Covid salgınının insanları getirdiği nokta malum. Yalnızca ülkemizde değil tüm dünyada yeni bir küreselleşme modeliyle karşı karşıyayız. Bu küreselleşme modelinde, ilk etapta yabancılaştığımız raslantısallıklar halihazırda yavaş yavaş kendini göstermeye başlıyor. Pandemiden önce nasıl bir hayat sürüyorduk sorusunun yanıtı şu sıralar iyice unutulmuş durumda.
Ben yanıtlayayım:
Pandemiden önce sosyal bir yaşam sürüyorduk. Liberalizmin tekilleştirici etkileri pandemiden önce de kendini gösteriyordu ancak asosyalleştiğimiz şu günlerde bu etki her zamankinden daha fazla hissettiriyor kendini. Evet ilk madde sosyalliğimize vurduğu ket sanırım. Başta ikili ilişkiler olmak üzere iletişimi kuvvetli bir yapıya sahiptik. Geldiğimiz noktada daha yalnız yaşamak isteyen, narsistik özellikleriyle gurur duyan bir hüviyete büründük. İletişim açısından hepimizi tekilleştirdi bu pandemi.
Pandemiden önce iklimin ve hava şartlarının etkisini bugünkü kadar önemsemiyorduk. Hava şartları bizi ilgilendiren önemli bir konu değildi. Bugün ise her sabah hava durumunu gözetlemeden güne başlamayan insanlarla karşılaşıyoruz. Pandemi havanın kıymetini de anımsattı sanırım bizlere.
Pandeminin iş hayatındaki etkileri ise saymakla bitmez, aslına bakarsanız. Her şeyden önce evden, oturduğumuz yerden her işi halledebildiğimiz gerçeği, işleri hızlandırdığı gibi rahatına düşkün bir toplum da yaratmakta. İş hayatında artık insanlar daha keyfi, daha kapalı bir çalışma üslubu belirlemiş durumda kendine. Liberalizmin tekilleştirici etkisinin pandemide arttığını belirtmiştim. İşte bu tekilleştiici etki ile birlikte kabuğuna sığınan kalabalıklar yarattık.
Pandemiden önce tüketim alışkanlıklarımız hiç değilse sıradan denilebilecek kadar olağandı. Fakat bugün markete gitme alışkanlığını her zamankinden daha fazla artırmış insanlar görüyorum. Alışveriş yapmak, her zamankinden daha fazla çekiyor bizi. Pandemiden önce hazır gıda tüketimi ya da alışveriş çılgınlığı bu denli kendini göstermiyordu ama artık kargo şirketleri, keyfi alışkanlıklara yetişemez durumda.
Kısaca özetlemek gerekirse, pandemi toplumlara liberalizmin özgürlük kavramından ziyade bireycilik kanadının pekiştirildiği bir süreci yaşatıyor. “Sosyal”izme ilişkin kalan az buçuk alışkanlıkların da yerinde yeller esiyor. Böylesine liberal bir süreçten sonra artık insanlar eskisi gibi sosyalliğe ihtiyaç duymayacaklar gibi geliyor bana. Eskisi gibi tüketim alışkanlıklarımız olağan olmayacak ve keyfi tutumlar kendini her zamankinden daha fazla gösterecek. Kapitalizmin bu yeni deneme evresinde, asosyal, narsist, kişilik karmaşası yaşayan bir nesil yaratıldığını kabul etmeliyiz belki de. Peki yapılması gereken nedir?
Telefonlara sarılın. İletişiminizi zayıflatmayın.
Sosyalliğe her zamankinden daha fazla önem verin.
Bol bol kitap okuyun.
Kararında tüketim yapın.
Bireyci ve tekil alışkanlıklara uyum sağlamayın.
Kısacası, kapitalizme yenik düşmeyin.
Aman ha!
vvolkan.altinbas@gmail.com