Birkaç gün önce başka bir şehirde yaşayan psikiyatrist dostum aradı. Hasta olan bir yakınını ziyaret için İzmit’e geleceğini ve kısıtlı zamanı olsa da benimle hasret gidermek istediğini söyleyince çok mutlu oldum.
İzmit’e gelen dostumla çarşıda bir kafede buluştuk. Uzun uzun gençlik yıllarımızdaki ortak anılarımızı konuştuktan sonra sıra ülke gündemine gelince birden ses tonu değişti.
Muayenehanesine gelen hastaların büyük çoğunluğunun CHP’li olduğunu, şikâyetlerinin de aynı konular olduğunu söyledi.
Kendilerini CHP’li örgüt yöneticilerinin, CHP’li belediye başkanlarının, meclis üyelerinin ve milletvekillerinin depresyona soktuğunu anlatarak tedavi olmak istediklerini söyleyince, hasta mahremiyetini düşünerek, “Sakıncası yoksa hastalarının şikâyetlerinin ne olduğunu söyleyebilir misin?” dedim.
“Niye sakıncası olacak, sen hastaları tanımıyorsun.” diyerek başladı anlatmaya.
“Hastalarımın şikâyetleri; CHP örgüt yöneticilerinin, belediye başkanlarının ve milletvekillerinin kendilerince tasvip etmedikleri davranışları.” dediğinde, “Birkaç örnek verebilir misin?” dedim.
“Verebilirim tabii.” diyerek başladı anlatmaya psikiyatrist dostum.
“Kemal Kılıçdaroğlu’nun, memleketimde o kadar saygın insan varken Ekmeleddin İhsanoğlu’nu Cumhurbaşkanı adayı göstermesini içime sindiremiyorum.
Son seçimlerde kendisine oy vermediğini söyleyen Abdüllatif Şener’i onca yıl milletvekili yaptığı için çıldırdım.
Sadullah Ergin’in milletvekili seçilmesini sağlaması psikolojimi bozdu.
Mehmet Bekaroğlu’nu hem milletvekili hem de onca yıl genel başkan yardımcısı yapmasını affedemiyorum.
İhsan Özkes’i Üsküdar Belediye Başkanlığına aday göstermesini anlamıyorum.
Ahmet Davutoğlu gibi AKP hayranı bir zatla bu kadar hasbihal yapması, biz CHP seçmenlerine hakaret etmesi anlamına gelir.
Meral Akşener’in bu kadar tutarsız zikzaklarını görmemesi affedilecek bir durum değil.
Mühürsüz oylara üst perdeden karşı çıkmaması…
Kendisine 13 yıl şans verilirken, her geçen gün daha fazla şeriatın kucağına gidişimize engel olamaması beni partiden soğuttu.
Memleketin her tarafı tarumar edilirken vatandaşın sokağa çıkarak hak aramasına engel olması…”
gibi birçok gerekçeyle Kemal Kılıçdaroğlu’nun psikolojilerini bozduğunu söylüyorlar, dedi ve devam etti.
“Bir grup CHP’li hastam ise partideki itirafçılardan, iftiracılardan öyle sıkılmışlar ki anlatamam. Bunlar bir de belediye başkanlarından şikâyetçi.” dedi ve devam etti:
“Kendilerinin canhıraş bir şekilde çalışarak belediye başkanı seçtiği adamlar, bizim çocuklarımızı işe almadığı gibi tanıdığımız, bildiğimiz MHP’li ve AKP’li ailelerin çocuklarını işe alıyorlar. Biz çocuklarımızın yüzüne bakamıyoruz. Bizim üniversite mezunu çocuklarımız üç harfli marketlerde çalışıyorken, belediyelerin yan kuruluşu şirketlere yetmiş yaşını geçmiş insanları müdür yaparak bizim aklımızla alay ediyorlar. Bizim seçtiğimiz belediye başkanları bunlar.” diyorlar.
Psikiyatrist dostum anlatmaya devam ederken, “Tamam, yeter dostum. Benim psikolojim bozuldu bu anlattıklarına.” diyerek konuyu kapatmasını istedim.
Bir çay daha içtikten sonra psikiyatrist dostumu yolcu ettim. Evime gitmek için bindiğim tramvayda dudaklarımdan gayriihtiyari, “Allah CHP’li psikiyatri hastalarına şifalarını verir inşallah.” cümlesi dökülüverdi.