İnsan bazen aynı hatayı defalarca nasıl yapabildiğine şaşırır. Bologna Üniversitesi'nden Giuseppe di Pellegrino liderliğindeki bir grup araştırmacı, bu sorunun yanıtını "ilişkisel öğrenme" ve "uyumsuz karar verme" mekanizmalarında buldu. Araştırma, bireylerin karar verirken güvendiği ipuçlarının, iyi bir sonuç ile kötü bir tercih arasındaki o ince çizgiyi belirlediğini gösteriyor.
HEDEFE Mİ ODAKLISINIZ YOKSA İŞARETE Mİ?
Çalışma, insanları karar verme süreçlerine göre iki ana gruba ayırıyor: İşaret takipçileri (sign-trackers) ve hedef takipçileri (goal-trackers). Hedef takipçileri, ödülün kendisine odaklanıp dış uyaranları görmezden gelirken; işaret takipçileri ödülü müjdeleyen sinyallere, yani seslere veya görüntülere odaklanıyor.
Pavlovyen öğrenme olarak bilinen bu süreçte, çevrelerindeki ipuçlarına (görüntü, ses veya semboller) gereğinden fazla güvenen kişilerin, bu ipuçları riskli bir sonuca işaret etse bile inançlarını güncellemekte ve yanlış eşleşmeleri "silmekte" zorlandıkları görüldü. Bu durum, zamanla dezavantajlı kararların birikmesine ve bireyin bir hata döngüsüne girmesine neden oluyor.
GÖZ BEBEKLERİ GERÇEĞİ SÖYLÜYOR
Araştırmacılar, katılımcıların tepkilerini ölçmek için göz izleme teknolojisi, pupillometri (göz bebeği ölçümü) ve hesaplamalı modelleme yöntemlerini kullandılar. Deneyde üç aşamalı bir "Pavlovyen-Araçsal Transfer" modeli uygulandı. Katılımcılara iki farklı ekranı olan bir slot makinesi görseli gösterilerek şu aşamalardan geçmeleri istendi:
- Pavlovyen Öğrenme: Hangi görsel ipucunun hangi sonucu öngördüğü öğrenildi.
- Araçsal Öğrenme: Hangi eylemlerin belirli sonuçlara yol açtığı keşfedildi.
- Transfer Aşaması: Öğrenilen ipuçlarının, alınan aksiyonları nasıl etkilediği test edildi.
Sonuçlar çarpıcıydı: İşaret takipçilerinin göz bebekleri, nötr uyarılara kıyasla ödül odaklı ipuçları karşısında çok daha fazla büyüyordu. Bu ipuçları onlar için adeta "motivasyonel birer mıknatıs" görevi görerek dikkatlerini hapsediyor ve optimal karar verme yetilerini devre dışı bırakıyordu.
BAĞIMLILIK VE TAKINTILARIN KÖKENİ
Çalışma, hedef takipçilerinin değer yargılarını hızla güncelleyebildiğini, ancak işaret takipçilerinin güncelliğini yitirmiş bilgilere saplanıp kaldığını gösterdi. Bu yavaş öğrenme hızı, onları hatalı seçimlere mahkum ediyor.
Bilim insanları bu bulguların, özellikle bağımlılık ve kompulsif bozukluklar gibi esnek olmayan davranış modelleri sergileyen bireyleri anlamak için yeni bir pencere açtığına inanıyor. Tıpkı bir bağımlının, olumsuz sonuçlarını bilmesine rağmen bir uyarana (örneğin bir koku veya mekan) karşı koyamaması gibi, beyindeki bu biyolojik "takılma" rasyonel düşüncenin önüne geçiyor. Gelecekte yapılacak araştırmaların, bu öğrenme hızlarını değiştirebilecek farmakolojik veya bilişsel müdahalelere odaklanması bekleniyor.