CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararının ardından Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ve beraberindeki heyetle CHP Genel Merkezi’nde görüştü. Görüşmenin ardından Özel ve Sağkan basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Özel’den TBB’ye teşekkür
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ve yöneticilerinin ziyaretinin kendileri için anlamlı olduğunu belirtti. Özel, aynı gün Türk Tabipleri Birliği heyetinin de dayanışma ziyaretinde bulunduğunu söyledi.
Özel, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Değerli arkadaşlar, hepiniz... Bu zorlu günlerde yoğun bir şekilde çalıştınız, bizi takip ettiğiniz için bir kez daha teşekkür ediyoruz. Bugün takip ettiğiniz gibi önce saat 11'de kapalı grup toplantımızı gerçekleştirdik. Ardından da saat 14'ten itibaren Parti Meclisi toplantımızı gerçekleştiriyoruz. Parti Meclisi toplantımız devam edecek ancak önce Türk Tabipleri Birliği, Sayın Alpay Azap ve değerli yöneticileriyle, Merkez Konseyi yöneticileriyle birlikte bir dayanışma ziyaretinde bulundular. Ardından da Sayın Erinç Sağkan, Türkiye Barolar Birliği'nin değerli başkanı ve değerli yöneticileri ziyarette bulundular.
Bu yaşadığımız hukuksuz süreç başladığı andan itibaren 60'ın üzerinde baronun bir ortak açıklamada birleşmeleri ve Türkiye Barolar Birliği'nin yaptığı değerlendirmeler çok kıymetliydi. Ayaklarının tozuyla Ankara'ya döner dönmez de bu ziyareti gerçekleştirmeleri bizler açısından çok anlamlı. Ben bir kez daha Sayın Sağkan'ın şahsında Türkiye Barolar Birliği, bütün bağlı barolar ve savunma mesleğini yapan çok değerli avukatları Cumhuriyet Halk Partisi adına saygıyla selamlıyorum.”
Sağkan: Bu ziyareti çok önemsiyorum
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e dayanışma ziyaretinde bulunmak istediklerini belirtti. Sağkan, Türkiye’nin hukuk devleti ilkesinden uzaklaştığını savunarak, hukukun üstünlüğü ilkesinin zedelendiğini ifade etti.
Sağkan, şöyle konuştu:
“Çok teşekkür ediyorum. Değerli basın emekçileri, kıymetli yurttaşlarımız... Biz bugün Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu üyelerimizle birlikte Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Özgür Özel'e bir dayanışma ziyaretinde bulunmak istedik. Bu dayanışma ziyaretini çok önemsiyorum. Çünkü Türkiye maalesef hukuk devleti ilkesinden hızla uzaklaşılan bir süreci yaşıyor. Ve hukukun üstünlüğü ilkesinin artık tamamen üstünlerin hukukuna dönüştüğü bir iklimin içerisine hızla sürükleniyor.”
Atalay, Kahraman, Demirtaş ve Kavala kararlarını hatırlattı
Sağkan, açıklamasında Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına da değindi. Can Atalay, Tayfun Kahraman, Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala dosyalarına işaret eden Sağkan, yargı süreçlerinde hak ihlalleri yaşandığını savundu.
Sağkan, şunları söyledi:
“Aslında çok uzun zamandır özellikle Anayasa Mahkemesi kararlarının; Can Atalay ve Tayfun Kahraman lehinde verilen kararların uygulanmaması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının; Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala kararlarının uygulanmaması, Türkiye'yi hukuk devleti çizgisinden uzaklaştırmakla birlikte özellikle İstanbul'da seçilmiş belediye başkanlarına dönük operasyonlar, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlaliyle birlikte aynı zamanda seçme ve seçilme hakkını da ihlal eden yargısal uygulamalar, soruşturma süreçlerindeki ağır hak ihlalleri, masumiyet karinesinin yok sayılması, lekelenmeme haklarının tamamen ihlali, kişilerin itiraflara, etkin pişmanlıklara zorlanarak aslında ceza hukukunun temel prensiplerinin tamamen yok sayıldığı soruşturma süreçlerinin yürütülmesi ve maalesef bu süreçlerin kovuşturma aşamasında da adil yargılanma hakkı ihlalleriyle aynen devam etmesi gibi çok olumsuz bir tablonun içerisindeyiz.
Bu olumsuz tablo çok üzülerek ifade etmeliyim ki, maalesef yargı eliyle siyasetin dizayn edilme çabasını tüm Türkiye'ye göstermektedir. Ve kamuoyunda da hukuka olan güveni tamamen yok etmektedir. Bizler temel hak ve özgürlüklerimizin korunması konusunda yargıya güvenmek durumundayken maalesef yargının bu hak ve özgürlükleri bizzat sınırlandırdığı bir iklimin içerisinde yaşıyoruz. Ve şimdi buna, Türkiye'nin, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu olan Cumhuriyet Halk Partisi'ne yargı eliyle müdahale süreci eklendi.”
“Buna karşı çıkmak en temel sorumluluk”
Sağkan, CHP’ye yönelik sürecin yalnızca hukuki tartışmalarla açıklanamayacağını belirtti. Siyasi partilerin kendi delegeleriyle belirlediği yönetimlerin yargı eliyle değiştirilmesi algısının çok partili demokrasi açısından tehlikeli olduğunu savundu.
Sağkan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Bakın bu süreç bizim hukuksal tartışmalarla değerlendirebileceğimiz bir süreç değil. Seçim siyasetinin, seçim hukukunun uygulanması, seçim kurullarının denetleme ve gözetleme kurulları olarak görev yaptığı kurultaylarla ilgili olarak asliye mahkemelerinin görevli olması vesair gibi tartışmaların çok daha ötesinde bir soruna dikkat çekmek istiyorum. Bu partinin seçilmiş delegelerinin, kendi oylarıyla belirledikleri genel başkanlarını artık yargı eliyle başkalarının belirleyebileceğine ilişkin bir algıyı ortaya koymak istiyorlar.
Bu aslında çok partili demokrasinin sonu demektir. Bu demokratik sistemin dibine dinamit koymakla eşdeğer bir süreçtir. Buna bu ülkede demokrasiye inanan, hukuka inanan, cumhuriyete inanan herkesin ama herkesin, hangi görüşten olursa olsun karşı çıkması en temel sorumluluğudur.”
“Genel başkanı partiye gönül vermiş insanlar seçer”
Sağkan, Türkiye Barolar Birliği olarak demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün yanında olduklarını belirtti. CHP’nin Türkiye’nin önemli siyasi kurumlarından biri olduğunu söyleyen Sağkan, genel başkanın partiye gönül verenler tarafından seçileceğini ifade etti.
Sağkan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Biz o sorumluluğumuzu yerine getirmek üzere bugün buradaydık. Biz bu ülkenin evlatlarıyız ve bu ülke sahipsiz değil. Cumhuriyet Halk Partisi bu ülkenin en önemli siyasi kurumlarından birisidir. Ve onun genel başkanını da bu partiye gönül vermiş insanlar seçerler. Biz o nedenle bu yargı eliyle siyasetin dizayn edilmesi çabasına karşı her zaman olduğu gibi demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün yanında olacağımızı tekrar ifade etmek üzere bugün buraya geldik. Ve Sayın Genel Başkanımızla da bu görüşlerimizi paylaştık. Tekrar bizleri dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum sizlere.”





