Dünyanın en kolay mesleği gibi görünen, ancak en zor olan mesleklerinde biridir gazetecilik. Gazetecilik öyle bir meslektir ki, yaptığınız iş ile birilerini memnun etmeniz çok zordur. Bu mesleğin gecesi veya gündüzü yoktur. Gazeteciler tatillerde ve dini bayramlarda çalışan meslek grupları arasında yer alır. Gazetecilik çok meşakkatli bir meslektir.
Öyle tepelerde değilseniz, bu işi yaparak aldığınız ücrette oldukça düşüktür. Hatta ay sonunu getirmek için değişik formüller üreterek, tam bir matematik dehası haline gelmeniz gerekir. Genelde bu işin içerisinde olmayanlar, gazeteci veya televizyoncu denilince, astronomik rakamlarda maaşlar alan, yaşam standartları yüksek kişiler olarak algılanır. Ama işin özü öyle değildir.
Size bu konuda basit bazı örnekler vermek istiyorum. Bu işi yapan çoğu kişinin asgari ücret aldığını biliyor musunuz? Hatta, pek çok yerde kendilerine müdürlük verilen kişilerin artan sorumluluklarına rağmen, asgari ücret aldığını da söyleyebilirim. Yine pek çok yerde yaptıkları mesailerin ödenmediği veya sosyal haklarının verilmediğini de belirtmek isterim. Bunu sadece Kocaeli için söylemiyorum. Maalesef ülkemizde gazetecilerin gerçekte hali budur.
Bu işi yapabilmek için gerçekten sevmeniz gerekiyor. Bir benzetme yapacak olursak, gazeteci her gün eline aldığı boş ve büyük bir çantayı, ürettiği içerik ve görevlendirildiği programlar ile doldurup iş yerine teslim eden kişidir. Her gün yeni bir maceranın peşinde farklı hikayeler işler. Herkesin sorununun çözümüne aracı veya yardımcı olur. Ama öyle bir mesleğe sahiptirler ki kendi söküklerini dikemezler. Kendi sorunlarını anlatıp duyuramazlar. Genelde yaptıkları haberler herkes tarafından beğenilmez, normal bir haber yapayım dediklerinde bile olumsuz eleştirilere maruz kalır.
Buna da örnek vereyim misal bundan 3 hafta önce yürüyüş yolundaki ıhlamurların çiçek açmaları, etrafa yaydıkları güzel kokular ile oluşturdukları eşsiz görsellikten ve onları toplayan vatandaşlardan bahseden suya sabuna dokunmayan bir haber yaptık. Ama birkaç kişi yine çıkıp “ Kokmayan ıhlamurları getirmişler, siz de haber yapmışsınız”, “Ihlamurda ağaç mı? ” , “Yahu bu da haber mi? ” gibisinden yorumlar yapmış. Bu yoldan geçen herkes, normalde o güzel kokuyu alır. Yine herkes ıhlamurun ağaç olduğunu bilir ve bu yapılanında haber olduğu kesindir. Ama okuyucu bu şekil yorum yapabiliyor. Dedim ya yaptığınız işi beğendirmek çok zordur.
Gelgelelim asıl konuya. Ben size bunları neden anlattım. Geçtiğimiz salı günü Gebze’de herkesçe bilinen bir milletvekilinin çiftliğinde kaçak olduğu tespit edilen ve hakkında tahliye ile yıkım kararı verilen yapılar için harekete geçildi. Nerdeyse her kaçak yapı yıkımında olduğu gibi bu yıkımı da gazeteciler takip için bölgedeydi. Orada oturmuş ve henüz çekime başlamamış bir meslektaşımız vardı. Bu kardeşimiz İhlas Haber Ajansına kaşeli olarak çalışan ve efendi kişiliği ile tanınan Mustafa Uslu’ydu. Çiftlik sahibi milletvekilinin yanında şoför olarak çalışan bir kişi ile koruması olduğu ileri sürülen 3 kişi olmak üzere toplam 4 kişi arkadaşımıza saldırdı.
Bu saldırıda kanlar içerisinde kalan ve ekipmanları zarar gören kardeşimize yürekten geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Öncelikle şunu belirteyim. Biz gazeteciler, kimse istediği için haber yapmıyoruz. Bu ve benzeri konular toplumu ilgilendirdiği için haberleştiriyoruz. Bizim haberlerimizi herkes beğenmeyebilir, eleştirebilir hatta yalan yanlış bir şey var ise hukuki yollara da gidebilir. Ancak saldırmak nedir be kardeşim. Kim hata yapsa, kim yanlış yapsa, kim bir suç işlediğinde karşısında gazeteci görse onu günah keçisi ilan ediyor. En kolayı gazeteciye küfretmek ve saldırmak. Bu ve benzer saldırıların bir daha olmamasını temenni ediyor ve bu zor işi canla başla yapan tüm arkadaşlarımıza kazasız, belasız günler diliyorum….