Kadın olgusunu yer ile yeksan etmek için pek çok davranış modeli geliştirildi bugüne kadar. Bu davranış modelleri bazen pembe bir örüntü ile örüldü bazen doğrudan kötü bir gösterge olduğu aşikar bir şekilde sunuldu. Kadın erkek ilişkileri ile ilgilenen birçok sanatçı da bu durumu kullandı ve daha çok kadın haklarından, kadınların kollanmasından ve onlara karşı pozitif ayrımcılık naralarından faydalandılar. Edebiyatta “alt metin” adı verilen bir tabir vardır ve bu tabir anlatılan anlatımın aksine o anlatımda bir bilinçaltı gerçeğini ortaya çıkarmayı ifade eder. Bu duruma kendi çıkarımlarımdan bir örnek vermem gerekirse, Yaşar Kemal’in İnce Memed’i bu duruma en iyi örnektir sanırım. İnce Memed, ağalık düzenine başkaldıran bir figür olarak sevdirilmeye çalışılsa da alt metinde toplum tarafından tekadamlaştırılan bir figürdür ve aslında bize tekadamlaştırılan o figürü sevdirir. Tıpkı bu örnekte de olduğu gibi kadın erkek ilişkilerinin de bir alt metni vardır ve o metin kadın olgusunu zayıflatmaya yöneliktir. Cem Yılmaz’ın öne sürdüğü “Kadın, erkeğin bir üst modelidir arkadaşlar!” düşüncesi de bu alt metini taşıyan düşünce biçimlerinden bir tanesidir. Aslında kadın, erkeğin bir üst modeli değil eşit yaratılmış pek çok varlıktan sadece biridir. Onu bu düşünceye mahzar kılan düşünce kadına artık yeterli olduğunu ve ilerleme kaydetmemesi gerektiğini bilinçaltınca kodlayan düşüncenin ürünüdür. Oysa kadın daima ilerlemeli ve üretmelidir. O doğurgandır ve sadece çocuk değil her anlamda doğuran olmalıdır. Kadını yalnızca çocuk dünyaya getiren, mutfakta ve ev işlerinde hamarat, yatakta becerikli kısacası hayatın belirli noktalarına sabitleyen bu anlayışı ortadan kaldırmak için kadını eşit varlıklardan sadece birisi olarak görmeli ve bu yönde hareket etmeliyiz. Tabi bu noktada dikkat edilmesi gereken önemli nokta şurası: Eğitimli erkeklerle münakaşa halindeki kadın, eğitimsiz erkeklerle girdiği münakaşa durumundaki erkek halini, sırf bu bozuk düşüncelerden dolayı arar vaziyettedir. Oysa her erkek eğitimsiz değildir ve eğitimli erkekler, kadınları anlarlar. Anlaşılan kadın, her zaman anlaşılmaktan memnun olmasa da ortaya çıkan bu vahim durum, onları, erkeğin bir üst modeli düşüncesine sığındırır. Onları bu sığınma eyleminden kurtarmak için yapılması gereken, doğada bulunan tüm canlıların eşit birer varlık olduğu kabulünden hareket etmeyi öğretmek olmalıdır. Kadın erkeğin bir üst modeli falan değildir arkadaşlar yalnızca alınan kıstas eğitimsiz erkeklerdir ve eğitimsiz erkeklerle sıradan bir kadın kıyaslandığında bu sav inanılır görünmektedir. Bu bir yanılgıdır. Alınan kıstas eğitimsiz erkekler olmamalıdır ve eğitimli erkeklerle eşit zekaya sahip olunduğunun bilinmesi gerekir.

Sonuç olarak, doğada bulunan herhangi bir varlığı herhangi bir varlığın üst modeli olarak gören anlayış zararlı bir düşüncedir. Bu düşünce, eşitlik ve adalet duygusunun zedelenmesine çanak tutar bir vaziyettedir. Varlıkları birbirleriyle rekabet ettiren bu tip zehirli düşüncelerden uzak duralım, a dostlar. Yakın olmamız gereken düşünce adalet ve eşitliktir. Bizi refaha ulaştıracak başka bir düşünce kalıbı da tanımıyorum.

vvolkan.altinbas@gmail.com