Hayatın akışında, herkese karşı kibar ve nazik olmaya gayret gösteririm. Genellikle “ Teşekkür ederim” , “Çok sağ olun”, “ Zahmet verdik, kusura bakmayın” gibi kelimeleri sıklıkla kullanırım. Ancak, ilk defa bu kelimeleri kullandığım için hem ben, hem de annem farklı tepkiler ile karşılaştık.
Aslında, bizim yaptığımız normal bir davranış biçimiydi. Ama yaptıkları zor mesleklere rağmen, bunu duymaya pek alışık olmadığını fark ettiğimiz o insanlardan gelen tepkilere ve söylediklerine inanın biz şaşırdık.
Evet, yaklaşık 3 hafta önce annem bir ameliyat geçirdi. Annemin, genelde bu tür durumlarda refakatçisi ben olurum. Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Servisinde uzun bir süre geçirdik. Bir süredir, gündemde uzak kalmamın sebebi buydu. Gerçi, hastane de refakatçi koltuğunda bile, gazetedeki arkadaşlarıma destek olmaya çalıştım. Benim için yorucu bir süreç oldu.
Neyse ki, bunu da atlattık sayılır. Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi her gün dolup dolup boşalıyor. İnanın kaldığımız bu süreçte, haftanın her günü dolu doluydu. Çalışanlar vatandaşlara yardımcı olmak için elinden geleni yapıyor. Sorun olmuyor mu? Mutlak oluyordur. Böyle bir sirkülasyonun yaşandığı ve verilen hizmetin sağlık olduğu yerde, sorun yaşanmamasına zaten imkân yok.
Aslında benim anlatmak istediğim konu, hastanede görev yapan 3 farklı meslek mensubuna, yapmış oldukları görev ve vermiş oldukları hizmetlerden dolayı “Teşekkür ederim” , “Çok sağ olun”, “ Zahmet verdik kusura bakmayın” gibi kullandığım kelimelere karşı verdikleri tepki oldu.
Öncelikle şunu söyleyeyim, bu diyalogların geçtiği kişiler ne beni tanıyor ne de mesleğimi biliyordu. Düşünün, hastanede hizmetli olarak çalışan bir personel, her gün oda ve koridorları temizliyor. Yatakları değiştiriyor. Hastaları yatarken, başka servislere gitmeleri gerektiğinde refakatçiye eşlik ediyor. Bu işi yapan kadın veya erkek görevlilere, gördüğüm her yerde “ Kolay gelsin” dedim. Odamızı temizleyip temiz çarşaflar verdiklerinde “Teşekkür Ederim” dedim.
Bizi röntgene veya başka bir yere eşlik ederek götürdüklerinde “Teşekkür ederiz. Çok sağ olun. Hakkınızı helal edin” gibi aslında son derece normal olması gereken kelimeler kurduk. Bir sabah yine odayı temizlerken, o kadın görevlilerden biri “ Bunca yıldır çalışıyorum. Böyle işimizi yaptığımız için teşekkür eden ve helallik isteyen bir sizi gördüm.” dedi. Aslında onun bunu normal karşılaması gerekirken ben şaşırdım. Bu emekçi ablamızın dedikleri ile gerçekten şaşırılmayacak gibi değil.
Serviste görev yapan hemşireler ise son derece kibarlar. Herhangi bir tersleme veya söylenme gibi bir durum yok. Aynı şekilde onlar da gece gündüz, serum değişmeye, kan almaya, tansiyon veya şeker ölçmeye geldiğinde alışkanlıktan olacak ki teşekkür ediyoruz. Bu sadece hastaneye özgü bir davranış biçimi de değil, sokakta soru sorduğumuza da, kafe veya restaurant’ta bize hizmet veren garsona da teşekkür ederiz. Zaten öyle de olması gerekir.
Teşekkür ederiz, çünkü iletişimde doğru olan bu olduğu içindir. Teşekkür ederiz, çünkü bizi yetiştirenlerden böyle gördüğümüz için. Benim annemin yanında olmadığım sırada, tedavisini yapmak için yanına gelen hemşirelerden birine de annem teşekkür etmiş. Hemşire de kendisine cevap vererek, “Teyze biz sizi çok seviyoruz. Çok kibarsınız. Arkadaşlar ile kendi aramızda konuşurken sizden bahsettik. Buna pek alışkın değiliz ” demiş.
Bu hastaneye gidenler bilir. Eğitim ve araştırma hastanesi olduğundan asistan doktorlarımız var. Polikliniklerde ve serviste en çok onlarla karşılaşırsınız. Hastanın baştan sona tüm takibini onlar yapar ve servis sorumlusu olan öğretim görevlisi doktorlara onlar iletir. Serviste bulunan her hasta hakkında bilgi sahibidirler. Burada görev yapan pırıl pırıl genç hekimlerimiz var.
Sadece olması gerektiği gibi davranıp, çalışanlara teşekkür ederek “Allah razı olsun” dediğimiz için şaşıran bir asistan Doktor “ Keşke bütün hastalarımızı sizin gibi olsa, Biz burada herkese yardımcı olmaya çalışıyoruz. Hasta olduğumuzda bile vatandaş mağdur olmasın diye ilaçlar ile ayakta durup kendilerine yardımcı olmaya çalışırken, teşekkürü bırakın, fırça yiyoruz. Yâda sitem duyuyoruz” dedi.
Bunu ben ve anneme söyleyen, taburcu olduktan sonra evde yaşanan bir kanama nedeniyle gece yarısı acile veya başka bir yere uğramadan, direkt servise gidip, “Bugün taburcu olmuştuk. Böyle bir şey yaşadık. İlgilenme şansınız var mı?” diye sorduğumuz bir doktordan duyuyoruz. Tedavi odasına gelip, yaraya baktıktan sonra önemli bir şey olmadığını söyleyip yarayı pansuman eden doktordan duyuyoruz. Hiçbir sorumluluğu yok. “Acile gidin”, “Yarın gelin” diyebilir. Ama kalkıyor ve hemen ilgileniyor. Bu insanlara teşekkür edilmez mi?
Allah razı olsun denmez mi? İstisnalar yok mudur? Elbette vardır. Ama genel olarak yaşadıklarımı değerlendirerek sadece biraz kibarlık ve nezaket ile sabrın, aslında her yerde mükâfatı olduğunu görüyoruz.
Teşekkür etmek, helallik istemek sizin o kişiye ve işine verdiğiniz değerin de göstergesidir. Biz hastanede kaldığımız süreçte canla başla çalışıp hizmet veren bütün hizmetli, hemşire ve doktorlarımıza teşekkür ederiz. Öte yandan servis sorumlusu olan öğretim üyesi doktorlarımıza da, hastalara göstermiş oldukları ve bizzat tanık olduğum o yakın ilgiden dolayı ayrıca teşekkür ederim.
Yine annemin doktoru Uzm. Dr. Murat Burç Yazıcıoğlu’na, özel bir teşekkürü borç bilirim. Hepiniz sağ olun var olun. Bu arada söylemeden geçmek istemiyorum. Hastane hizmet bakımından oldukça güzel. Diğer servisleri bilmiyorum ama genel cerrahi servisinde 3 kişilik veya 2 kişilik servislerde, hastalar arasında çekilen perdeler ile refakatçi koltuklarının elden geçmesi gerekiyor. Bazılarının yenilenmesi, bazılarının ise tamir edilmesi şart. Hasta memnuniyetine önem veren hastane yönetiminin, bu konuya hızlıca müdahale edeceğine eminim.