Toplantıda 112 gündem maddesi görüşülerek karara bağlandı. Toplantıda Plan ve Bütçe Komisyonu’nun, İzmit Körfezi Dip Çamurunun Temizlenmesi, Susuzlaştırılması ve Bertaraf Hizmeti" işi 3. Etap ihalesinin yapılabilmesi için Başkanlık Makamına yetki verilmesi ile ilgili maddeye CHP grubu şerh koydu. Konuya ilişkin Kocaeli Büyükşehir Belediyesi CHP Meclis Üyesi Ebru Önal Çetinkaya, meclis toplantısında yaptığı konuşmada İzmit Körfezi Dip Çamuru Temizliği Projesi'ne karşı olmadıklarını ancak projeden çıkarılan milyonlarca ton dip çamurunun nasıl yönetildiğinin kamuoyuna açık şekilde ortaya konulması gerektiğini söyledi.
“Körfezin temizlenmesine karşı değiliz”
Konuşmasına Körfez'in temizlenmesini desteklediklerini vurgulayarak başlayan Çetinkaya, “Öncelikle çok net ifade etmek isterim ki; biz İzmit Körfezi'nin temizlenmesine asla karşı değiliz. Aksine, Körfezin yıllardır sanayi faaliyetleri, evsel atıklar, dere kirliliği, yetersiz arıtma uygulamaları ve plansız kentleşmenin etkisi altında kaldığını biliyoruz. Körfezin temizlenmesini destekliyoruz” dedi. Çevre yönetiminin yalnızca denizde yürütülen çalışmalarla değerlendirilemeyeceğini belirten Çetinkaya, denizden çıkarılan malzemenin yönetiminin de en az temizlik çalışmaları kadar önemli olduğunu ifade etti.
“Dip çamuru sıradan bir hafriyat malzemesi değildir”
Dip çamurunun yıllar boyunca çeşitli kirleticileri bünyesinde biriktirebildiğini söyleyen Çetinkaya, “Bilimsel çalışmalarda sedimentlerin yıllar boyunca ağır metaller, PAH ve PCB gibi kirleticileri bünyesinde biriktirebildiği ortaya konulmuştur. Bu nedenle denizden çıkarılan malzemenin depolanması, taşınması, geri kazanımı ve nihai bertaraf süreçlerinin bilimsel esaslar doğrultusunda ve şeffaf bir anlayışla yürütülmesi gerektiğine inanıyoruz” diye konuştu. Kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini ifade eden Çetinkaya, “Analiz raporları var mıdır? Hangi tarihlerde, hangi laboratuvarlarda ve hangi parametreler ölçülmüştür?” sorularını yöneltti.








Depolama Alanlarına Dikkat Çekti
Körfezden çıkarılan dip çamurunun Sepetçi-Sekbanlı bölgesinde depolandığını hatırlatan Çetinkaya, bölgenin ormanlık alanlara, tarım arazilerine ve su kaynaklarına yakınlığı nedeniyle uzun vadeli çevresel etkilerinin dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyledi. Yeraltı suyu kalitesi, yüzey suları, toprak yapısı ve olası sızıntı sularının sürekli izlenmesinin önem taşıdığını belirten Çetinkaya, tarım alanlarının, orman ekosisteminin ve içme suyu kaynaklarının korunmasının öncelikli olması gerektiğini kaydetti.
“Sürdürülebilirlik uygulamalarda da görülmeli”
Kentte düzenlenen 1. Marmara Sürdürülebilir Çevre Sempozyumu'na da değinen Çetinkaya, sürdürülebilirliğin yalnızca konuşulan değil uygulamalarda da görülebilen bir ilke olması gerektiğini söyledi. “Marmara'dan COP31'e uzanan bir çevre vizyonundan söz ediyorsak, İzmit Körfezi'nden çıkarılan milyonlarca ton dip çamurunun yönetim süreçlerinin de aynı açıklık ve şeffaflıkla ele alınması gerekir” diyen Çetinkaya, tarım alanları, ormanlar ve içme suyu kaynakları üzerindeki etkilerin de aynı hassasiyetle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
“Çevre yönetimi bir bütündür”
Dip çamurunun geri kazanımı ve bertaraf süreçlerine ilişkin sorular yönelten Çetinkaya, “Çıkarılan çamurun ne kadarı depolanmaktadır? Ne kadarı geri kazanılmaktadır? Ne kadarı farklı alanlarda değerlendirilmektedir? Ne kadarı nihai bertarafa gönderilmektedir?” ifadelerini kullandı.
Körfezde sağlanan iyileşmenin kalıcı olabilmesi için sanayi faaliyetleri, dere taşınımları, evsel atık yükleri, endüstriyel deşarjlar ve arıtma sistemlerinden kaynaklanan kirlilik baskılarının da eş zamanlı olarak kontrol altına alınması gerektiğini belirten Çetinkaya, “Çevre yönetimi bir bütündür. Denizde iyileşme sağlanırken karadaki uygulamaların da aynı bilimsel yaklaşım, aynı denetim anlayışı ve aynı şeffaflık ilkesiyle yürütülmesi gerektiğine inanıyoruz” dedi.
“Bu mesele halk sağlığı meselesidir”
Konunun siyasi bir polemik olmadığını ifade eden Çetinkaya, “Bu mesele halk sağlığı meselesidir. Bu mesele yeraltı suları, tarım alanları ve Marmara Denizi'nin geleceği meselesidir. Biz Körfezin temizlenmesine karşı değiliz. Biz temizliğin bilimsel, şeffaf ve denetlenebilir şekilde yürütülmesini istiyoruz” diye konuştu. “Çevre yönetimi afişlerle değil verilerle yapılır. Çevre yönetimi törenlerle değil analiz raporlarıyla yapılır. Çevre yönetimi sloganlarla değil kamuoyuna hesap vererek yapılır” ifadelerini kullanan Çetinkaya, açıklanan gerekçeler doğrultusunda CHP Meclis Grubu olarak gündemin 8'inci maddesine şerh koyduklarını duyurdu.
"Biz bunları Tübitak'la birlikte yapıyoruz"
Ardından konuşan KBB Başkanı Tahir Büyükakın, "Bu projeye karşı olmadığınızı söylüyorsunuz ama öyle değil. Siz bu projeye karşı mahkemeye başvurdunuz ve kabul edilmedi. Dolayısıyla sizin şu var mı bu var mı diye sorduklarınız değil, biz bunları Tübitak'la birlikte yapıyoruz. Heralde orada bu konuda yetkinlik olmadığını düşünmüyorsunuzdur." ifadelerini kullandı.
"Muhalefet olarak çekinceleri anlatmak görevimiz"
Ardından konuşan CHP Grup Başkan Vekili Mehmet Ümit Küçükkaya mahkeme sürecini anlatarak, dönemin CHP İl Başkanı Bülent Sarı'nın açıklamasını anlatarak, bu projeye karşı olunmadığının o zaman da söylendiğini dile getirdi. Küçükkaya, "Takdir edersiniz ki muhalefet olarak bu konulardaki çekinceleri dile getirmek bizim görevimiz. Elbette savunmak ve açıklamaları yapmak da sizin görevinizdir." açıklamasında bulundu.




