Bir evlilik ve ilişki danışmanı olarak uzun yıllardır gözlemlediğim, ilişkileri içten içe kemiren ama çoğu zaman masum bir tepkiymiş gibi algılanan çok yaygın bir davranış var: Küsmek.

Çatışma anlarında kırıldığımızda, incindiğimizde ya da kendimizi anlatamadığımızı hissettiğimizde bir refleks olarak sessizliğe bürünürüz. Birçoğumuz için küsmek; durumu askıya almak, biraz sakinleşmek ya da karşı tarafa bir mesaj vermek gibi görünebilir. Oysa gerçek hiç de öyle değildir. Küsmek, sadece iletişimi askıya almaktan çok daha öte, partnerler arasına örülen en aşılmaz duygusal duvarlardan biridir. Ve ne yazık ki hiçbir ilişki küserek, araya soğukluk sokarak iyileşmez.
Peki, köklü ve sağlıklı bir iyileşme nasıl mümkündür?

Uzlaşma Garantisi Aramadan Adım Atmak
Çiftlerin iletişimi kesmesinin arkasındaki en büyük nedenlerden biri, "Nasıl olsa ortak bir noktada buluşamayacağız, konuşsak ne değişecek?" inancıdır. Ancak bir ilişkiyi iyileştiren şey, masaya otururken elinizde kesin bir uzlaşma garantisinin olması değildir. Önemli olan, sonucu ne olursa olsun birbirinizi dinlemeye, anlamaya ve o bağı koparmamaya niyet etmektir. Diyaloğun ve paylaşımın kendisi, varılacak sonuçtan çok daha şifalıdır.

Haklı Çıkma Açığı ve Galip Gelme Yarışı
İlişkileri yıpratan en büyük iletişim kazalarından biri, tartışmaları bir "haklılık savaşına" dönüştürmektir. Eşlerin sürekli birbirinin açığını araması, geçmiş hataları ön plana çıkararak bir galip gelme yarışına girmesi, yapıcı bir çözüm getirmek yerine iki tarafı da yaralar. Unutmayın; bir ilişkide taraflardan biri "kazanıyorsa", aslında ilişki topyekûn kaybediyor demektir. Haklı çıkma dürtüsünü bir kenara bıraktığımızda, karşımızdakini bir rakip olarak değil, hayat arkadaşımız olarak görmeye başlarız.

Monolog Tuzağından Kurtulmak
Çoğu zaman tartıştığımızı sanırken aslında karşılıklı iki monolog yürütürüz. Karşı tarafın ne dediğini anlamak için değil, sadece kendi söyleyeceğimiz cevabı hazırlamak ya da kendi zihnimizdeki varsayımsarı doğrulamak için dinleriz. Bu monolog tuzağı, eşleri derin bir yalnızlığa ve kopukluğa iter. Gerçek bir bağ kurabilmek, kendi iç sesimizin sesini biraz kısıp, partnerimizin dünyasına gerçekten kulak verdiğimizde başlar.

Kesintisiz Diyaloğun Gücü
Özetlemek gerekirse; bir ilişki, haklı çıkma açıklarını yakalamaya çalışmadan, galibiyet peşinde koşmadan ve monolog tuzağına düşmeden, ancak ve ancak kesintisiz bir diyalogla iyileşir. Sessizlik geçici bir sığınak veya bir korunma mekanizması gibi görünse de, açık, şefkatli ve dürüst iletişim bir ilişki için her zaman en güvenli limandır.

İlişkilerinizde sessizliğin yıpratıcı gücüne teslim olmak yerine, kelimelerin ve açık yürekliliğin iyileştirici köprüsünü kurabilmeniz dileğiyle...

Psikolog Ümit Karabulut

İlişki ve Evlilik Danışmanı

Yakın Psikoloji Danışmanlık Merkezi ve Yakın Çocuk Anaokulu Kurucusu

Instagram: @psikolog_umitkarabulut