NATO’ya bağlı ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarının 6-7 Temmuz tarihleri arasında Ankara’da yapacağı toplantı öncesi, inanılmaz ölçüde harcamalar yapılıyor, yasaklar getiriliyor. Yabancıların görmesini istemediği manzaraların önü perdelerle kapatılıyor, üzerlerine desenler, NATO ile ilgili yazılar yazılıyor. Bu yetmiyor, “Bunlar, geçmişte abileri, ablaları gibi NATO’yu protesto ederler” diye genç, yaşlı dinlemeden gözaltına alıyor, bunlardan bazıları örgüt mensubu olduğu gerekçesiyle tutuklanıyor.
Yabancıların protesto edilmelerine asla izin verilmiyor. Daha önce NATO toplantılarının yapıldığı ülkelerde de protesto gösterileri yapıldı. Bizde NATO’ya karşı çıkanların toplantı ve gösteri yapma hakları olmayacak mı? Şimdiye kadar bu kişilerin örgüt mensubu olduğu bilinmiyor muydu?
YASAK, YASAK ÜSTÜNE
Ankara’da her türlü toplantı, gösteri, basın açıklaması 28 Haziran itibariyle yasaklandı. Bu yasaklar 10 Temmuz’a kadar sürecek. Yabancıların geçiş güzergahlarında alınan önlemler saymakla bitmez. Tabelalar, totemler kaldırılıyor, o yörelerde oturan, çalışanların kimlik bilgileri çok önceden polis tarafından alındı.
Yasaklar bizi de etkiledi. Gazetelerin; televizyonların bu kadar bölündüğü, ayrıştığı bir dönemi de ne yazık ki yıllardır yaşıyoruz.
Emniyetin her biriminin yasakları farklı. Esnafın işyerlerinin önlerine masa-sandalye çıkarması da yasaklar arasında. Toplantının yapılacağı Ankara Ticaret Odası (ATO) Kongre Merkezi bölgesinde örneğin trafikle ilgili ne yasaklar getirildiğini Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü tarafından esnafa tebliğ edilen belgeden okuyorum:
GÜNLÜK 2 BİN 220 LİRA
“Duyuru: İlimizde gerçekleştirilecek 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında, 29 Haziran - 10 Temmuz 2026 tarihleri arasında alınacak emniyet tedbirleri doğrultusunda, ATO Kongre Merkezi çevresi, Söğütözü Caddesi, Muhsin Yazıcıoğlu Caddesi, Öğretmenler Caddesi, Nizami Gencevi Caddesi, Şehit Öğretmen Şenay Aybüke Yalçın Caddesi, 2170 sokak ile Başyazıcıoğlu Camii arka otopark alanında sahibi bulunduğunuz ve/veya şoförlüğünü yaptığınız sorumluluğunuzda bulunan araçlarınız, bina önlerine, yola cepheli müştemilatlara, taşıt yolu ve yaya kaldırımı üzerlerine park etmemeniz mağdur olmamanız açısından önem arz etmektedir.
Belirtilen alanlarda park halinde bulunan araçların tespit edilmesi durumunda bu sabahtan itibaren çekicimarifetiyle yediemin otoparkına çekileceği önemle duyurulur. Vatandaşlarımızın herhangi bir mağduriyet yaşamamaları adına gerekli hassasiyeti göstermeleri önemle rica olunur.”
Aracı kaldırmazsanız ne oluyor? Trafik ekipleri aracınızı yükletip parka çekiyor. Taşıma ve günlük park ücreti 2 bin 220 lira. Ayrıca park yasağına uymadığınız için polisin ceza yazma yetkisi de var. Aman dikkat!
SOVYETLER, TÜRKİYE’YE ÜÇ NOTA VERDİ
1945’te İkinci Dünya Savaşı’nın bitimiyle birlikte Amerika ve Batı ile Sovyetler Birliği’nin yolları ayrılmaya başlamıştı. Savaşın ardından Doğu Avrupa’da kendine bağlı devletler kuşağı oluşturan Sovyetler Birliği, 1925’te imzalanmış bulunan Türk-Sovyet Dostluk ve Saldırmazlık Antlaşmasını feshetti. Ardından 7 Nisan 1945 tarihinde bir nota verdi, Doğu sınırımızdan Sovyetler Birliği yararına bazı düzenlemeler yapılmasını, boğazlarda kendisine üs verilmesini istedi.
Türkiye, bu istekleri geri çevirdi. Bunun üzerine Sovyetler 7 Ağustos 1946 ve 25 Eylül 1946’da iki nota daha verdi. Sovyetlerin, Türkiye’ye karşı düşmanca bir tutum sergilemeye başlaması üzerine, Türkiye’nin, Rusya’ya karşı koyabilmek için Amerika’nın ve Batı Avrupa ülkelerinin yardımına ihtiyacı vardı.
Bir başka gelişme de; Batı’nın demokratik ideolojisi ile Sovyetlerin komünist ideolojisi arasındaki çelişkinin ön plana çıkmaya başlamasıydı. Türkiye’nin yöneticileri bu çelişkilerden yararlanarak Sovyetlere karşı Batı’nın desteğini elde etmek için ülke içinde anti-komünist bir hava estirerek, yönetim ve ordu ile batılılar arasında ideolojik bir ortaklık kurulmasının yolunu açmışlardı. Böylece, ülkemiz ve ordumuz Amerika’nın isteklerine göre yeni bir yapılanma sürecine sokulmuştu.
ABD SAVAŞ GEMİSİ İSTANBUL’DA
İşte bu gelişmeler sırasında, Amerika’nın Missouri zırhlısının 1946 Nisanı’nda İstanbul’a gelmesi, Sovyetler Birliği’ne karşı Amerika’nın Türkiye’nin yanında yer aldığını göstermesi biçiminde yorumlandı.
7 ve 8 Nisan 1946 tarihli Tasvir ve Ulus gazetelerini inceleyen gazeteci ağabeyimiz Fethi Akkoç’un “Ekose Etekli Levrek” kitabında, 80 yıl önce o karşılama öncesineler yaşandığını kitabın 32 ve 33 sayfasından aktarıyorum:
Amerika’nın en büyük savaş gemisinin İstanbul’a gelmesinden günler önce kentin sokakları, caddeleri temizlendi. Evlerin, işyerlerinin, hatta genelevin duvarlarının bile boyandığını okuyoruz. Ayrıca, Dolmabahçe’de gemi personelinin dövizlerini bozdurmak için bir büro açıldığını, Tekel İdaresi’nin ellişer tanelik özel Missouri sigara kutuları hazırladığını, bu sigara paketlerinin üzerine Türk ve Amerikan bayrakları konulup İngilizce olarak, “Hoş geldin Missouri” diye yazıldığını, Posta İdaresi’nin “Missouri” serisi pullar çıkardığını, Belediye’nin Amerikan askerleri için Dolmabahçe ile Taksim arasında gece gündüz çalışan ücretsiz 12 otobüs tahsis ettiğini, üç sinemanın balkonlarının Amerikan askerleri için ayrıldığını öğrenmiş oluyoruz.”
ABD savaş gemisi Missouri’nin ziyareti öylesine abartılmıştı ki, gazeteler Amerikan askerlerine yapılan karşılama ve ağırlamada ölçünün iyice kaçtığını, hatta ulusal onurumuzun zedelendiğini dile getirmişlerdi.
80 yıl geçti. Bu kez savaş gemisi değil ama NATO toplantısı yapılıyor. Aradan 80 yıl geçse de, anlayışımızda bir değişiklik yok.