İlk önce toprak inledi ağıtlar yakarak,
Sonra kuşlar havalandı korku içinde.
Ve öyle bir sıcak basmıştı ki her yeri,
Bir kıvılcım yetmişti kopan bağlamanın teline.
Ve önce yürekleri, sonra dilleri susturmuştu
Türkülerin gölgesinde önce ateş, sonra o kapkara kor yeli…
Bazı şeyleri görünür kılmak pek de mümkün olmuyor bu hayatta. Bazen sessizce, bazen de sahte söylemlerle usulca yaklaşıyor yanımıza saf kötülük. Tıpkı 2 Temmuz 1993’te yaşanan ve tarih sayfalarına kapkara bir leke gibi Sivas Katliamı olarak yazılan; sırf inançları, kültürleri ve ideolojileri farklı diye özellikle çıkarılan yangın gibi…
Siz Madımak’ı sadece taştan, tuğladan ibaret bir yapı sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Burası vicdanın, merhametin ve birlikte yaşama iradesinin de bir binayla beraber yanıp kül olduğu yerdir. Oysaki insan hayatı, her türlü ayrılığın, öfkenin ve hesaplaşmanın üzerindedir. İnancı, düşüncesi ya da kimliği ne olursa olsun, her insanın yaşam hakkının dokunulmaz olduğunu savunabilmek de ortak vicdanın gereğidir.
Onlarca insanın göz göre göre hunharca yakıldığı, bu toprakların ortak hafızasına “vahşet” olarak kazınan Madımak yangınından sağ kurtulanların korku dolu anlatımları hâlâ kulaklarımda. Bugün bile o dumanın kokusunu hâlâ unutamadıklarını, o gün kaybettiklerinin sesini hâlâ duyduklarını anlatırlar.
Günümüze dönersek;
Farklı düşüncelere, farklı inançlara, farklı yaşam biçimlerine tahammül etmeyi gerçekten öğrenebildik mi? Yoksa birçok olayda olduğu gibi sadece yıl dönümü etkinliğinde konuşmacılara alkış mı tutuyoruz?
Yalnızca bir takvim yaprağından ibaret olmayan 2 Temmuz’da sadece canlar kaybedilmedi. Güven duygusu, birlikte yaşama umudu ve insanın insana duyduğu inanç da ağır yara aldı.
“Ateş düştüğü yeri yakar” derler. Ama burada yaşanan olaylar, toplum olarak hepimizde çok derin yaralar açtı. Bazı yangınlar söndürülse bile bıraktığı izler bir ömür boyu taşınır.
“Gelin canlar bir olalım” diyerek asırlar öncesinden insanlığı birliğe davet eden Pir Sultan Abdal’ın adına düzenlenen anma etkinliğinin böylesine büyük bir acıyla anılır hâle gelmesi de tarihin en acı ironilerinden biridir.
Sevgiyle kalın…