Vicdansızlar! Hiç mi suçluluk duymuyorsunuz?

Abone Ol

Her ne kadar büyüklerimizin ellerini öpmeye gidemesek de onlara doya doya sarılamasak da bu mis gibi havanın tadını çıkartamasak da her şeye rağmen bugün bayram.

Bugün çocuklar komşularının bayramını kutlayıp şeker toplayacaklardı. Bazılarımız uzaktaki yakınlarını görmeye gidecek, onlarla hasret giderip hoş vakit geçireceklerdi. Ama malum koronavirüs bize engel oldu. Evet, 1 yılı aşkın süredir bu illetten kurtulamadık. Aslında bize engel olan virüs değil, her şeye rağmen tedbir ve kısıtlamaları ihlal edenler oldu. Benim vicdansızlar diye tabir ettiğim, ben sokağa çıksam ne olur, ben maske takmasam ne olur, ben arkadaşlar ile partiye veya oyuna gitsem ne olur diyenler oldu.

Pandemi bizlere aslında önemsemediğimiz pek çok şeyin ne kadar da değerli olduğunu hatırlattı. Yüzümüze bir maske takmadan sokağa çıkmanın, istediğimiz saatte alışveriş yapmanın, kafamıza estiğinde ailece pikniğe gitmenin, büyüklerimizi istediğimiz zaman rahatça görebilmenin, kendi sağlığımız ve sevdiklerimizin sağlığı için, sürekli endişe etmeden dolaşmanın ne kadar değerli olduğunu gösterdi. Hepimiz bu salgın bitsin istiyoruz. Eminim bu illetten kurtulduğumuz zaman, ara verdiğimiz ve özlediğimiz aslında çok basit görünen özgürlüklerimize kavuşmak, bizlere daha anlamlı ve mutlu bir hayat yaşamak konusunda kötü ama etkili bir tecrübe sağlayacak.

Gelgelelim yazımın odağındaki vicdansızlara, bizler gazeteciler olarak ne kendilerini ne de bir başkasını düşünmeyen bu vicdansızları haber yapmaktan yorulduk. Ancak bu insanlar haber olmaktan yorulmadı. Pandeminin başından bu yana, güzel ülkemin her yerinde bu insanlar kameralara yansıdı. Maske yasağına itiraz edip külhanbeylik yapanlar, sırf uyarıldıkları için vatandaşa saldıranlar, değişik guruplarda örgütlenip gizli partiler yapanlar, polis veya jandarma bastığında camdan atlayan ya da masa altında saklananlar, oyun veya kumar oynamak için kimi zaman bir evi, kimi zaman bir villayı, kimi zaman ise bir depoyu ya da prefabriği kendine mesken edindiler.

Gerçekten bu insanlara sormak istiyorum; Sizler nasıl insanlarsınız? Sizin hiç mi vidanınız yok? Sizin sevdiğiniz veya değer verdiğiniz hiç kimse yok mu? Kendi sağlığınızı düşünmüyorsanız, bari onların sağlığını düşünün. Daha geçen gün, Kocaeli’nde basılan bir iş yerinde, kumar oynayan kişiler arasında normalde karantina altında olması gereken bir kişi yakalandı. Evet bu vicdansız, bile bile bu virüsü yaymaya devam ediyor. Ama onun kadar, orada bulunan ya da benzer şekilde kısıtlamaları ihlal eden herkes suçlu.

Çocuklar okula gidemiyor. Parka çıkıp rahatça oyun oynayamıyor. Çocuklar gibi yaşlılarımız da evde kalmaktan sıkıldı. Psikolojileri bozuldu. Pandeminin en başından bu yana bu mücadele de en önde savaşan, eş, dost veya akrabayı bırakın kendi ailesini bile görmeyerek hasret kalan sağlıkçılar artık yoruldu. Bir açılma, bir kapanma, bir boşalan bir dolan servisler onları da yıprattı. Esnafın dayanacak gücü kalmadı. Bu işin siyaseti olmaz. Bu işin şakası da yok. Salgın karşısında bugüne kadar başarısız olmamızdaki en büyük neden ‘bana bir şey olmaz’ deyip tedbir ve kısıtlamaları ihlal eden bu kişilerin cehaletleri oldu.

Kocaeli'nde son bir haftada önemli bir rekor kırıldı haberiniz var mı? Tam kapanma döneminde 1 hafta içerisinden 6 bin iki yüz küsur kişiye tedbir ve kısıtlama ihlallerinden ceza yazıldı. Yanlış hatırlamıyorsam bu cezaların 5 bin 353‘ü sokağa çıkma kısıtlamasını ihlalden yazıldı. Şimdiye kadar haftada en fazla 2 bin küsur kişiye tedbir veya kısıtlama ihlalinden ceza yazılıyordu. Bu kişilere özellikle sesleniyorum. Sadece kendinizi riske atmıyorsunuz. Herkesin sağlığı ve kaderi ile oynuyorsunuz. Bu gidişe son vermek, bir açılıp bir kapanmanın önüne geçmek hepimizin elinde.

Aslında tedbir ve kısıtlamaları ihlal edenlere para cezasının yetersiz kaldığını, bana göre kontrollü ev hapsi gibi cezaların getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. İnşallah bunlara gerek kalmaz. İnşallah bu son kapanma olur. İnşallah bu bayram son kez tadında yaşayamadığımız bir bayram olur. İnşallah bu virüsten eş, dost ve akrabamızı ya da kapı komşumuzu kaybettiğimiz son günler olur.

Virüs pek çok mutasyona uğradı. Bunlardan bazıları bizim ülkemiz de de görülüyor. Bu virüse kurban gidenler artık sadece yaşı ilerlemiş kişiler değil, açın haberlere bakın. Artık hayatını kaybedenlerin kimi 30’lu yaşlarda kimi ise 40’lı yaşlarda. Evet vicdansızlar, ne bekliyorsunuz? Allah korusun ve Allah kimsenin başına vermesin bu virüsten bir sevdiğinizi ya da yakınınızı kaybetmeyi mi? O zaman hiç mi suçluluk duymayacaksınız? Hiç mi pişmanlık yaşamayacaksınız? Kapanma dönemi bittiğinde bile herkesi kendileri ve sevdikleri için, esnaf ve sağlıkçılarımız için, gecesini gündüzüne katarak görev yapan güvenlik güçlerimiz için, çocuklarımız ve yarınlarımız için daha tedbirli olmaya, daha duyarlı davranmaya çağırıyorum. Hayırlı bayramlar, güzel gelecek günler diliyorum.