Merhaba Değerli Dostlar,

Aralık ayı tüm kurumlar için yoğundur. Bir yıl kapanır, hesaplamalar yapılır. Hedefler belirlenir ve yeni yılın takvimleri hazırlanır. Kimi arasanız sorsanız şu yanıtı verirler: “Yılı kapatıyoruz, çok yoğunuz!”.

Tam da böyle bir yoğunlukta bir yanımda hazırlanması gereken eğitimler bir yanımda sunumlar diğer yanımda mailler varken sizlere bu yazıyı hazırlamak istedim. Güneşli bir Madrid gününde henüz buraya gelmeden önce konuşmacı olarak davet edildiğim bir webinar ilham verdi diyebilirim. Bu webinar Türkiye ve Dünya’nın önde gelen kurumlarından biri tarafından yılın tamamlanması vesilesiyle organize edildi. Organizasyon daveti bana ulaştığında çok etkilendim çünkü kurumlarda genellikle alışık olmadığımız türden bir davetti. Çok kısaca şu ifadeleri hatırlıyorum: “Hepimiz iş ve sosyal yaşamlarımızda hayal kırıklığına uğruyoruz ve bu durum bizi yoruyor. Yaralı olarak hayatlarımıza devam etmek işimizin, özel hayatımızın kalitesini ve potansiyelimizi bulmamızı engelliyor”. Çok kısa bir bölümü bu alıntıladığım, öncesi ve sonrasıyla çok içten ifadeler kullanılmıştı. Okur okumaz düşünmeye başladım. Evet, kurumsal hayattaki en önemli negatif tetikleyicilerden biri hayal kırıklıkları. Oysa yapılan araştırmalar gösteriyor ki insan motivasyonu bilişsel süreçlerin önemli fonksiyonlarından biri. Hayal kırıklığı içinde çalışan bir bireyin ise motive olması mümkün değil. Dinamik iş dünyasında ne olursa olsun motive olmalarını bekleyenler olsa da insan zihni böyle çalışmıyor!

--

Hayal kırıklığı

Bu kelimeyi okuduğunuzda aklınıza ilk olarak ne geliyor?

(Bir olay, kişi, farklı duygu…)

Siz yanıtınızı düşünürken ben de hemen şu çok sevdiğim cümleyi yazayım, hayal kırıklığı:

“Hayalimizde canlandırdığımız kendimiz ile kendimizin gerçeğe dayanan bilgisinin çatışması sonucunda oluşuyor”.

Bertnard Russell’ın çok sevdiğim bu açıklaması ile az önce aklımıza gelen olay, kişi ya da duyguyu karşılaştırdığımızda neler fark ediyoruz? Eğer yanıtınız bu açıklamayı destekliyorsa yine Russell’ın bir deyişi ile devam edeceğim. İşte tüm bu çatışmalar yani hayal kırıklıkları birikiyor ve bize yaşama iştahımızı kaybettiriyor!

Yazımızın tam bu aşamasında benim ana çalışma alanım olan yöneticilerimiz, liderlerimiz, CEO’larımız ve girişimcilerimize seslenmek istiyorum: “Yaşama iştahını kaybetmiş ekip arkadaşlarınızın size faydalı olmalarını bekleyemezsiniz. Hele ki hayal kırıklıklarının sebebi bir noktada sizseniz”.

Biliyorum ki bunu okuyan hiçbir yönetici çalışanlarını hayal kırıklığına uğratmaz (!). Bu nedenle yazıya bir X yöneticimiz üzerinden devam edeceğim. Hiçbir çalışan bir işe başlarken burada çatışma yaşamayı, başarısız olmayı ve mutsuzluğu hedefleyerek işe başlamıyor. Hiçbir X’de bir ekip kurarken bunları hedefleyerek kurmuyor. Günün sonunda Russell’ın dediği gibi gerçekle yüzleştiğimizde ise durum ne yazık ki bu oluyor. Eğer siz de etrafınızda böyle bir tablo ile karşılaşıyorsanız, ne yapmalısınız?

Değerli X’ler, bu tabloyu dönüştürmek mümkün mü? Evet mümkün!

Bizler bu tabloyu dönüştürmek için onlarca çalışma dizayn ediyor ve kurumlarımızda hayata geçiriyoruz. Bununla birlikte bu yolun başında sizlerin kolayca uygulayabileceği 4 önemli adımı paylaşmak istiyorum. Bu adımlar bizden neredeyse 20.000 yıl önce yaşayan bilge topluluk Tolteklerden bize miras. O kadar kıymetli bir miras ki bugün hala hepsini bilmemize rağmen uygulamakta zorlanıyor, uyguladığımızda müthiş sonuçlar elde ediyoruz.

İşte bu 4 adım:

1-    Kullandığın Sözcüleri Özenle Seç

İş telaşı arasında sözcüklerimizin nasıl da önemli olduğunu unutuyoruz. Biraz dikkat ettiğimizde ise iletişimimizin ruhu tamamen değişiyor. Kelimelerinizin % kaçı sizce gerçekten düşünülerek seçilip kullanılıyor?

2-    Kişisel Algılama

Zamanla insanlarla ilişkilerimizde onların bize olan davranışlarını çevresel boyuttaki ilişkimizin dışında karakterimize ve benliğimize yapılmış bir saldırı olarak algılıyoruz. Oysa davranışlar bu sınırların dışındaki ortak alanımıza aittir ve kimliğimizle ilgisizdir.

3-    Varsayımda Bulunma

Varsayımlar zihnin en yanıltıcı aksiyonlarıdır. Çeşitli düşüncelerimizin birleşmesi sonucunda ortaya çıkarlar ve genelde gerçekten çok uzakta konumlanırlar.

4-    Daima Yapabildiğinin En İyisini Yap

Bu maddeyi etrafınızdaki ekip arkadaşlarınızdan bekleseniz de öncelikle kendi haritanıza baktığınızda ne görüyorsunuz? Örneğin iletişim alanında yapabileceğinizin en iyisini yapmakta mısınız? Yoksa bunu yalnızca karşınızdaki insanlardan mı bekliyorsunuz? İyi yaptığınıza kanaat getirdiyseniz, daha iyisini her zaman mümkündür değil mi!

Sadece bu 4 adımda iş ortamınızdaki hayal kırıklıklarını bir nebze sarıp sarmalayabilir, yeni bir yıla “yaşam iştahını geri kazanmak” üzere olan bir ekip ile giriş yapabilirsiniz. Ne demiş bir Portekiz Atasözü:

“Sen değiştiğinde, talihin de değişir!”

Talihimizin hayaletlimizden yana değiştiği günlerde buluşmak üzere,

Madrid’den sevgiler.

 

 

·         Yukarıdaki 4 adım Don Miguel Ruiz’in Dört Anlaşma: Kişisel Özgürlük İçin Pratik Bir Rehber kitabından alınmıştır.