Büro Emekçileri Sendikası(BES) Kocaeli eski başkanı Gülüzar Ateş, 27 Aralık 2016 tarihinde gerekçe gösterilmeden, soruşturma yürütülmeden, somut suçlama yapılmadan açığa alındı; 10 gün sonra, 6 Ocak 2017 tarihinde 679 sayılı Kanun Hükmğnde Kararneme(KHK) ile ihraç edildi. Ateş, aradan geçen 9 buçuk yıllık hukuk mücadelesini kazandı ve görevine iade edildi. Göreve iade sonrası Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu(KESK) Kocaeli Şubeler Platformu üyeleri Eğitim Sen Kocaeli Şubesi'nde bir araya gelerek konuya dair değerlendirmelerde bulundu.
KESK Kocaeli Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü ve Bes Kocaeli Şube Başkanı Yeliz Yılmaz Karstarlı, Gülüzar Ateş'e ihraç sürecinde suçlama olmadığı gibi, kendisini savunma hakkı da tanınmadığını ifade ederek, ihraç edilmesinin ardından da hakkında herhangi bir dava açılmadığını; bir suçlama yöneltilmediğini ve bir ceza almadığını dile getirdi. Karstarlı konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı: "İhraç sürecinde adil yargılama hakkı ve masumiyet karinesi ihlal edildi. Keza devlet memurları hakkındaki 657 sayılı yasaya göre, Devlet Memuru Atanma Şartları'nın hiçbiri ihlal edilmediği halde, tamamen keyfi ve yasaya aykırı bir biçimde memurluktan çıkartıldı.
Sonuç olarak Gülüzar Ateş’in ihraç süreci, her türden yasa ve anayasa maddesine, evrensel insan hakları kriterlerine aykırı biçimde yürütüldü. Keza ihraç sonrasında Kocaeli Valiliği tarafından açılan dava sonucunda, yine yasalara aykırı biçimde, sendikal üyelik hakkı bile gaspedildi.
İhraç edilmesi ile ilgili olarak ileri sürülen tek gerekçe “kurum kanaati” olarak açıklandı. Yasalar, binlerce yıldan beri kökleri atılmış olan kurallar bütünüdür. Ve bu kurallar içinde “kurum kanaati” diye bir şey yoktur. Çünkü kurumlar, kanaatlerle değil, yasalarla yönetilir. “Kanaat” denen şey, kişiden kişiye değişen bir şeydir; yasalar tam da bu koşullarda, ortak bir kriter oluşturulması için devreye girer.
Bu koşullarda, tek suçlama “kurum kanaati” ise, Gülüzar Ateş’in ihraç edilmesinin asıl sebebinin sendikal faaliyetleri olduğu ortaya çıkar.
Tıpkı ihraç edilen diğer KESK yönetici ve üyeleri gibi, Gülüzar Ateş de bu mücadelesi nedeniyle ihraç edildi.
Geçen 9 buçuk yıl içinde Gülüzar Ateş hakkında hiçbir dava açılmadı. Diğer taraftan Gülüzar Ateş’in açtığı işe iade davası 26 Mart tarihinde sonuçlandı; 20 Mayıs tarihinde ihraç edilmeden önceki görev yerinde değil, Gebze’de göreve başlatıldı.
2016 yılında başlatılan ve KESK üyelerinin ihraç edildiği KHK’lar süreci, tümüyle hukuksuzluklar ve insan hakları ihlalleri ile işletildi.
Bugün, mücadele arkadaşımız Gülüzar Ateş’in kazandığı hukuk mücadelesini kutluyor; KHK’larla ihraç edilen tüm üye ve yöneticilerimiz göreve dönene kadar bu mücadeleyi sürdüreceğimizi belirtiyoruz."
Ardından konuşan BES önceki dönem Başkanı Gülüzar Ateş, çalışma hayatında maruz kaldığı baskı uygulamalarına değinerek, 2010 yılında yasalara aykırı bir biçimde sürgün edildiğini, yoğun direnişlerin sonucunda bu sürgün kararının geri alındığını belirtti. "Sendikamın aldığı bütün eylem ve etkinlikleri, KESK’in aldığı bütün eylem ve etkinlikleri Kocaeli’de hayata geçirdim." diyen Gülüzar Ateş, konuşmasının devamında şunları söyledi: "Bununla ilgili sayısız disiplin soruşturması geçirdim. Bunlardan en önemlileri, eğitimde dinci ve gerici uygulamalara karşı çıkmamdı. Bir yöneticinin liyakata uygun olmadan makam ve unvan verilmesine karşı basın açıklamaları yaptım.
Emekçilere uygulanan ücret adaletsizliğine, mobbinge ve sürgünlere karşı çıktım. Yanlış bulduğum, insan haklarına aykırı olduğunu düşündüğüm ve insanca yaşam için zorunlu olduğuna inandığım konularda mücadele ettim.
Fakat bütün bunlardan sonra, somut olarak ellerinde hiçbir şey olmadan, hiçbir suçlama yapılmadan, hiçbir kanıt ortaya konulmadan ve hiçbir hukuki çerçeveye dayandırılmadan, bir gece yarısı kararıyla ihraç edildim. Bu ihraç, herhangi bir suç işlediğim ya da meslek memurluğu kriterlerine uymadığım için değil; siyasal ve sendikal görüşlerimden rahatsız olan kurum idarecilerinin aldığı kararlar sonucunda gerçekleşti.
Evet, 9,5 yıl süren iade mücadelemizin sonucunda haklılığımı ispatlayarak tekrar işime geri döndüm. Bu ihraç kararı verildiğinden beri her şeyden önce konfederasyonum KESK’i, sendikamı, emek ve demokrasi güçlerinden yana olan bütün siyasetleri takip ettim.
Bu ihraç kararı verildiğinden beri her şeyden önce konfederasyonum KESK'e, sendikama, TMMOB'a, emek ve demokrasi güçlerinden yana olan bütün siyasi partilere, Alevi derneklerine, kadın örgütlerine, sendikamıza gelip dayanışma ziyaretinde bulunan kadın örgütlerine ve o dönemde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili olan Fatma Kaplan Hürriyet'e teşekkür ediyorum. Kendisi benimle ilgili Meclis’te bir soru önergesi vermişti. ‘Gülüzar Ateş neden ihraç edildi?’ diye sözlü soru önergesi sunmuştu.
Bu dayanışmayı gösteren ve şu anda adını sayamadığım bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Sendikamızın yanında olduğunuz, bizlerin yanında olduğunuz için teşekkür ediyorum.
Benim hayatım boyunca benimsediğim bir söz var: İnsanın yaşama hakkı, mücadele edebildiği kadardır. Mücadele edersen kazanırsın, mücadele etmezsen ne yaşama şansın vardır ne de kazanma şansın. Ben buna inandım ve bu şekilde yaşadım.
O yüzden diyorum ki arkadaşlar; kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.”








