Bazen susuyoruz...
Bazen avaz avaz içimizden çığlık atıyoruz.
Bazen de sadece sessizce, bomboş bakışlarla dalıp gidiyoruz.
Ne garip değil mi hayat?
Sonunun nereye varacağını bilemediğimiz bir yoldayız.
Tanıştığımız insanlarla olan ilişkilerimizin,bizleri hayatın hangi tırmanışlarına götürebileceğini bilmeden,bir günaydın mesafesi ile,ya da bir telefon açıp,değer verdiklerimizin sesini duymakla başlıyoruz.
Çektiğimiz bütün acıları gülüşümüzde gizliyoruz.
En garibi de ağlayacak halimize sadece gülmekle kalmıyor,kahkahalar atıyoruz.
Ne garip değil mi?
Öyle işte!
Hayatımızda zorlukların olduğu gibi,tabiki de güzel günlerimiz de oluyor.
Hemde çok güzel,parayla değeri biçilemeyen bir mutluluk...
Sevgi...merhamet...saygı...güven...
İşte tam burada duralım, biraz empati yapalım.
Niçin insanlar mutlu,huzurlu olamıyor?
Neden öfke kontrolüne yenik düşüyor?
Sevgi dili yerine, neden nefret dilini kullanarak kendisini de mutsuz ediyor?
Bu duruma gelmesinin elbetteki bir çok sebepleri var.
İnsanlar bir kere bulundukları ,yaşadıkları yerde davranışları ile samimi değiller.
İki yüzlü yapmacık, riyakâr tavırlar yüzünden,kalblere insanlık sevgisi olarak inmiyor.
Merhamet duyguları zayıflamaya yüz tutuyor. Toplumun sosyal yapısını ayakta tutan paylaşım, yardımlaşma neredeyse kayboldu.
Öyle bir hale geldik ki,birbirimize olan saygılı davranışlarımız yerle yeksan içler acısı durumlara geldi.
Küçüklerin, büyüklere karşı duruş ve konuşma şekli tamamen çok düşündürücü bir hal aldı.
Büyüklerde, küçüklerin güzel yetişmeleri için, bizi biz yapan değerlerimizi öğretmek,eğitmek bilincinden uzaklaştı.
Körler,sağırlar birbirimiz ağırlar durumuna geldik.
Evlerde kaç tane oda varsa,ayrı ayrı oturmalar başladı.
Yemek yeme alışkanlıklarımız bile değişti.
Ayni anda sofrada,yemek masasında bir arada yemek yemek,hak getire.
Sohbetler,konuşmalar yok olmaya başladı.
Sanal alemde teknoloji esiri olduk.
Tv'de yayınlanan diziler, ahlâk yapımızı bozan programların, yavaş yavaş bizleri hayatın hangi tırmanışlarına götürebileceğini bilmeden,hesaplamadankendimizi kaptırmış gidiyoruz.
"Binmişiz bir alamete gidiyoruz kıyamete"
İşte bunların olumsuz yöndeki etkileri,insanî ilişkilerimizide, birbirimize olan güvenimizide kökünden söküp atıyor.
Şu kısacık hayatta mutlu,huzurlu yaşamak için,gayretimiz bir parça insan gibi, insanca yaşamak olmalıdır.
Allah bu dünyaya bizleri yaşasın diye yaratmış.
Biz kendi kendimizi yoruyoruz,mutsuz ediyoruz.
Biz insan gibi yaşamak yerine,eşrefi mahlukat olmaktan bile çıkıyoruz.
Koskoca dünyayı paylaşamıyoruz.
Savaşınız batsın!
Aklını şeytana satmış merhametsiz zalimler!
Doymadınız kana,petrole!
Siz insan bile değilsiniz!
Allah zulmünüzü başınıza yıksın!!!
En acısı insanlık ölüyor,insanlar ölüyor!
Vicdanımızın sesine kulak verelim!
Merhamet duygularımızı harekete geçirelim!
Mazlum milletler, masum insanlar bile bizi bekliyor...
Haberiniz var mı?
Samimi olalım,birbirimizi sevelim,hakça paylaşımı ölçü alalım,güveni esas alarak,mutlu şekilde huzur vadisine doğru yola çıkalım.
Sağlıkla kalın, sevgiyle kalın.
BİRİ YAZMALI, BİRİSİ DE SÖYLEMELİ!!!
Niyazi Cebeci
Yorumlar