Özgün Kocaeli Gazetesi’nden yazarlık teklifi aldığım ilk gün kendime ‘nereden başlamalıyım’ sorusunu sormuştum ve gözümü takvim sayfalarına çevirdiğim vakit aradığımı bulma noktasında çok uzağa gitmemem gerektiği anladım. ‘KADIN!’

Dünyanın en önemli sanatı nedir deseler, tereddütsüz kadın olmak! derim.

Akıp giden dünya düzeninin içinde bir renk olabilmek, herkesten her şeyden farklı kalıp özünü koruyabilmek, hele ki hayatın getirdiği bütün zorluklara rağmen ayakta kalabilmek, gönül gözümde ancak büyük sanatkârların kaldırabileceği bir yüktür.

‘Erkek!’ kavramı ise bu dünya üzerindeki en özgür ve keyfi yerinde yapıdır. Hele ki bizim gibi ataerkil toplumlar için krallıktan bir köşe kapmakla eşdeğer bile sayılabilir. Doğumdan ölüme kadar her ne yaşanırsa yaşansın “Erkektir, yapar!” zırhı ile koruma altına alınan başka bir canlı çeşidine daha şahit olmak mümkün değildir.
~
Yaşadığımız toplum içerisinde “Kadın dediğin!” diye başlayan ahlak zabıtası kisvesine bürünmüş sözcüklerin zaman zaman önüne kattığı her şeyi sürükleyip götürdüğüne şahit oluyoruz. Arzu ettikleri toplumu inşa etmek isteyenler, kelimelerine ilk önce kadınlar ile başlıyor.
Kadınların inançlarının gereği olan yaşama biçimlerine karar vermekten tutun da iş hayatında ya da toplumun farklı noktalarında yer alıp almamaları gerektiğine kadar her şey, büyütülme şekli sebebiyle sesi çok çıkan erkekler tarafından evde, sokakta ya da televizyon kanallarında ölçülüp biçiliyor ve karara bağlanıyor.

Bütün bu yaşananlara bakınca insan düşünmeden edemiyor. Mesela Cumhuriyet tarihinin ekonomi idaresinde neden kadınlar yok denecek kadar az? Ana sebep kadınların ekonomiden anlamıyor olmaları mı yoksa erkeklerin çok iyi ekonomistler olmaları mı? Demek ki tarihimizden gelen bütün ekonomik başarıları erkeklere borçluyuz(!) Ya da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı denince neden hemen bir kadın ismi akıllara geliyor? ‘Yuvayı dişi kuş yapar’ söylemleri ile yetiştirdiğimiz kadınlara uygun oldukları yeri hatırlatmak için mi?

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü geride bıraktık. Her zaman olduğu gibi yine kadınlarımızı ‘Bütün kadınlar çiçektir!’ söylemleri ile karşıladık. Çiçekler dağıtıp yüzümüze vuran sahte gülümsemeler ile ne kadar değerli olduklarını anlattık. Peki ya 9 Mart olup her şey normale dönünce ne oldu?

Kadınlar çiçek midir değil midir bilinmez ama bazı erkekler çiçektir:
- Kızını hayatın her alanına en güçlü şekilde hazırlayan babalar çiçektir mesela,
- ‘Kadın dediğin!’ söylemlerini hayatının dışında bırakan erkekler çiçektir,
- Üniversite sıralarının en yüksek notlarını alan kadınlara bu başarıyı iş sahasında da gösterme fırsatı veren erkek işverenler çiçektir,
- İşe alacağı kadını özel sorularla boğmayıp sadece özgeçmişindeki yetenekleri ile değerlendiren yöneticiler çiçektir.

Belki de asıl mesele kadınlarda değil de ‘Çiçek gibi erkekler’ yetiştirmektedir.