Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yayımladığı verilere göre, finansal kesim dışındaki firmaların net döviz pozisyonu açığı Şubat 2026 itibarıyla 200 milyar 281 milyon dolara yükseldi. Böylece reel sektörün döviz açığı, Haziran 2018’den bu yana ilk kez 200 milyar dolar seviyesini aşmış oldu.
Döviz Açığında Kritik Eşik Aşıldı
Şubat ayında firmaların döviz varlıkları 1 milyar 226 milyon dolar artarken, yükümlülükleri 4 milyar 468 milyon dolar yükseldi. Bu gelişmeler sonucunda net döviz pozisyonu açığı 3 milyar 242 milyon dolarlık artışla 200 milyar 281 milyon dolara ulaştı.
Finansman Tercihleri Değişti
Yüksek Türk Lirası faiz oranları ve döviz kurundaki sınırlı artış, şirketlerin finansman davranışlarını etkiledi. Firmalar mevduatta TL’yi tercih ederken, kredi kullanımında dövize yöneldi. Bu durum döviz yükümlülüklerinin artmasına ve açığın büyümesine neden oldu.
Varlık ve Yükümlülüklerde Artış
Şubat ayında varlık kalemlerinde yurtdışına doğrudan sermaye yatırımları 914 milyon dolar, türev varlıklar 800 milyon dolar ve menkul kıymetler 106 milyon dolar arttı. Buna karşılık yurtiçi bankalardaki mevduat 329 milyon dolar, ihracat alacakları ise 265 milyon dolar azaldı.
Yükümlülük tarafında ise yurtdışından sağlanan krediler 1 milyar 473 milyon dolar, yurtiçi krediler 1 milyar 220 milyon dolar, ithalat borçları 1 milyar 123 milyon dolar ve türev yükümlülükler 653 milyon dolar artış gösterdi.
Vade Yapısında Değişim Dikkat Çekti
Yurtiçi kredilerde kısa vadeli borçlanma sınırlı azalırken uzun vadeli kredilerde artış yaşandı. Yurtdışı kredilerde ise hem kısa hem uzun vadeli borçlanmanın yükseldiği görüldü. Kısa vadeli net döviz pozisyonu fazlası 4 milyar 556 milyon dolar olarak kaydedildi.
Uzun Vadeli Eğilim Yeniden Yukarı Yönlü
Reel sektörün döviz açığı Mart 2018’de 206,8 milyar dolar seviyesine kadar çıkmış, Ekim 2023’te 63,2 milyar dolara kadar gerilemişti. Ancak Ekim 2023 ile Şubat 2026 arasındaki 28 aylık dönemde açık 123,2 milyar dolar artış gösterdi.
2008 Sonrası Sürecin Etkisi
2008 küresel finans krizinin ardından düşük faiz ve yüksek likidite koşulları, reel sektörün döviz borçlanma eğilimini artırmıştı. Sonraki dönemlerde uygulanan politikalarla döviz açığında gerileme görülse de son veriler, yeniden yükseliş eğilimine işaret etti.
Döviz Kredilerine Yönelim Arttı
2024 sonrası dönemde döviz kredisine erişebilen şirketlerin bu kaynakları ithalat, yatırım ve finansman amaçlı kullandığı, aynı zamanda TL faiz avantajından yararlanma eğiliminin arttığı ifade ediliyor.



