Siyasi partilerin bayramlaşmalarında ki samimi havayı görünce şaştım kaldım desem yalan olmaz.

Şaşkınlığımın nedeni ise siyasi partilerin genel başkanlarının, parti sözcülerinin; meclis kürsülerinde, tv ekranlarında, miting alanlarında birbirlerine ağza alınmayacak hakaretler, tehditler savurduktan sonra birbirlerinin gözlerinin içine nasıl baktıkları ? Hiçbir şey olmamış gibi davranmalarıdır.

TBMM’ye gidip gelenlerin dostlarına siz bakmayın milletvekillerinin birbirlerine atıp tuttuklarına, siz eşiniz, dostunuzla partiniz için kavga ediyorken onlar Ankara'da can ciğer kardeş gibiler. Bakmayın onların kayıkçı kavgası yaptıklarına uyarısında bulunurlar.

TBMM’yi komşu kapısı yapanların bu anlatılarına hep kuşkuyla bakmışımdır ancak ülkemiz yangın yerine dönmüşken milyonlarca yoksul insanın ramazan ayını sıkıntılar içinde geçirip, bayrama boynu bükük bir şekilde girmesine rağmen milletin sosyal, ekonomik sorunlarının çözümü için bir araya gelmeyenlerin bayramda can ciğer kardeş gibi bir araya gelmeleri beni TBMM’yi komşu kapısı yapanların dediği; siz bakmayın onların kayıkçı kavgalarına uyarılarına artık ikna oldum.

Siyasi parti genel başkanlarının ve sözcülerinin kayıkçı kavgası yaptıklarına ikna olduktan sonra bilmeyenler için kayıkçı kavgasının ne olduğunu anlatmakta yarar var.

İstanbul’daki kayıkçılar üzerinden kültürümüze katılmış hoş deyimdir “Kayıkçı Kavgası”

Hikayesi şöyledir:
Eskiden İstanbul’da Eminönü - Karaköy arasında yolcu taşıyan kayıkçılar, müşteri beklerken kendi aralarında kavgaya tutuşurmuş. Durup dururken çıkan kavgada sesler yükselir, kürekler havaya kalkar, sağa sola savrulurmuş. Kavga çıkınca etraflarında toplanan halktan bazılarının kafasına kürekler iner ama kürekler… Ne hikmetse kavga eden kürekçilerin hiçbirinin başına değmezmiş. Bu kavga daha sonra denizden karaya taşınmış ve yankesiciler cami önünde kayıkçı kavgası benzeri düzmece kavgalar ile halkı çevrelerine toplayıp soymayı adet edinmiş.

Buraya kadar olanı kıyıdaki tablo. Bir de denizde kapışmaları varmış kayıkçıların. Kayık denen meretlerin yapısı gereği suyun içinde her yanı ayrı oynar. Kavga etmek mümkün olmaz. Zamanın kayıkçıları da kendileri suya düşmemek için kavga ettiği kişiyi kuvvetlice iteleyemezlermiş. Kibar kibar birbirlerini dürter, gayet sinirli olmalarına rağmen komik bir görüntü ortaya koyarlarmış.

Kıyı kesimlerde her alanda benzerine sık rastlayabileceğimiz kayıkçı kavgası işte budur. Kavga varmış gibi bir görüntü ama sonucu sıfırdır.

Savaşsız sömürüsüz, kayıkçı kavgası yapan siyasetçilerin olmadığı ve çocukların mutlu ve güvende olduğu bir dünya özlemiyle iyi bayramlar.