somut Delil’ şartı arayarak o çocukların göz göre göre eriyip tükenmelerine müsaade edebileceklerini aklıma da gönlüme de anlatamıyorum.