TEMA’ nın GÜZEL ÇALIŞMASI...

Abone Ol

20 Ocak 2020 “Toprak Dede “nin ölüm tarihi.

 Köşe yazımızın haftası ve 2 gün öncesinde oluşturdukları çok güzel kaynağı mercek altın alalım dedik.

 Hayrettin  Karaca’nın Kurucusu olduğu  TEMA Vakfının İKLİM SÖZLÜĞÜ Yayını Söylemlerde sıkça kullanılan , kamuoyunun merak ettiği paylaşımları çok güzel açıklamış.

Karbon ayak izi-Tarım arazisi ayak izi-Orman ayak izi-Yapılandırılmış alan ayak izi-Balıkçılık sahası ayak izi ve Otlak ayak izlerinden bahsedilir .Tümünün % 60’nı karbon ayak izi oluşturuyor. O zaman karbon ayak izini bilmek lazım.

Yaşamak için gerekli su, besin zincirini ve yaşam ortamını bozarak sağlığımızı olumsuz etkileyen İklim değişikliğini bilmek lazım.

“Sera etkisinin artması, Küresel Isınma ve İklim değişikliğine neden oluyor “ doğru paylaşımları  bize sera gazını detaylı bilmemizi gerekli kılıyor.

Hepsinin ve bütünsellik içerisinde çok daha fazlasını bu çalışma da bulabilirsiniz.

En çok ta hoşuma giden sözlükteki İKLİM MÜHENDİSLİĞİ tanımlaması.

Sanal platformlarda tümüne ulaşabileceğiniz kitabın bir kısmını yazımızda bulabilirsiniz. Emeği geçenleri kutlar. Hayrertin KARACA’yı Rahmetle Anarım.

TEMEL KAVRAMLAR

·         Antroposen

·         Direngenlik

·         Ekolojik Ayak İzi

Ekolojik ayak izi, insanın gezegendeki ekosistemler üzerindeki etkisini ölçen bir kavramdır. İnsanların hayatta kalabilmek için ihtiyaçlarının toplamı ile ekosistemin karşılayabilecekleri dikkate alınarak hesaplanır. Ekolojik ayak izi, talep ile varlık hesabı yapılarak bulunur.

Talep hesaplaması gıdaların, orman ürünlerinin, enerjinin tüketimi ve kentleşmenin sonucu olarak salınan karbondioksiti ölçer. Varlık hesaplaması, bir kentin ya da ülkenin biyolojik kapasitesi, orman arazileri, tarım arazileri, hayvancılık arazileri, yerleşik araziler olmak üzere üretim arazilerini ve deniz alanlarını temsil eder.

Ekoloji ayak izinin bir bileşini de karbon ayak izidir. Bu iki ayak izi hesaplamalarının sonuçları ise Global Footprint Network (Küresel Ayak izi Ağı) tarafından Limit Aşımı Günü’nde herkesle paylaşılır. 2022 yılı için doğanın bize bir yılda kullanmamız için sunduklarını, 28 Temmuz’da yani yılın 209. gününde bitirdik. Kalan 5 ayı sürdürebilmek için ise 2023’ten 5 ay borç aldık.

·         Etkilenebilirlik

·         Fosil Yakıtlar

Fosil yakıtlar, ölü organizmaların oksijensiz ortamda milyonlarca yıl çürümesiyle oluşan, yüksek oranda karbon içeren kömür, doğalgaz, petrol gibi fosil enerji kavnaklarıdır. Hayvan ve bitki kalıntılarının çözülmesiyle olusmamıs ancak hidrokarbon içeren katranlı kum gibi mineral yakutlara da genel kullanımda fosil yakıt tanımı içerisinde ver verilir.

Dünyada birincil enerji kaynakları arasında ver alan fosil yakıtların yakılmasıyla atmosfere salınan karbon, küresel ısınmanın başlıca nedenidir. Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) ise, enerji kaynağı olarak fosil yakıtlardan vazgeçilmesinin küresel ısınmayı durdurmak için en önemli yol olduğunu ifade etmiştir.

·         Gezegensel Sınırlar

·         İklim Değişikliği

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMIDÇS) iklim değişikliğini; "karşılaştırılabilir zaman dilimlerinde gözlemlenen doğal iklim değişikliğine ek olarak, doğrudan ya da dolaylı olarak küresel atmosferin bileşimini bozan insan kaynaklı sera gazı salımlarının uzun zaman döneminde iklimde oluşturduğu değişiklik" olarak tanımlar.

Diğer bir deyişle iklim değişikliği, uzun süreli iklim özelliklerinin (yağış, sıcaklık vb.) ortalama değerlerinde görülen değişikliklerdir.

İklim değişikliği, normal seyrinde (binlerce yıl) sürdüğünde biyolojik çeşitlilik buna uyum sağlayabilir ve hayatta kalma şansı artar. Ancak 50 vıl gibi kısa bir sürede yerkürenin yüzey sıcaklığının 1,I°C ye yükselmesi bu uyum kapasitesini zorlayarak, ekosistemi tehdit etmektedir: Bu sebeple de şu anda yaşanılan sürece bazı açılardan "iklim krizi" denmektedir.

·         İklim Değişikliğine Uyum

·         İklim Değişikliğim Azaltım

·         Karbon Ayak İzi

Karbon ayak izi bir birey, kurum, işletme ya da ülkenin bir faaliyeti gerçekleştirirken neden olduğu karbon salımlarını tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Bireyler, kurumlar, işletmeler ve ülkeler devamlılıklarını sağladıkları faaliyetlere göre farklı miktarlarda karbon salarlar. Isınma, aydınlanma ve ulaşım için tükettiğimiz enerji karbon ayak izimizi doğrudan etkilerken, kullanılan malzemelerin üretiminde tüketilen enerji ve maddeler dolaylı olarak etkiler.

Karbon ayak izini sıfırlamak için kurumlar karbon-nötr yükümlülükleri belirlemektedir: Bu vükümlülükleri gerçekleştirmek içinse öncelikle kurum karbon ayak izi hesaplamasının yapılmış olması gerekmektedir. Şu anda verilen kurumsal yükümlülüklerin bir kısmının bazı "Kapsamlarda" verildiği bilinmektedir: Bu "Kapsamlar" ise üçe ayrılmaktadır:

Kapsam 1: Kurumun sahip olduğu ya da kontrol ettiği kaynaklardan salım.

Kapsam 2: Kurumun satın aldığı malzemeler ya da enerjiden kaynaklanan salım.

Kapsam 3: Kurumun üçüncü partilere yürüttürdüğü operasyonlardan kaynaklanan salım.

Örneğin, bir tekstil firmasının ürettiği gömlek Kapsam I olurken, ürünü yaptığı kumaş/düğme/iplik Kapsam 2, ürünün dağıtılması ise Kapsam 3' girer: Değer zincirinin karbon-nötr hale gelmesi için Kapsam 2 ve Kapsam 3 'ün taahhüt altında olması önemlidir.

·         Karbondioksit Eşdeğeri-CO₂e

·         Küresel Isınma

Geçmiş dönemlerin iklim verilerini inceleven bilimsel çalışmalar, daha eski zamanlarda olduğu gibi, gezegenimiz ikliminin son 500 bin vılda da defalarca soğuk ve sıcak dönemlerden geçtiğini ortaya koymaktadır. Bu dönemlerde atmosferdeki sera gazı oranları doğal döngüsünde belli oranlarda artmış ve azalmıştır. Bununla birlikte sera gazlarınn atmosferdeki konsantrasyonları (tutarları) uzun süreler boyunca, belirli doğal değişkenliklerle birlikte, görece aynı kalmıştır. Örneğin, öne çıkan bir sera gazı olarak karbondioksit gazının atmosferdeki maksimum tutarı vüz binlerce yıl yaklaşık olarak 280 pm (milyonda hacimde. parçacık) idi. Bu da gezegenimizi ideal yaşam sıcaklığı olan ortalama 15 derecede tutuyordu.

Ta ki sanayi devrimine kadar. Sanayi devriminden itibaren başta fosil yakıtların yakılarak enerji elde edilmesi olmak üzere vürütülen insan faaliyetleri atmosferdeki sera gazı tutarını bugüne kadar olduğundan çok daha fazla arttırmıştır. Örneğin, 2022 Ocak ayında yüz binlerce yıldır olandan farklı olarak ilk defa atmosferdeki karbondioksit gazı birikimi yaklaşık 417 ppm've yükselmiştir.

Bu durum gezenimizi doğal koşullarda yaşanabilir sıcaklıkta kılan "sera etkisini" güçlendirerek, Güneş’ten gelip yeryüzünde emilen enerjinin önemli bir bölümünün yerküreden ısı enerjisi olarak salındıktan sonra uzava kaçmasını engellemektedir. Dolayısıyla kuvvetlenen sera etkisi küresel ısınmaya, küresel ısınma da iklimde durağanlığın bozulmasına, hava koşullarında ve yağış rejimlerinde değişikliğe ve aşırı sıcaklıkların hızla artmasına neden olmaktadır.

·         Müşterekler

·         PM ve ppm

Partikül Madde (PM), fosil yakıtların yanması sonucu ortaya çıkan, oldukça küçük katı parçacıklardır. Partikül de denmektedir. Partiküller çok çeşitli maddeleri içerdiği gibi insan ve çevre sağlığını tehdit edecek maddeler de içerir. Bunların en tehlikelisi 2,5 mikron (milimetrenin binde biri) olan İnce Partikül Madde (PM)2,5' dir. Çapı 10 mikron olan PM10 ise toz, polen, küf gibi maddelerdir.

ppm tanımı ise İngilizce "parts per million" teriminin kısaltmasıdır. Türkçe' de ppm milyonda bir parçacık ya da milyon hacimde bir kısım demektir. Atmosferdeki karbondioksit seviyesi ölçümlerinde sıkça duyduğumuz ppm, aslında atmosferde milyonda kaç birim karbon olduğunu ortaya koymaktadır. Ocak 2022 itibarıyla atmosferde 417,30 pm karbondioksit bulunmaktadır. 2020’nin aynı döneminde 413,77 pm olan bu oran sanayi öncesi dönemde ise yalnızca 280 ppm idi.

·         Sera Gazları

Sera gazları, Güneş'ten gelen kısa dalga boylu radyasyonun (ışınım) atmosferde ve yeryüzünde emildikten sonra, uzun dalga boylu ışınım olarak geri salınan büyük bir bölümünü uzaya kaçmadan tutan ve yeniden salarak doğal sera etkisinin oluşumuna katkı sağlayan gazlardır. Isı dengesini düzenleyen bu doğal sürece bu yüzden sera etkisi denir. Sera gazları olmadan, dünya yüzeyinin ortalama sıcaklığı mevcut ortalama olan 15°C yerine yaklaşık -18°C olurdu. Sera gazları; su buharı (H₂O), karbondioksit (CO₂), metan (CH₄), diazot monoksit (N₂O), ozon (O₃), kloroflorokarbonlar (CFC'ler), hidroflorokarbonlar (HFC' ler), perflorokarbonlar (PFC'ler) ve bunların farklı çeşitleridir.

Sanayi devriminin başlangıcından bu yana insan faaliyetleri sebebiyle, başta karbondioksit ve metan vb. gibi sera gazlarının atmosferdeki tutarlarındaki ciddi artışlar, karşımıza iklim değişikliği olarak çıkmaktadır.

IPCC tarafından yayımlanan 6. Değerlendirme Raporu'na göre, sera gazı salımları acil olarak azaltılmadır.

Aksi takdirde küresel ısınmayı önümüzdeki on vıllarda 2°C' de tutmak bile mümkün olmayacaktır.

·         Su Ayak İzi

·         Sürdürülebilirlik

Sürdürülebilirlik en genel haliyle, "üretim ve çeşitliliğin devamlılığı sağlanırken insanlığın yaşamının daimi kılınabilmesi" ve "kendi ihtiyaçlarımızı, gelecek nesillerin ihtiyaçlarından ödün vermeden karşılayabilmemiz olarak tanımlanabilir.

Kavram, ilk defa 1713 vılında bir Alman muhasebecisi ve madencisi olan Hans Carl von Carlowits'in kaleme aldığı "Sylvicultura Economica" (Orman Yetiştirme Ekonomisi) isimli kitabında yer almıştır. Sürdürülebilirlik üç temel ilke üzerine oturmaktadır; ekolojik, ekonomik ve sosyal sürdürülebilirlik.

Ekolojik sürdürülebilirlik olmadan ekonomik ve sosyal sürdürülebilirliğin sağlanması mümkün değildir. Ancak bugün sürdürülebilirlik kavramı, gelinen noktada aşınmış ve tüketilmiş bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır

·         Yutaklar

KRONOLOJİK SIRAYLA ÖNEMLİ BELGE, KURUM  VE KONFERANSLAR

·         Büyümenin Sınırları Raporu

·         Stockholm Konferansı

·         Birleşmiş Milletler Çevre Programı

·         Ortak Geleceğimiz Raporu

·         Montreal Protokolü

·         Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli

·         Rio Konferansı

·         Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC), iklim değişikliğine neden olan insan faaliyetleri sonucu ortaya çıkan sera gazlarının salımlarının belirli bir düzeyde (1990 yılı referans alınmıştır) durdurulması ya da azaltılması amacıyla hazırlanmıştır. Sözleşmenin 2. maddesine göre sözleşmenin amacı, atmosferdeki sera gazi birikimlerini, iklim sistemi üzerindeki tehlikeli insan etkisini durdurmayı başarmaktır. Sözleşme bağlayıcı ya da zorlayıcı bir mekanizma değildir ve 3 temel ilkesi bulunur. Bunlar; eşitlik ve ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar; önceden önlem alma yaklaşımı ve kalkınma ile iklim değişikliğinin birbiriyle bağlı olduğunun kabulü.

UNFCCC, farklı yükümlülüklere göre devletleri ayırmaktadır. Bunlar EK-1 ve EK-2 listesi olarak adlandırılan ülkelerdir. EK-1 listesi OECD ve/veya AB üyesi sanayileşmiş ülkeler, Rusya Federasyonu, Baltık Devletleri ile Orta ve Doğu Avrupa’daki bazı devletler olmak üzere ekonomileri geçiş sürecinde olan devletleri kapsar. EK-2 ise gelişmekte olan ülkeler dışında kalan OECD üyesi diğer EK-1 Taraflarıdır. Bu ülkeler, gelişmekte olan ülkelere finansman kaynağı sağlamak ve uyum konusunda yardımcı olmakla yükümlüdür.

Türkiye, sözleşme ilk imzalandığında EK-2 ülkesi olmak istediğini belirtmiş ancak Paris Anlaşması sürecinde (2015) finansman sağlayamayacağını belirterek EK-1 listesine alınmak istediğini ifade etmiştir. Son olarak EK-2 listesiyle ilgili değişiklik talebini geri çekmiştir.

·         Aarhus Sözleşmesi

·         Taraflar Konferansı

·         Kyoto Protokolü

Kyoto Protokolü, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 1997 yılında Japonya’nın Kyoto şehrinde düzenlediği toplantıda kabul edilmiştir. Küresel ısınma ve iklim değişikliği konularında mücadele etmeyi sağlamaya yönelik en önemli uluslararası adımdır. Bu protokolde ilk defa sayısal olarak belirlenmiş net bir sera gazı azaltım yükümlülüğüne atıfta bulunulur ve anlaşma bağlayıcıdır. Bu protokole taraf olan 156 ülke ve Avrupa Birliği, karbondioksit ve sera etkisine neden olan diğer 5 sera gazının salımını azaltmaya söz vermişlerdir.

Kyoto Protokolü'nde gelişmiş ülkelere sera gazı yükümlülüklerini Kyoto Protokolü Düzenekleri adı verilen esneklik düzenekleri va da kolaylıkları yoluyla gerçekleştirme hakkı da tanımıştır. Protokolde, tarafların küresel toplam: sera gazı salımlarını 2008-2012 yılları arasında, 1990 yılı salımlarının %5 altına indirmeleri istenir. 1997’de kabul edilen protokol, 2005'te yürürlüğe girebilmiştir. Türkiye ise 2009 yılında taraf olmuştur.

Protokol, özellikle salım ticaretine olanak tanıdığı için "paran varsa kirletebilirsin" yaklaşımına yol açtığı için eleştirilmiş, sera gazı salım ticaretinin sera gazı salımlarını azaltma konusunda başarısız olduğu dile getirilmiştir.

·         IPCC 1,5°C Küresel Isınma Özel Raporu

·         Paris Anlaşması

Sera gazı azaltımında sorumluluk üstleneceği bir üst yapı kuran UNFCCC ve onun altında kurgulanan Kyoto Protokolü, üzerinden on yıllar geçmesine karşın istenilen düzeyde etkili olamadı. Uluslararası kamuoyunun bu duruma yanıtı, öncekilerin aksine, alttan-üste, gönüllü katkılar ve farklılaştırılmış sorumluluklara dayanan bir anlaşma metni üzerinde uzlaşılması olmuştur. UNFCCC kapsamındaki görüşmeler 2015 yılında Paris 'te gerçekleştirilen 21. Taraflar Konferansında sonuç vermiş ve taraf devletler Paris Anlaşması metnini kabul etmiştir. Anlaşma 22 Nisan 2016 da imzaya açıldıktan kısa bir süre sonra 4 Kasım 2016 da resmen yürürlüğe girerek Birleşmiş Milletler tarihinde en hızlı devreye giren çevre anlaşması niteliği kazanmıştır.

Paris Anlaşmasının uzun vadeli sıcaklık hedefi, küresel ortalama sıcaklık artışını sanayi öncesi düzeyine göre 1,5°C' de sınırlandırmak ya da bu başarılamazsa küresel ısınmayı 2°C 'nin oldukça altında tutmak şeklinde belirlenmiştir

Sıcaklık artışını 2°C yerine 1,5°C ile sınırlamak iklim değişikliğinin risklerini ve etkilerini önemli ölçüde azaltacağını kabul etmek demektir. Bunu sağlamak için salımların olabilecek en kısa sürede azaltılması ve 21. yüzyılım ikinci yarısına kadar salınan ve tutulan sera gazlarının dengelenmesi hedeflenmektedir. Anlaşma ayrıca tarafların iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine uyum sağlama yeteneğini arttırmayı ve "düşük sera gaz salımları ve iklime dirençli kalkınma yolunda tutarlı bir finansman" sağlamayı hedeflemektedir. Türkiye, Paris Anlaşması’nı 2016 yılında imzalamasına rağmen 2021 itibarıyla resmen onaylamıştır.

·         Ulusal Olarak Belirlenmiş Katkı

·         Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

 

ADALET TALEBİ

·         Adil Geçiş

Adil geçiş, sendikal hareketler tarafından iklim değişikliğine uyum sağlayacak ve biyolojik çeşitliliği gözetecek bir şekilde, isçi haklarını ve geçim kaynaklarını güvence altına almak için oluşturulmuş bir dizi değişikliği içeren bir çerçevedir.

Adil geçiş, tüketim ekonomisinden üretim ekonomisine geçiş için birleştirici vizyoner bir dizi ilke, süreç ve uygulamadır.

Bu, üretim ve tüketim döngülerine bütünsel ve israfsız yaklaşmak anlamına gelir. Geçisin kendisi adil ve hakkaniyetli olmalı, geçmiş zararları telafi etmek ve tazminatlar yoluyla gelecek için daha adil bir dünya yaratma anlamı taşımalıdır.

·         Çevre Adaleti

·         İklim Adaleti

"İklim adaleti", iklim değişikliğinin toplumun farklı sınıflar ve tabakaları üzerinde farkli olumsuz etkileri olabileceğini kabul eder. İklim adaleti kavramının kökenleri sosyal adaletsizlikte yatmaktadır. İklim aktivistleri, geçmişten gelen sosyal ve ekonomik eşitsizliklerin iklim krizi ile derinleşmesi sonucunda, toplumların alt sınıflarının daha da yoksullaşmasına karşı bu eşitsizliklerin giderilmesi için çabalamaktadır.

Avrupa ve Kuzey Amerika' daki ülkelerin (Küresel Kuzey), dünyanın diğer bölgelerindeki (Küresel Güney) fosil yakıt, maden ve tarım arazilerinin sermaye birikimi için tüketilmesi sonucu oluşan ekolojik yıkım ve tahribat bugün yaşadığımız iklim değişikliğinin temelini oluşturmaktadır.

Bu sebeple iklim adaleti, iklim değişikliğinde en az sorumluluk sahibi olanların iklim değişikliğinin sonuçlarından en fazla etkilenecek olanlar olmasından dolayı ortaya çıkan bir adalet arayışıdır.

İklim adaleti ilk olarak 2000 yılında Hollanda’nın Lahey kentinde 6. Taraflar Toplantısı’na paralel olarak düzenlenen bir toplantıda adını duyurmuştur.

·         Nesiller Arası Adalet

GÜNCEL TARTIŞMALAR

·         Dışsallıklar

Bir üreticinin/firmanın/ülkenin üretim faaliyetleri ya da tüketim faaliyetleri sırasında oluşan, bu faaliyetle doğrudan bağı bulunmayan üçüncü kişileri olumlu ya da olumsuz etkileyen durumdur.

Pozitif dışsallıklar ve negatif dışsallıklar olarak ikiye ayrılır.

Kısa mesafede araba verine yürümeyi tercih etmek sera gazı salımını düşüreceği için üçüncü kişilerin daha temiz hava solumasını sağlayacaktır. Buna pozitif dışsallık denir.

Bir maden şirketinin atik barajının yıkılması sonucu etrafa salınan zehirli kimyasallar insan ve çevre sağlığında ağır tahribata neden olur. Barajı güvenli yapmak için gerekli denetim ve teknolojiye yatırım yapmayan maden şirketi, atık barajının yıkılması sonucu oluşan maliyeti toplumun üzerine yıkar. Buna negatif dışsallık denir.

·         Doğa Tabanlı Çözümler

·         Döngüsel Ekonomi

Döngüsel ekonomi, lineer (doğrusal) ekonomiden farklı olarak bir ürünün yaşam döngüsüne sahip olmasını sağlar. Üretildiği ve kullandığı malzemelerin geri dönüştürülmüş olmasını ya da dönüştürülebilen malzemeden üretilmesini sağlar, tamir edilmesine olanak tanır ve ürünü oluşturan malzemelerin atık olmasına izin vermeden tekrar dönüştürür. Böylece kullan-at modeliyle çalışan doğrusal ekonomiden ayrılır.

Döngüsel ekonomi, kaynakları ekonominin içinde mümkün olduğunca uzun süre tutar ve tekrar tekrar kullanır. Atık kavramı ortadan kalkar ve böylece çevreye verilen zarar minimuma indirilir. Döngüsel ekonomi aynı zamanda ihtiyacından fazlasını üretmemeyi ve doğrusal olarak da tüketmemevi hedefler.

·         Eko-Kaygı

·         Ekokırım

·         Ekolojik Borç

·         Ekolojik Yurttaşlık.

Ekolojik yurttaşlık, dünyanın parçası olarak bireyleri, toplulukları ve kuruluşları çevresel hak ve sorumlulukları dikkate almaya teşvik eden bir yurttaşlık türüdür. Bir bireyin tüketim tercihlerini ekoloji uyarınca bilinçli bir şekilde değiştirdiği durumdur.

2006 yılında çevre politikaları uzmanı Andrew Dobson tarafından ortaya atılan kavram, devlet-birey ilişkisine vurgu yapar ve ikisi arasındaki sosyal sözleşmeyi çevre açısından veniden tanımlamayı amaçlar.

İnsan, ekoloji uğruna daha fazla para vermeyi göz alabildiğine göre, insanın yalnızca ve yalnızca kendi çıkarı ve maksimum kâr amaçladığını ortaya atan "homo economicus" kavram çöker ve insanın sosyal, dayanışmacı ve paylaşımcı bir varlık olduğu söylemi doğrulanır.

·         Ekosistem Restorasyonu

·         Gayri Safi Mutluluk Endeksi

·         Küçülme

PROBLEMLİ KAVRAMLAR

·         Ekosistem Hizmetleri

·         İklim Mühendisliği

·         Karbon Denkleştirme

·         Karbon Tutma ve Depolama

Üretim tesislerinin faaliyetlerinde ortaya çıkan karbondioksiti bacada ayırarak, toprak altına depolama tekniğine karbon tutma ve depolama denir. Özelikle atmosferden karbonu azalttığı düşünüldüğü için azaltım ya da verimlilik önlemleri yerine bu çok yeni teknolojiye yatırım yapılması gerektiği, fosil yakıt şirketleri tarafından çokça dile getirilir.

Karbon tutma ve depolama teknolojisi oldukça pahalıdır ve en çok kömür ya da doğalgaz elektrik üreten tesisler tarafından kullanılmaktadır. Depolama sırasında ise birçok kazı yapılarak doğal alanlar tahrip edilmektedir. Bu oldukça yeni, pahalı ve depoladığından daha fazla karbon salımına neden olan teknolojiye yatırım yapmak yerine yenilenebilir enerji santrallerinin yaygınlaştırılması çok daha kolay, ucuz ve sağlıklıdır.

·         Yeşil Badana

"Greenwashing" olarak tanımlanan, Türkçe’ye yeşil badana ya da yeşil aklama dive çevrilen kavram, ürünlerin "çevre dostu, organik, vegan ya da yeşil" gibi sıfatlarla tanımlanmasına ve bu şekilde pazarlanmasına rağmen "çevre dostu, organik, vegan ya da yeşil" olmaması durumunu anlatır. Bu durum, bu sıfatlara sahip ürünlerin çok daha fazla rağbet gördüğünü fark eden şirketlerin, ürünlerini satabilmek için geliştirdikleri bir pazarlama stratejisidir.

Bu şekilde şirketler, ürünlerinin sürdürülebilir olmasını sağlamak için iş uygulamalarında anlamlı değişiklikler yapmak zorunda kalmadan, ürünlerinin" çevre dostu olduğunu" vurgular. Arkasında yeşil imaj çalışması olan her faaliyet alanının gerçekte dünyaya ne gibi bir faydasının/zararının olduğunun fark edilmesinin önemi artmış durumda.

Bu doğrultuda tüketici olarak bizlerin bilinç düzeyimizi artırmamız, bu tarz imaj çalışmalarına maruz kalmamak adına neler yapabileceğimizi bilmemiz önemli. Peki neler yapabiliriz:

• Yeşil yıkama sorununa dair öne çıkan en önemli örneklerden biri, tek kullanımlık plastiklerdir. Bugün üretilen plastiğin %90'indan fazlası geri dönüştürülmemektedir. Bu nedenle tek kullanımlık plastik ürün tüketiminden kaçınmak oldukça önemlidir. Birçok şirket plastik ürünleriyle ilgili itibar değiştirmek için doğal plastik kullandığını söylüyor. Ancak bu doğal plastikler de sandığı kadar masum değil, çöplüklerde kıt olan oksijen ve güneş ışığına erişimi içeren, çok özel koşullara ihtiyaç duyarlar.

• Almak istediğiniz ürünün paketine değil içindekiler kısmına bakmak oldukça anlamlı olacaktır çünkü paketin üzerinde doğa resimleri, çevre konusunda hassasiyet barındırdığını iddia eden yeşil, doğal vb. kelimeler bulunabilir. Ancak, bir ürünün gerçekten sürdürülebilir yöntemlerle üretilip üretilmediğini, içeriğinin çevreye zarar verip vermediğini paketine bakıp anlamak güçtür. O nedenle içeriğine bakmak, sonrasında ise üretim yöntemlerine yönelik küçük bir araştırma yapmak iyi olacaktır.

• Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler gibi durumlar içinse bu mücadeleyi yürüten STK'ları sosyal medya hesaplarından takip ederek doğru bilgiye ulaşılabilir.

• Bilgi edinmek amacıyla markanın kendi sitesindeki veriler; internette ufak bir araştırma yapılarak teyit edilebilir. Eğer herhangi bir bilgiye rastlanmazsa o markaya e-posta atılabilir, sosyal medya hesaplarından "etiketleme" yöntemiyle ilgili sorular sorulabilir.

• Bir diğer önemli nokta ise, şirket sahiplerinin kimler olduğu ve söz konusu şirketin başka ne gibi yatırımları olduğudur.

Sürdürülebilirliğe önem verdiğini, çevreye uyumlu üretim yaptığını iddia eden şirketlerin bir yandan fosil yakıt üretmesi oldukça yaygın bir durumdur. Bu noktada markanın sahiplerini ve sahiplerinin diğer yatırımlarını araştırarak. tercihlerde bulunulabilir.

• Oldukça önemli sayılan diğer adım ise, küçük üreticiyi korumak ve desteklemektir. Bu kapsamda, çevre dostu ve sürdürülebilir üretim için yakınımızdaki küçük üreticilerden ürünler almak yeşil badanaya karşı atılacak en önemli adımdır.

KISA KISA

·         İklim Direngen

Bir alanın, topluluğun, kentin, şirketin ya da kurumun iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı önceden hazırlıklı olması ve bu etkilerden en az kayıpla çıkması durumu.

·         İklim Güvenli

·         İklim Nötr

·         İklim Pozitif Net Negatif

·         Karbon Negatif

·         Karbon Nötr

·         Mutlak Sıfır

·         Sera Gazı Nötr

·         NET SIFIR

Atmosfere saldığı sera gazlarının yutak alanlar tarafından emilmesi/tutulması yoluyla atmosferde sera gazlarının dengelendiği durum

Hüsnü Baysal'ın katkılarıyla...