Kocaeli Emniyet Müdürlüğü görevini 2019-2023 yılları arasında yürüten, halkla kurduğu sıcak diyalog ve sahaya dönük çalışmalarıyla Kocaelililerin gönlünde ayrı bir yer edinen Veysal Tipioğlu, bugün TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu Başkanı olarak görev yapıyor. Emniyet teşkilatının çeşitli kademelerinde uzun yıllar görev alan Tipioğlu, teşkilat içindeki dönüşümün tanıklarından biri. Aynı zamanda AK Parti Kocaeli Milletvekili olan Tipioğlu ile güvenlik, istihbarat, gençlik, suç ve terörle mücadele başlıklarında kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdik.
Emniyet Teşkilatı bünyesindeki görevleriniz boyunca Türkiye’de emniyet hizmetlerinin her anlamda dönüşüm geçirdiği bir döneme tanıklık ettiniz. Sizce bu dönüşümün en belirleyici unsurları nelerdi ve özellikle Kocaeli’de görev yaptığınız dönemde suçun önlenmesine yönelik nasıl bir strateji izlediniz?
AK Parti döneminde yaptığımız yatırımlar ve personel sayısı bakımından nitelikli ve nicelikli insan kaynağını Emniyet Teşkilatı’na kazandırmaya yönelik çalışmalarımız, Türkiye Emniyet Teşkilatı açısından bir dönüm noktasıdır. Suçun her türlüsü bizim için kabul edilemez. İster organize suç örgütü olsun ister münferit suçlar olsun, yaklaşımımız nettir. Emniyet Teşkilatı açısından esas olan, suçun işlenmeden önlenmesidir. Çünkü biz ortaya koyduğumuz bakış açısıyla, suçun gerçekleşmeden engellendiği bir sistemi inşa etmeye çalıştık. Allah’a şükürler olsun ki bu anlayışın meyvelerini almaya başladık. Zaten esas olan da suçun işlenmeden önlenmesidir. Elbette suç işlendiğinde adli süreçler işletilir. Ancak kamu vicdanının da kabul ettiği temel ilke, suçun gerçekleşmeden engellenmesidir. Kocaeli’de özellikle suçun önlenmesi noktasında çok ciddi çalışmalar yürüttük. İşlenen suçların faillerinin tespit edilmesi konusunda da yoğun ve kararlı bir mücadele ortaya koyduk.
Kocaeli’nin liman altyapısı, ticari potansiyelinin yanı sıra güvenlik bakımından da özel dikkat gerektiriyor. Limanlar üzerinden gerçekleşebilecek yasa dışı faaliyetlerin önlenmesi konusunda yerel ve ulusal düzeydeki istihbarat koordinasyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kocaeli, önemli bir liman kentidir ve 36 limana sahiptir. Aynı zamanda 2025 yılında 35,1 milyar dolarlık ihracatla Türkiye’nin en fazla ihracat yapan ikinci ilidir ve üçüncü il ile arasında ciddi bir fark vardır. Bu nedenle limanlarımız uluslararası kullanıma açıktır. Limanlar üzerinden gelebilecek her türlü kaçak emtia ve yasa dışı faaliyete karşı; Ticaret Bakanlığı’na bağlı gümrük muhafaza birimleri, emniyet teşkilatımız, jandarma ve organize suçlarla mücadele birimleri eşgüdüm içinde çalışmaktadır. Kocaeli Emniyeti bünyesinde organize suçlarla mücadele şubesi içerisinde kaçakçılıkla ilgili bir büro amirliği de aktif olarak görev yapmaktadır. Tüm bu kurumlar arasında çok güçlü bir koordinasyon bulunmaktadır ve sahadaki sonuçlar da bunu açıkça göstermektedir.
TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu Başkanı olarak Türkiye’nin karşı karşıya olduğu en öncelikli güvenlik tehditlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Geçtiğimiz günlerde MİT Başkanı Sayın İbrahim Kalın ile gerçekleştirdiğiniz toplantı çerçevesinde, Komisyon ile MİT arasındaki iş birliğinde hangi başlıklar öne çıkıyor? Türkiye’nin istihbarat perspektifinden yakın dönemde öncelik verdiği risk alanları neler?
Türkiye, jeopolitik ve jeostratejik konumu itibarıyla tarih boyunca çok boyutlu tehditlerle karşı karşıya kalmıştır. Bu durum, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temsil ettiği medeniyet birikimiyle de doğrudan ilişkilidir. Ancak bu coğrafyada iç birliği, kardeşlik hukukunu ve milli dayanışmayı tesis ettiğinizde, aynı coğrafya size dünya gücü olma imkânı sunar. Enerji kaynakları üzerinde söz sahibi olma avantajı da bu coğrafyanın sunduğu önemli imkânlardan biridir. Bu nedenle esas olan, milli birlik ve beraberliği muhafaza ederek tehditlere karşı doğru tedbirleri geliştirmektir. Türk Devleti, binlerce yıllık devlet geleneğiyle bu tehditleri okuyabilen ve buna göre önlemler alabilen bir yapıya sahiptir.
Siber güvenlik günümüzde çok konuşulan bir başlık. Türkiye’nin bu alandaki altyapısı ve tehditlere karşı koyma kapasitesi hakkında neler söylersiniz?
Günümüzde siber güvenlik, suçla mücadelede yeni ve önemli bir başlık hâline gelmiştir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte suç türleri de değişmiştir. Yirmi yıl önce var olmayan siber suçlar, bugün hayatın bir gerçeği hâline gelmiştir. Bu alanda Türkiye Cumhuriyeti Devleti önemli adımlar atmış, geçtiğimiz yıl bir Siber Güvenlik Teşkilatı kurulmuştur. Teşkilatın alt birimleri oluşturulmakta ve kurulum süreci devam etmektedir. Bunun yanı sıra Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, 81 ilde ve birçok ilçede aktif olarak görev yapmaktadır. Aynı yapılanma jandarma, sahil güvenlik ve Milli İstihbarat Teşkilatı bünyesinde de bulunmaktadır. Türk Güvenlik Kuvvetleri, sahada ihtiyaç duyulan her alanda öncü rol üstlenmeye devam etmektedir.
Suça karışma yaşının giderek düşmesi, hem güvenlik kurumlarını hem de adalet sistemini yeni yaklaşımlar geliştirmeye zorluyor mu? Sizce bu meseleye sadece cezai değil, daha bütüncül – örneğin aile, eğitim ve sosyal koruma ekseninde – nasıl yaklaşılmalı?
Suça sürüklenen çocuklarla ilgili olarak da mevzuat çalışmaları sürmektedir. Ergenlik dönemine kadar çocuklar büyük ölçüde ailelerin kontrolündeyken, bu dönemden sonra sosyal sorunlar artabilmektedir. Günümüzde sosyal kontrol mekanizmaları değişmiştir. Bu sorunların çözümü, toplumun tüm kesimlerinin ortak çabasıyla mümkündür. Kötü niyetli kişilerin çocukları istismar etmesinin önüne geçmek için kapsamlı çalışmalar yürütülmektedir.
Öyleyse, bu meseleye cezai değil sosyolojik açıdan mı bakıyorsunuz?
-Hayır, hem cezai hem sosyolojik olarak eşgüdümle ele alınması gerektiğini düşünüyorum.
Terörsüz Türkiye sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu hedef doğrultusunda atılan adımların etkili olduğunu düşünüyor musunuz?
Türkiye’nin terörle mücadelesinde binlerce şehit verilmiştir. Bu toprakların tapusu, o şehitlerin fedakârlığıdır. Bugün burada özgürce konuşabiliyorsak, bunu önce Allah’a, sonra da şehitlerimizin ortaya koyduğu fedakârlığa borçluyuz.
Terörün bu ülkeye yalnızca manevi değil, yaklaşık 2 trilyon dolarlık bir maddi kayıp yaşattığı açıktır. Bu kaynağın ekonomiye, üretime ve yatırıma yönlendirildiğini düşünelim. Herkesin işi, aşı olurdu. Türkiye bugün çok daha güçlü bir ekonomik ve teknolojik noktada olurdu.
Savunma sanayisinde gelinen seviye önemlidir ancak bu kaynaklar heba edilmemiş olsaydı, enerji sorunu, cari açık gibi kronik problemler çok daha erken çözülebilirdi.
Biz terörsüz bir Türkiye’yi inşa etmek zorundayız. Bu süreçte 86 milyonun tamamına ihtiyacımız var. Kimseyi ötekileştirmeden, kardeşlik hukukunu güçlendirerek ilerlemek zorundayız. Bu ülkede vatandaşlık bağıyla yaşayan herkes eşittir ve başımızın tacıdır.
Terörle mücadelede devletimizin tecrübesi, birikimi ve kararlı bir siyasi iradesi vardır. Cumhurbaşkanımızın bu konudaki duruşu nettir. Milletimizin desteği de bu iradenin arkasındadır.
Özgün Kocaeli Gazetesi adına gerçekleştirdiğimiz bu özel röportajda emeği geçen İmtiyaz Sahibimiz Yüksel Demirdaş ve Kerim Çelik ile Sayın Veysal Tipioğlu’na teşekkür ederiz.