Kıymetli okuyucular!
Kadir gecesi, dinî literatürde “leyletü’l-Kadr” şeklinde Kur’ân-ı Kerîm’in indirildiği gecenin adı olarak kullanılır. Kur’ân-ı Kerîm’de aynı adı taşıyan 97. sûre bu gecenin fazileti hakkında nâzil olmuştur. Yüce Allah insanlık için bir dönüm noktası teşkil eden son hitabı Kur’an’ı bu gecede indirmeye başladığı için gecenin özel bir anlamı vardır. Bugünkü yazımızda bu geceyi bize anlatan Kadr sûresinin tefsiri üzerinde du
1-“Biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik”.
Ayette; ilahi kuvvet ve kudretin her şeyin üstünde olduğuna ve her kemali içine aldığına dikkat çekmek için “azamet nûnu” ile “biz indirdik onu” buyurulur. Bu indirenin büyüklüğünü ifade ederken, indirilenin şanını yüceltmeyi de ifade eder. İndirilenin (Kur’ân’ın) ismi açıklanmayarak ona “hû” zamiriyle işaret edilmesi onun açıkça zikredilmeye lüzum olmayacak şekilde zihinlerde bilinmekte olduğunu gösterir. Ayrıca onun Kadir gecesinde indirildiğini beyan ile Kadir gecesinin kıymet ve faziletinin anlatılması da yine onun kıymet ve şerefini açıklar.
Kur’ân bu mübarek Kadir gecesinde indirilmeye başlanmıştır. Bütün Kur’ân’ın tamamı bir gecede değil, yirmi üç senede peyderpey nazil olduğu bilindiğinden “ Ramazan ayı ki, onda Kur’ân indirildi”(1) ayetinde olduğu gibi burada da maksadın, yirmi üç sene devam eden indirilişin başlangıcı olması gerekir.
Kur’ân-ı Kerîm yaklaşık 23 senelik bir zaman diliminde Hz. Peygamber’e Cebrâîl (a.s.) tarafından parça parça indirildi. Bunun gerekçesi Furkân suresi 32. ayette şöyle ifade edilir: “İnkar edenler: Kur’ân ona bir defada indirilmeli değil miydi? dediler. Biz onunla senin kalbini sağlamlaştırmak için onu böyle (parça parça indirdik) ve onu ağır ağır okuduk”. Ayrıca indirilen ayetler içerisinde kulların kelamının ve amellerinin cevabı da yer alıyordu.
Kadir gecesinin zamanı hakkında farklı görüşler söz konusudur. Çoğunluk Kadir gecesinin Ramazan’ın son on gününün tekli gecelerinde (21,23,25,27,29) aranması ve en çok yirmi yedinci gece olması hakkındaki rivayetlere itibar etmişlerdir. Bazıları Ramazan’ın on yedinci gecesi olduğunu, bazıları ise bu gecenin bütün sene içinde gizlenmiş olduğunu söylemişlerdir. Bu hususta sahâbeden gelen rivayetlerde en çok ramazanın 27. gecesi öne çıkıyorsa da (2) bu rivayetler ihtilâflı olduğundan kesinlik ifade etmemektedir. Bazı nakillerde Hz. Peygamber’in Kadir gecesinin vaktini haber vermeye teşebbüs ettiği, ancak o sırada bir konuda anlaşmazlığa düşen iki sahâbînin Rasulullah’a başvurması üzerine buna fırsat bulamadığı, daha sonra da konunun zihninden silindiği bildirilir (3).
2-“Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin”?
Kadr kelimesi, esasında güç yetirmek demek olup, hüküm, haya, takdir, şeref ve azamet, baskı yapmak manalarına gelir. Kur’ân’ın indirildiği geceye Kadir gecesi denilmesi hakkında birkaç görüş söz konusudur.
a) “Biz O’nu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz uyarıcıyız. Her hikmetli emir o gecede ayırt edilir” (4) ayetinde buyurulduğu üzere her hikmetli emrin, yani ilahi takdirde hükmedilmiş işlerin, yahut birçok işlere hükmeden büyük muhkem emirlerin birbirinden ayırt olunduğu mübarek gece demektir. Bu manadan hareketle birçok alim Kadir gecesinin takdir gecesi demek olduğunu söylemişlerdir. Fakat varlıkların işlerinin ve hükümlerinin takdirlerini ve vakitlerini tayin manasına asıl takdir ezelî olduğu için burada kastedilen o hüküm ve takdirin açıklama ve yerine getirilmesi ile hüküm ve kaza olması lazım gelir. Ayette “yufraqu” (ayırt edilir) buyurulması da buna delalet eder. Bunu bir sene zarfındaki eceller ve rızıklar gibi işlerin kazası diye kayıtlayarak tarif etmek bazı rivayetlere dayanarak yaygın hale gelmişse de “her hikmetli emir”den açıkça anlaşılan yalnız bir sene ile kayıtlanmış değil, birçok senelere, asırlara ve devirlere sârî mühim ve büyük işlerdir.
b) Kadir, şeref ve azamet manasınadır ki azamet ve şeref gecesi demektir. Zira “bin aydan daha hayırlıdır”.
c) Tazyik (sıkıştırmak, daraltmak) manasınadır. Zira o gece inen meleklere yeryüzünün dar geldiği söylenmiştir.
Ayette, “bildin mi nedir Kadir gecesi?” buyurulur. Bu şu anlama gelir: O Kadir gecesi öyle büyük bir gecedir ki, sırf senin kendi dirayetine kalsaydı onun mahiyetini, kadrinin derecesini bilemezdin.
3-“Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır”.
O gece amel, ibadet ve mücahede ile erişilecek olan hayır ve sevap, onsuz bin ay amel ile kazanılacak olan hayır ve sevaptan daha çok, daha fazla hayırlıdır. Bu Yüce Allah’ın Muhammed (a.s.) ve ümmetine bir lütfu ve ihsanıdır. Burada üstün gösterme için en az bin sayısının ölçü olarak gösterilmesi tahsis için değil, çoğaltmak (çokluktan kinaye) içindir. “Bin ay” şeklinde özellikle ifade edilmesinin sebebi hakkında birkaç görüş vardır:
a) Hz. Peygamber (s.a.s.) İsrailoğulları’ndan bir erin Allah yolunda bin ay silah kuşanmış olduğunu anlatmıştı. Müslümanlar buna şaştılar ve amelleri kendilerine pek küçük göründü. Bunun üzerine Yüce Allah bu sureyi inzal buyurdu (5).
b) Allah Rasulü (s.a.s.) bir gün İsrailoğulları’ndan dört kişinin seksen sene Allah’a ibadet edip göz açıp kapayacak kadar bir zaman günah işlemediklerini anlatmış, Eyyûb, Zekeriyyâ ve diğer bazı şahısları zikretmişti. Ashâb-ı kirâm buna hayret ettiler. Bunun üzerine Cebrâîl (a.s.) gelip “Ey Muhammed! Ümmetin o birkaç kişinin seksen sene ibadetinden hayrete düştüler. Yüce Allah sana ondan daha hayırlısını indirmiştir” diye Kadr suresini okudu ve “İşte bu senin ve ümmetinin hayran kalışınızdan daha hayırlıdır” dedi. Rasulullah da (a.s.) bundan mutlu oldu (6).
c) Rasulullah’a (a.s.) ümmetlerin ömürleri gösterilmişti. Allah Rasulü (a.s.) kendi ümmetinin fertlerinin ömürlerini kısa sayarak başkalarının uzun ömürde yaptıkları amellere yetişememelerinden endişe etmişti. Yüce Allah da ona Kadir gecesini verdi ve bu geceyi diğer ümmetlerin bin ayından daha hayırlı kıldı (7).
4-“O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar”.
Ayetin zahirinden o gece melekler ve ruhun peyderpey inmesi anlaşılmaktadır. Tefsircilerin çoğunluğuna göre Ruh’tan maksat Cebrâîl (a.s.)’dir. Melekler o gece, kadire mazhar olan kimselere kendilerinin Rabbi olan Allah Teâlâ’nın izniyle inerler. Meleklerin inişi o gece yerine getirilmesi takdir edilmiş olan her emri yerine getirmek içindir. Zira bu gece ilerisi için belirleyici, her türlü mukadderatın tayin edildiği ve birbirinden ayrıldığı gece olduğu için melekler diğer vakitlerde olduğu gibi yalnızca özel bir emir ve izinle ilgili değil, her emirden izn ile inerler.
5-“O gece, esenlik doludur. Ta fecrin doğuşuna kadar”.
O gece bir selam ve selamet gecesidir. Her emirden, korkulu her şeyden selamet gecesidir. O gecenin tanyeri ağarıncaya kadar bu böyle devam eder. O gece, Hz. Peygamber (a.s.) ve ümmetine bir şer ve zarar ihtimalini uzaklaştırır, sadece hayır ve selameti anlatır ve müjdeler.
Ayrıca; her gecenin sabaha kadar olduğu bilinen bir durumdur. Fakat burada o fevkalade olan hayır ve selametin gecenin bazı saatlerine tahsis edilmiş olmayıp sabaha kadar devam ettiği vurgusu yapılmıştır. İşte Kadir gecesi büyük büyük mukadderâtın tayin ve yerine getirilmesi maksadıyla her emirden görevli meleklerin ve ruhun peyderpey inmesiyle, yeryüzünde büyük bir baskı meydana getiren fevkalade büyük bir ruhaniyete erişmiş ve sabah oluncaya kadar böyle hayır ve selamet olan büyük bir gecedir. Böyle bir gecenin sabahının ise hayır ve selamet olacağında şüphe yoktur.
Bu gecenin selam ve selamet olmasına şu manalar verilmiştir:
1-Meleklerin mü’minlere selam ve duasının çok olması manasınadır.
2-Şer ve afetlerden uzak ve güvende olmak manasınadır ki, şeytanın saldırılarından uzak ve emniyette olmak manası da buna dahildir.
3-Korkulu rüzgarlar, yıldırımlar ve benzeri ezalardan uzak ve emniyette olmak manasınadır.
4-Bu gecenin bölümlerinden her birinde ibadet etmenin bin aydan hayırlı olması noktasında farklılık bulunmamasıdır. Çünkü diğer gecelerde farzın ilk üçte birinde, nafilelerin ortasında, duanın ise seherde olması müstehaptır.
Bu mübarek gecede dua sünnettir. Bu gece icabet vakitlerinden birisidir. Bir hadiste, “inanarak ve mükafatını Allah’tan bekleyerek Kadir gecesini ihyâ edenlerin geçmiş günahlarının affedileceği” müjdelenmiştir (8). Ramazanın son on gününe girildiğinde Hz. Peygamber dünyevî işlerden uzaklaşıp itikafa çekilir, geceleri daha çok ibadet ve tefekkürle geçirdiği gibi ailesini de uyanık tutardı (9). Ayrıca Hz. Âişe Allah Rasulü’ne (s.a.s.), “Ey Allah’ın Rasulü! Kadir gecesine rastlarsam ne diyeyim?” diye sorduğunda Allah Rasulü buyurdu ki: “Allahım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle”, de (10).
Bu gece namaz ve diğer ibadet şekilleri ile gayret ederek çalışmak da sünnettir. Allah Rasulü (s.a.s.) Ramazan geceleri gayretle çalışır ve tertîl ile Kur’ân okurdu. Rahmet ayeti geçtikçe ister, azap ayeti geçtikçe Allah’a sığınırdı. Ayrıca bu gecenin gündüzünde de gecesi gibi dua ve ibadet ile mücahede sünnettir. Bu sebeple müslümanlar, ramazan ayının son on gecesini ve özellikle âlimlerin çoğunluğunun işaret ettiği 27. gecesini, kulluk bilinciyle ibadet ederek ve geçmişte yaptıkları hataları bir daha tekrarlamamaya kesin karar vererek değerlendirmeye gayret ederler.
Yüce Allah biz kullarını Kadir gecesinin hayır ve faziletine eren kullar zümresine dahil eylesin. Unutmayalım ki Yüce Yaratıcı’nın bize yaklaştığı bütün geceler bizim için Kadir gecesi olacaktır. Ne mutlu her olayın hayır, her gelenin Hızır, her gecenin Kadir olduğu bilinciyle hareket edebilenlere.
Kaynakça:
(1) Bakara, 2/185.
(2) Müslim, “Salâtü’l-müsâfirîn”, 179-180, “Sıyâm”, 220-221; Ebû Dâvûd, “Şehru Ramazân”, 2, 6; Tirmizî, “Savm”, 72.
(3) Buhârî, “Fazlü leyleti’l-Kadr”, 4; Müslim, “Sıyâm”, 217; Dârimî, “Savm”, 56.
(4) Duhân, 44/3-4.
(5) Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ, IV, 306.
(6) Suyûtî, ed-Dürrü’l-mensûr, VIII, 568.
(7) Muvatta, “İtikaf”, 15.
(8) Buhârî, “Fazlü leyleti’l-Kadr”, 1; Müslim, “Salâtü’l-müsâfirîn”, 175-176.
(9) Buhârî, “Fazlü leyleti’l-Kadr”, 5; “İʿtikâf”, 1; Müslim, “İʿtikâf”, 1-5; Tirmizî, “Savm”, 73.
(10) Tirmizî, “Deavât”, 84; İbn Mâce, “Dua”, 5.
Not: Bu yazı Elmalılı Hamdi Yazır’ın Hak Dini Kur’ân Dili isimli tefsirinden istifadeyle hazırlanmıştır.
Hazırlayan
Hayati SAKALLIOĞLU
İlahiyatçı Yazar