Eğitim Sen Kocaeli Şubesi, İnsan Hakları Parkı’nda düzenlediği basın açıklamasıyla Milli Eğitim Bakanlığı tarafından başlatılan “Milli Eğitim Akademisi Hazırlık Eğitimi Programı'na" tepki gösterdi. Basın açıklamasını Eğitim Sen Kocaeli Şube Başkanı Metin Temel yaptı. Temel, Milli Eğitim Akademisi modelinin öğretmen yetiştirme sistemini güçlendirmediğini, aksine tasfiye ettiğini belirterek, yıllarını eğitim fakültelerinde geçiren öğretmen adaylarının yeniden bir yeterlilik süzgecine tabi tutulmasının emeğin değersizleştirilmesi anlamına geldiğini ifade etti. Temel, bu yaklaşımın üniversitelerin ve eğitim fakültelerinin toplumsal işlevini ortadan kaldırdığını dile getirdi.
“Diplomaların geçersizleştirilmesi anlamına geliyor”
Temel, akademi modelinin bilimsel ve pedagojik birikimi yok saydığını belirterek, uygulamanın diplomaların fiilen geçersizleştirilmesi anlamına geldiğini söyledi. Sürecin içeriği ve müfredatının kamuoyuyla paylaşılmamasının şeffaflık ilkesine aykırı olduğunu vurgulayan Temel, atama ve değerlendirme süreçlerinde liyakat yerine sadakatin esas alınabileceğine dair endişelerin bulunduğunu ifade etti.

Ücretli Öğretmenlik ve Atama Çelişkisi
Basın açıklamasında mevcut istihdam politikalarına da değinen Temel, bir yandan “öğretmen açığı yok” söyleminin dile getirildiğini, diğer yandan yaklaşık 90 bin ücretli öğretmenin güvencesiz koşullarda çalıştırıldığını belirtti. Atama bekleyen öğretmen sayısının 1 milyona yaklaştığını, buna karşın önümüzdeki iki yıl için yalnızca 10 bin atama planlanmasının sistemin elemeye dayalı bir politika olduğunu gösterdiğini kaydetti.
“Bu ücret yoksullaştırma politikasıdır”
Akademi sürecinde öğretmen adaylarına öngörülen 32 bin 351 TL’lik ücretin günümüz ekonomik koşullarında yetersiz olduğunu vurgulayan Temel, özellikle büyükşehirlerde barınma, ulaşım ve beslenme giderleri dikkate alındığında bu miktarın yaşamın temel ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak kaldığını ifade etti. Barınma sorununa ilişkin herhangi bir kamusal çözüm sunulmamasının adayları piyasa koşullarına terk ettiğini belirtti.

Kamusal ve Demokratik Eğitim Vurgusu
Temel, söz konusu modelin Türkiye’nin yüz yılı aşan öğretmen yetiştirme birikimini tasfiye ettiğini savunarak, uygulamanın pedagojik ihtiyaçlardan ziyade siyasal ve ideolojik tercihlerden beslendiğini dile getirdi. Bu yaklaşımın eşit, demokratik ve kamusal eğitim ilkesine açık bir müdahale olduğunu ifade etti.





