Basın açıklamasını THTM Kocaeli Meclisi adına meclis üyesi Fatma Zehra Gül yaptı. THTM Kocaeli Meclisi üyesi Fatma Zehra Gül, bugün yalnızca bir kentin kurtuluşunun anılmadığını belirterek, "Bugün burada yalnızca bir kentin kurtuluşunu anmak için bir araya gelmedik. Bugün burada, bir halkın boyun eğmeyen iradesini selamlamak için toplandık. İzmit'in kurtuluşu, emperyalizme karşı verilen büyük mücadelenin bir parçasıdır. Bir halkın yokluk içinde var oluşudur, imkânsızlıklar içinde direnmesidir ve teslimiyeti reddetmesidir." dedi.
"Kurtuluş masa başında değil cephede kazanıldı"
Kurtuluş Savaşı'nın en ağır şartlarda verildiğini ifade eden Gül, "Bu topraklarda kurtuluş, masa başında değil, cephede kazanılmıştır. Silah yoktu, mühimmat yoktu, açlık vardı, yoksulluk vardı. Ama tüm bu yokluklara rağmen geri adım atmayan bir irade vardı. Bir halk vardı ve o halkı örgütleyen Kuvayı Milliye vardı." diye konuştu.
"Kocaeli direnişin en önemli cephelerinden biridir"
Kocaeli'nin Milli Mücadele'deki rolüne dikkat çeken Gül, "Kocaeli bu mücadelenin en önemli cephelerinden biridir. Servetiye Cephesi bu direnişin somut adıdır. Yahya Kaptan yalnızca bir isim değil, işgal karşısında örgütlenen yerel direnişin simgesidir. Kara Fatma ise cephe gerisinde kalmamış, 43'ü kadın olmak üzere yüzlerce kişiden oluşan milis kuvvetlerine komuta etmiştir. Bu topraklarda direniş yalnızca cephede değil; köylerde, dağlarda ve mahallelerde örgütlenmiş, 11 ay boyunca kesintisiz sürmüştür." ifadelerini kullandı.
"Kasr-ı Hümâyun tarihi bir eşiktir"
Mustafa Kemal Atatürk'ün Kasr-ı Hümâyun'da yaptığı basın toplantısına da değinen Gül, "Kasr-ı Hümâyun'da yapılan basın toplantısı, halk egemenliği fikrinin açıkça dile getirildiği tarihsel bir eşiği temsil eder. Bir imparatorluk düzeninden halk iradesine geçişin işaretidir. Sadece bir konuşma değil, yönü değişen tarihsel bir yürüyüştür." dedi.
"NATO halkların güvenliği değildir"
Konuşmasının devamında NATO'yu eleştiren Gül, "Bugün Türkiye başka bir tarihsel hattın içindedir. Türkiye NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapmaktadır. Ve bu yalnızca diplomatik bir toplantı değildir. Bir siyasal tercihin, bir yönelimin ve bir bağımlılık ilişkisinin göstergesidir. NATO halkların güvenliği değildir. NATO emperyalist çıkarların örgütlenmiş halidir. NATO savaşları büyüten bir askeri bloktur, bağımsızlık alanlarını daraltan bir düzendir ve halkları karşılıklı korku döngülerine hapseden bir mekanizmadır." diye konuştu.
"Başkent abluka altına alındı"
Ankara'daki güvenlik önlemlerini de eleştiren Gül, "Bugün Ankara'da gördüğümüz tablo bunu açıkça göstermektedir. Yollar kapatılmıştır, kent abluka altına alınmıştır, gözaltılar yapılmıştır, tutuklamalar vardır. Tüm bunlar güvenlik adı altında normalleştirilmektedir. Oysa ortada bir güvenlik tehdidi değil, siyasal bir tercih vardır. Bir savunma ittifakı neden halktan korkar? Bir güvenlik örgütü neden kendi toplantısı için bir başkenti kapatır? Bir zirve neden özgürlükleri askıya alır? Çünkü burada savunulan şey halk değil, emperyalist düzendir." ifadelerini kullandı.
"Türkiye'nin geleceği NATO planlarında değil"
Tam bağımsızlık vurgusu yapan Gül, "Tam bağımsızlık yalnızca sınırların değil, kararların bağımsızlığıdır. Sadece geçmişin değil, geleceğin meselesidir. Türkiye'nin geleceği NATO planlarında değil, halkın iradesindedir. Zirvenin yapılacağı Ankara açık hava hapishanesine çevrilmiştir. Başkentimiz, iktidar tarafından eylem ve gösterileri engellemek amacıyla günler sürecek bir ablukaya alınmıştır. Madem öyle, bugünden itibaren Türkiye'nin her yeri eylem alanıdır. Türkiye'nin yurtseverlerini, boyun eğmeyenlerini her yerde NATO'ya karşı sesini yükseltmeye davet ediyoruz." dedi.











