CHP’nin “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 99’uncusu, İstanbul Saraçhane’de gerçekleştirildi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğunun yıl dönümünde düzenlenen mitinge binlerce kişi katıldı. Çevre illerden de yoğun katılımın olduğu programda öğrenciler, sendika temsilcileri ve siyasi isimler kürsüden konuşmalar yaptı.
Yoğun Katılım Dikkat Çekti
Miting öncesinde Saraçhane ve çevresinde kalabalığın giderek arttığı gözlemlendi. CHP yönetimi ve il örgütlerinin yaptığı çağrıların ardından vatandaşlar alana akın etti. Üniversite öğrencileri de Beyazıt Meydanı’nda yaptıkları açıklamanın ardından Saraçhane’ye yürüdü.
“Şimdi Gücümüzü Geliştirme Zamanıdır”
Mitingde ilk olarak kürsüye çıkan Boğaziçi Üniversitesi Öğrenci Temsilcisi Gilda Silifkeli konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Bugün saray rejimi yağma, rant ve savaş politikasıyla halkı sefalete, işçinin emeğine çökmeye ve gençliğini geleceksiz bırakmaya devam etmektedir. 19 Mart direnişinin arka planındaki sebepler bunlardır. Tüm bunlara karşılık binlerce genç, kadın, işçi ve emekçi "Biz böyle yaşamak istemiyoruz" isyanını kuşanarak sesimizi hep beraber yükselttik.
Fakat 19 Mart direnişinin üstünden bir yıl geçmesine rağmen bugün hala işçi sınıfının emeğinin üstüne çökülüyor, ölesiye çalıştırılıyor. Bizden çalınanlarla savaş finanse ediliyor ve bu düzene karşı çıkan öğrenci gençlik soruşturmalarla, uzaklaştırmalarla, gözaltılarla ve tutuklamalarla sindirilmeye çalışılıyor.
Biz öğrenciler ne uzaklaştırmalarla, ne gözaltılarla, ne de ajanlaştırma politikalarıyla bu mücadeleden vazgeçeriz! Biz öğrenciler tüm bu baskılara karşı yılmadığımızı, saray rejiminin korkutma politikalarına teslim olmadığımızı sokağa çıktığımız barikatta, Beyazıt'ta gösterdik.
Bugün saray rejimi üniversitelerde kampüsleri öğrencisizleştirmeye çalışıyor, ortak alanlarımızı ele geçirmeye, işgal etmeye devam ediyor. Bunun sebebi 19 Mart'tan kalan mücadeleyi kampüslerde öldürmeye çalışmalarıdır. Ancak bugün 19 Mart'ın hayaleti kampüslerde dolaşmaya devam etmektedir.
Boğaziçi Üniversitesi'nde kulüp odalarına sahip çıkmak için okulun ilk günü barikatlara karşı savaşan Boğaziçi öğrencilerinde, Hacettepe'de aldıkları uzaklaştırmalardan sonra eğitim hakları için nöbet tutan öğrencilerde vücut bulmuştur 19 Mart isyanı.
Bugün artık gücümüz kenetlenmekten, örgütlü mücadeleden gelmektedir ve öğrenciler bunun bilincine varmıştır. Hedefimiz taleplerimizi netleştirmek ve bu mücadeleyi genişletmektir. Öğrenci gençliğin görevi her alandaki direnişi büyütmek ve dayanışmayı güçlendirmek olmalıdır. Çünkü öğrenci hareketleri her zaman kitlesel hareketlerin kıvılcımını yakan ilk adım olmuştur.
Bu direnişte öğrencilerin safı, insanca bir yaşam mücadelesi veren işçi sınıfının, kendi sınıfının yanıdır. Üniversitelerde özgür ve bilimsel eğitim için, emperyalist savaşın bir makinesine çevrilmemek için mücadele vermek, işçi sınıfının bizim sınıfımız olduğu bilinciyle hareket edebilmek için bugün çözüm örgütlenmek, örgütlü bir mücadeleyi sürdürmektir.
Barikatı aşan öğrenciler, 1 Mayıs'ta Taksim iradesini gösteren öğrenciler ve gençlik bugün hala buradadır. Saraydan gelen tüm bu saldırıları püskürtecek olan, bize kazandıracak olan şey yine bu örgütlü mücadeledir. Yan yana geldikçe güçlüyüz, ne kadar örgütlüysek o kadar kararlıyız. Şimdi yan yana gelişlerimizi, örgütlülüğümüzü ve gücümüzü geliştirme zamanıdır. Bu sene bizi 1 Mayıs'ta Taksim'e çıkaracak güç de budur!”
Öğrencilerden Sert Mesaj: “Başaramayacaksınız”
İstanbul Üniversitesi mezunu Selinay Uzuntelli de kürsüde şu ifadeleri kullandı:
"Şu an arkadaşlarım 19 Mart'ta olduğu gibi esnaf yemekhanesi önünde buluşup önce Beyazıt ana kapıya, oradan da buraya yönelmiş durumdalar. Yoldalar, buraya geliyorlar. Selam olsun 19 Mart'ı yaratanlara! Selam olsun cesaret fişeğini çakanlara! Ve bugün de aynı iradeyi gösterenlere... Selam olsun meydanları dolduran milyonlara!
Bir yıl önce, bugün, burada önce bir diploma iptaline, esasında ise geleceğimizi çalanlara karşı ayağa kalkmıştık. Karşımızda duran o barikatları yıkıp geçmiştik ve işte o an sadece o barikatları değil, bu memleketteki tüm korku duvarlarını da yerle bir ettik. Binlerce öğrenci Beyazıt'tan Saraçhane'ye aktık, geldik. On binler olduk, yüz binler olduk ve hep birlikte haykırdık: "Hükümet istifa!" dedik. Eşit, özgür, demokratik bir ülke, insanca bir yaşam istiyoruz dedik.
Peki, bugün taleplerimiz değişti mi? Üniversite öğrencileri çalışmadan okuyabiliyor mu? Barınabiliyor mu? İnsanca yaşayabiliyor mu? Siyasi tutsaklar serbest kaldı mı? Kayyumlar geri çekildi mi? Hayır, bunların hiçbiri gerçekleşmedi. Kampüslerde adeta OHAL uygulanıyor. Kampüslerde polis var, YÖK var, soruşturmalar var. Kulüpler kapatılıyor, topluluklar dağıtılıyor. Bir yıl geçti ama bizleri hala cezalandırmaya çalışıyorlar. Hacettepe'de sıra arkadaşlarımıza 3 yıla kadar uzaklaştırma isteniyor. Kocaeli'nde arkadaşlarımız yurtlarından atılıyor. İzmir'de arkadaşlarımız aylar sonra 19 Mart davasından tutuklanıyor.
Ve bu tablo sadece üniversitelerle sınırlı değil. Bugün liseliler MESEM programıyla patronlara ucuz iş gücü yapılıyor. 14-15 yaşındaki çocuklar iş cinayetlerinde hayatını kaybediyor.
Bizler yoksulluğa mahkum edilirken, emperyalistlerin savaşları için kaynak bol; geleceğimizden çalınan para silahlara aktarılıyor. Tüm bu baskılara karşı itiraz edenler yargı sopasıyla susturulmak isteniyor. İşçinin, kopan kolunun hesabını sorduğu için sendikacı Mehmet Türkmen gibi tutuklanıyor.
Tüm bu saldırılar, ülkenin dört bir yanında bir araya gelen, itiraz eden her kesime yöneliyor. Çünkü korkuyorlar! Çünkü biliyorlar; biz örgütlenirsek bu düzen yıkılır! Mücadelemiz birleşirse bu düzen değişir! Bizi bölmek, yalnızlaştırmak, susturmak istemelerinin sebebi işte tam da bu.
Ama buradan bir yıl sonra bir kez daha söylüyoruz: Başaramayacaksınız! Biz 19 Mart'ta örgütlenmeyi öğrendik. Birlikte karar almayı öğrendik. Birlikte mücadele etmeyi ve dayanışmayı öğrendik. Bulunduğumuz her alanı direniş alanına çevirmeyi öğrendik.
Ve bunu yalnız yapmayacağız. Nasıl ki tüm bu saldırılar kadınları, işçileri ve gençleri aynı hedef tahtasına koyuyorsa, o zaman bu mücadelede işçilerin, emekçilerin, kadınların ve gençlerin ortak mücadelesi olacak. Bizleri soruşturmalarla, gözaltılarla, tutuklamalarla korkutmak isteyenler şunu bilsin: Ne biz susacağız, ne bu mücadele duracak, ne de bu ses kısılacak!"
Sendikalardan Çağrı: “Seçilmişleri Serbest Bırakın”
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ise konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Bugün bir kez daha haklarımız için buradayız. İstiyorlar ki, işçiler sesini çıkarmasın verilenle yetinsin. Emekliler itiraz etmesin. Pazar artıklarıyla ölümü beklesin istiyorlar. İstiyorlar ki o barikatları yıkıp gelen gençler bu ülkede hayal kurmasın. İstiyorlar ki eşitlik demesin, adalet, özgürlük demesin! Seçme ve seçilme hakkımızı elimizden alanlar bizim hak arama özgürlüğümüzü elimizden almaya çalışıyorlar, ‘hayır’ deme hakkımızı da elimizden almaya çalışıyorlar. Buna izin verecek miyiz! Buradan bir kez daha sesleniyoruz. Seçilmişleri serbest bırakın!”
Dilek İmamoğlu’ndan Dikkat Çeken Açıklama
Dilek İmamoğlu da kürsüde yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:
“Keşke bugün burada güzel bir vesile ile toplanmış olsaydık. Bugün adaletsizliği değil, adaletin yerini bulduğunu konuşuyor olsaydık. Keşke bugün ayrılığı değil, kavuşmayı konuşuyor olsaydık. Keşke bugün baskıyı değil, umut dolu bir geleceği konuşuyor olsaydık. Ama gündemimiz adaletsizliktir, baskıdır, hukuksuzluğun toplumun üzerindeki ağırlığıdır. Bugün burada yalnızca bir eş bir anne olarak bulunmuyorum. Bugün burada haksızlığa uğrayanların, sesi bastırılmak istenenlerin, adalet duygusu örselenmiş milyonların sesi olarak bulunuyorum. Çünkü yaşadığımız süreç gerçek bir hukuki süreç değildir! 1 yıldır çok ağır bir sınavdan geçiyoruz, bekliyoruz, sabrediyoruz… Umutla hasretle ayakta duruyoruz!”
Miting Devam Ediyor
Saraçhane’de düzenlenen mitingde konuşmalar sürerken, alandaki kalabalığın artmaya devam ettiği gözlemlendi. Programın ilerleyen saatlerinde farklı isimlerin de kürsüye çıkması bekleniyor.




