Eğitim-Sen Kocaeli 1 Nolu Şube Başkanı Metin Temel'in ev sahipliğinde yaklaşan 1 Mayıs etkinlikleri için şube binasında akşam saatlerinde basın açıklaması gerçekleştirildi. Şube binasında düzenlenen Açıklamaya Platform üyeleri Tüm Emekliler Sendikası Kocaeli Şube Başkanı Selahattin Pehlevan, Veli-Der Kocaeli Şube Başkanı Ayşe Irmak, DİSK Bölge Temsilcisi Vedat Küçük, Eğitim-Sen Kocaeli 1 Nolu Şube Başkanı Metin Temel, önceki dönem Tabip Odası Başkanı Ayşe Engin Arısoy, Kocaeli Çevre Platformu Koordinatörü Muammer Hakkı Ersöz ve Kocaeli Kadın Platformu Temsilcisi Eda İdil Nişli’nin yanı sıra EMEP İl Başkanı İlhami Şahbaz, DEM Parti İl Eşbaşkanı Selda İlgöz ile sendika temsilcileri katıldı.
"BU DÜZEN EMEĞİ DEĞERSİZLEŞTİRİYOR"
1 Mayıs'ta yapılacak olan yürüyüş ve miting programı kapsamında İzmit kaymakamlığı ile gerekli tüm görüşmelerin yapılmasının ardından izin alındığını belirterek, açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Kapitalist sistemin derinleşen çok yönlü krizi, yalnızca ekonomik göstergelerde değil, emekçilerin yaşamının her alanında kendisini dayatmaktadır. Bu kriz; yoksulluk, işsizlik, güvencesizlik ve geleceksizlik olarak milyonların hayatını kuşatırken, sermaye sınıfı kârlarını artırmaya devam etmektedir. Dünyanın dört bir yanında savaş politikalarıyla halklar birbirine kırdırılırken, bu savaşlardan beslenen sermaye düzeni daha fazla sömürü, daha fazla talan ve daha fazla eşitsizlik üretmektedir. Bugün emekçiler, artan hayat pahalılığı, düşük ücretler ve ağır çalışma koşulları altında yaşam mücadelesi vermektedir. Barınma krizi derinleşmiş, temel gıda maddeleri dahi birçok hane için ulaşılması güç hale gelmiştir. Enflasyon karşısında eriyen ücretler, borçlanmayı zorunlu kılarken; insanca yaşam hakkı sistematik biçimde ortadan kaldırılmaktadır. Bu düzen; emeği değersizleştiren, doğayı talan eden ve halkların geleceğini karartan bir düzendir."
"TUTUKLU SENDİKACILAR DERHAL SERBEST BIRAKILMALI"
"Türkiye’de de ekonomik kriz giderek derinleşmektedir. Asgari ücret açlık sınırının altında kalmış, emekliler yaşamlarını sürdüremez hale getirilmiş, gençler güvencesiz ve düşük ücretli işlere mahkûm edilmiştir. Vergide adalet ortadan kalkmış; dolaylı vergilerle yük emekçilerin sırtına bindirilirken, kamu kaynakları sermayeye aktarılmaya devam etmektedir. Özelleştirmeler ve piyasacı politikalarla kamusal hizmetler tasfiye edilmekte; eğitim, sağlık ve sosyal haklar birer ticari faaliyet alanına dönüştürülmektedir. Bilimsel, laik, kamusal ve anadilinde eğitim hakkı sistematik biçimde aşındırılmaktadır. Emekçilerin en temel hakkı olan örgütlenme özgürlüğü ise ciddi bir saldırı altındadır. Sendikalaşan işçiler işten çıkarılmakta, hak arayan emekçiler baskı, soruşturma, gözaltı ve tutuklamalarla susturulmak istenmektedir. Bugün tutuklu sendikacılar, yalnızca kendi haklarını değil, tüm işçi sınıfının onurunu savundukları için cezalandırılmaktadır. Bu kabul edilemez. Tutuklu sendikacılar derhal serbest bırakılmalı, sendikal faaliyetler üzerindeki tüm baskılar son bulmalıdır."
"BU CİNAYETLER KAZA DEĞİL AÇIKÇA CİNAYETTİR"
"Öte yandan iş cinayetleri, bu düzenin en çıplak ve en acı gerçeği olarak karşımızda durmaktadır. Her gün işçiler, alınmayan önlemler, denetimsizlik ve kâr hırsı nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Bu ölümler “kaza” değil, açıkça cinayettir. Güvenli çalışma koşulları sağlanmadıkça, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri etkin biçimde uygulanmadıkça bu tablo değişmeyecektir. Emekçilerin yaşamı, sermayenin kâr hırsına kurban edilemez. Grevler, işçi sınıfının en meşru haklarından biridir. Ancak bugün grevler ya yasaklanmakta ya da fiilen etkisiz hale getirilmektedir. “Milli güvenlik” gerekçesiyle alınan grev yasakları, emekçilerin hak arama yollarını kapatmaktadır. Grev hakkının engellenmesi, anayasal bir hakkın gasp edilmesidir. İşçilerin toplu sözleşme ve grev hakkı önündeki tüm engeller kaldırılmalı, emeğin sesi susturulmamalıdır."
"TARIM ALANLARI ZARAR GÖRÜLMÜŞTÜR"
"Bu sömürü düzeni yalnızca insanı değil, doğayı da yok etmektedir. Türkiye’nin dört bir yanında maden projeleri, sanayi yatırımları ve rant odaklı politikalarla doğa talan edilmekte; ormanlar, su kaynakları ve tarım alanları geri dönülmez biçimde zarar görmektedir. Çevre sorunları artık yalnızca ekolojik bir mesele değil, aynı zamanda bir yaşam ve sınıf meselesidir. Sağlıklı bir çevrede yaşamak en temel haktır. Kocaeli’de planlanan haddehane projesi de bu talan politikalarının somut bir örneğidir. Sanayi yükü zaten ağır olan bölgemizde yeni bir haddehane kurulmak istenmesi, hem çevresel yıkımı derinleştirecek hem de halk sağlığını ciddi biçimde tehdit edecektir. Hava kirliliği, su kaynaklarının kirlenmesi ve yaşam alanlarının daralması gibi sonuçlar doğuracak bu tür projeler kabul edilemez. Kocaeli halkının sağlığı, doğası ve geleceği sermayenin kâr hırsına feda edilemez."
"BU MÜCADELEYİ BERABER BÜYÜTELİM"
"Kadınlar, bu sömürü düzeninde en ağır yükü taşıyan kesimlerden biridir. Güvencesiz çalışma, düşük ücretler ve artan yaşam maliyetleri kadınları daha fazla yoksullaştırırken; toplumsal cinsiyet eşitsizliği derinleşmektedir. Gençler ise işsizlik, umutsuzluk ve geleceksizlikle karşı karşıyadır. Tüm bu sorunlar, mevcut düzenin sürdürülemez olduğunu açıkça göstermektedir. Bizler biliyoruz ki; insanca yaşam, güvenceli iş, eşitlik, özgürlük ve adalet ancak örgütlü mücadele ile kazanılır. Tarih, işçi sınıfının haklarını ancak birlik ve dayanışmayla elde ettiğini göstermektedir. Bugün de aynı kararlılıkla mücadeleyi büyütmek zorundayız."
"1 MAYIS'TA GELİN SÖMÜRÜYE HEP BERABER DUR DİYELİM"
"1 Mayıs, işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günüdür. 1 Mayıs; sömürüye, yoksulluğa, adaletsizliğe ve baskılara karşı yükselen ortak bir ses, ortak bir iradedir. Bu nedenle tüm emekçileri, gençleri, kadınları ve halkımızı 1 Mayıs alanlarında buluşmaya çağırıyoruz. 1 Mayıs’ta saat 13.30’da İnsan Hakları Parkı’nda toplanarak Real Otoparkı’na yürüyoruz. Gelin, sömürüye, iş cinayetlerine, grev yasaklarına ve baskılara karşı sesimizi birlikte yükseltelim. Gelin, doğamıza, emeğimize ve geleceğimize birlikte sahip çıkalım. Gelin, emeğin haklarını, barışı, demokrasiyi ve özgürlükleri birlikte savunalım. Unutmayalım: Birleşen emekçiler yenilmezdir."