“ZAMAN”
Sizce de çok hızlı geçmiyor mu zaman? Ya da sadece bana mı öyle geliyor! Bir tek ben “daha dün gibiydi” cümlesini sık kullanıyor olamam kanımca. Etrafımdaki birçok insanın da aynı şeyi düşündüğünden eminim.
Çocukluğumda anneannemin, benim de çok sevdiğim bir çalar saati vardı, hani içinde başını öne arkaya eğip duran bir horoz olan… Önünde oturup uzun süre izler, tik tak sesleri eşliğinde dakikaları sayardım. O zamanlar bana oyun gibi gelen zamanın akışı, çok sonradan anladım ki sadece bir saatten ibaret değildi. Zaman dediğimiz olgu kıymetli yaşanmışlıklar, iyisiyle kötüsüyle biriktirdiğimiz anılardı! Geçtiğimiz yıllarda benzer bir saati antikacıdan bulup alsam da aynı heves yoktu artık içimde. Çünkü zaman, çoktan almıştı bizden o çok sevdiklerimizi…
Zaman, insanlığın çözemediği en eski bilmecelerden biridir. Onu ne durdurabiliyoruz ne de geri çevirebiliyoruz. Eskiden günler daha uzunmuş gibi geliyor, oysaki çok savruk bir şekilde onu harcayan bizleriz.
Bilim insanları zamanın hızlanmadığını, saatlerin aynı ritimde çalıştığını söylüyor ve buna karşılık değişen, insan zihninin zamanı algılama biçimi. Yani rutinleşen hayat, sürekli bir yerlere yetişme telaşı, belleğimizde daha az yer bırakıyor. Geriye dönüp baktığımızda ise geçen yıllar, takvimden sanki birkaç sayfa çevrilmiş gibi geliyor.
Sevgiyi bile hızlıca harcanan bir duyguya dönüştürüyor; çocuğumuzun büyümesini, anne babamızın yaşlanmasını bile çok sonradan fark ediyoruz. Çünkü sürekli bir telaş halinde bir yerlere, bir şeylere yetişme hali içindeyiz.
Bugünün kıymetini, değerini bilmeden yarın için planlar yapıyoruz!
Paraya çok kıymet veren biz insanoğlu, asıl değerli olanın yaşadığımız zamanlar olduğunu yaşlandıkça daha iyi anlıyoruz. O zamanda “gençlik elden püf diye geçip gitti” diye hayıflanıyoruz.
Seneca yüzyıllar önce “Hayat kısa değildir, onu biz boşa harcarız” derken, bugünü ne de güzel özetlemiş. Sorun ömrümüzün kısa, zamanın çok hızlı olması değil; yaşadığımız günleri ruhsuz bir halde önemsemiyor olmamızdır oysa.
Zamanı akışına bırakıp, onunla yarış halinde olmadan güzel anılar biriktirirsek, işte o zaman “İyi ki yaşadım” diyebiliriz. Aksi takdirde “keşkeler” le dolu bir ömrün arkasından bakıp dururuz. Unutmayınız ki; kaybettiğimiz birçok şeyi geri getirebiliriz fakat geçip giden zamanı “allame-i cihan” olsak getiremeyiz.
Sevgiyle kalın…