Alcatraz'da İmralı'da ünlü mahkumlara ev sahipliği yapan yüksek güvenlikli ada cezaevleridir.
Bilmeyenler için Alcatraz ve İmralı adalarını kısaca tanıttıktan sonra İmralı' nın filmi yapılır mı ? Bu filmi kim yapar ? Film yapılırsa Alcatraz'dan kaçış filminin rekorlarını kırar mı ? Filmi yapanlar imralıya hapse atılırımı ? Yapan kişi bir siyasi lider se siyasi yaşamı bitermi ? Kararı siz verirsiniz artık
Öne kısaca Alcatraz'ı tanıyalım.
Alcatraz Hapishanesi Kaya lakabını almış bir ada cezaevi dir.
Alcatraz, ünlü mahkumları ve başarısız firar girişimleriyle meşhur, Amerika'nın en yüksek güvenlikli hapishanesiydi. San Francisco Körfezi'nden yaklaşık 1,5 kilometre uzaklıkta adada izole edilmiş ürkütücü ama ikonik bir Hapishaneydi.
Ada İspanyol kaşif Juan Manuel de Ayala tarafından keşfedildi. 22 dönümlük kayalık çıkıntıyı, bol miktarda tüylü ziyaretçisi olan pelikanlardan dolayı Pelikan Adası (La Isla de los Alcatraces) olarak ilan eden Ayala, daha sonra, burayı İngilizce adıyla Alcatraz olarak anmaya başladı. Yıllar sonra,Ada bir kaleye ve Amerikan İç Savaşı sırasında askeri bir gözaltı merkezine dönüştürüldü.
1934'ten 1963'e kadar federal bir hapishane olarak hizmet verdi. Ölüm cezası için herhangi bir tesis bulunmamasına rağmen, ölüm cezasına çarptırılan suçlular, San Quentin Eyalet Hapishanesine naklediliyor du.
Alcatraz'ın Ünlü Mahkumlarından gangster Al Capone en efsanevi olanıydı.
Karizmatik mafya lideri, Ağustos 1934'te bu uğursuz tesise ilk yerleşenlerden biri olmakla kalmadı, aynı zamanda vergi kaçakçılığından aldığı dört yıllık hapis cezası sırasında gardiyanlara rüşvet vererek ayrıcalıklı muamele ve ek haklar elde ettiği de söyleniyor.
85 numaralı mahkum olarak bilinen Capone'un, hapishane bandosu Rock Islanders'da banjo çalmasına ve gelişmiş olanaklara sahip bir hücrede yaşamasına izin verildi.
Diğer önemli mahkumlar arasında banka soyguncusu ve adam kaçıran George 'Machine Gun' Kelly ve ünlü kanun kaçağı Roy Gardner da vardı.
Yetmiş li yılların sonunda vizyona giren Alcatraz'dan kaçış filmi gişe rekorları kırmıştı.
Alcatraz'dan sonra şimdi de İmralı yüksek güvenlikli ada cezaevinin tarihine bir bakalım.
Adı yedi yüz yıl önce Kalolimnos olan bir Bizans adasıydı İmralı. (Rumca Güzel Liman demekmiş.)
Osmanlı devletinin kuruluşunun üzerinden çeyrek yüz yıl bile geçmeden, Marmara’da ilk fethettiği ada olabilir İmralı.
Çanakkale boğazı henüz geçilmemiş, Edirne alınmamış, İstanbul’a yaklaşılmamıştı.
Bazı kaynaklara göre 1309, bazılarına göre 1325’de İmralı’yı alan komutanın adı Kara Ali bey ya da “Emir Ali” bey’dir.
İmralı adının, bu komutandan geldiği söylenir.
Sonraki 700 yol boyunca adanın adı değişmedi.
İmralı yarı açık cezaevi 1935 yılında kuruldu.
Mahkumların gündüz tarım, hayvan yetiştiriciliği, balıkçılık gibi çeşitli işlerle meşgul olduğu yarı açık cezaevinin kuruluş amacı, “Türkiye’nin ilk modern infaz sistemlerinden birini oluşturmak” olarak açıklanmıştı.
Cezaevi, bir dönem çok kalabalık bir infaz kurumu haline de gelmişti.
27 Mayıs 1960’da bir askeri darbeyle devrilip, yargılandıktan sonra idam cezasına çarptırılan eski başbakan Adnan Menderes ile dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan yargılqndıkları, Yassıada’dan teknelerle İmralı adasına götürülüp orada asılmışlardı.
İmralı adası, 1970’li yıllarda da sonradan uluslararası alanda siyasallaşacak bir olayın Türkiye’deki son aşamasına ev sahipliği yaptı.
Ada, bu kez, üzerindeki yarı açık cezaevinden gerçekleşen bir firar olayıyla gündeme geldi.
Bill Hayes adlı 28 yaşındaki bir Amerikalı, 7 Ekim 1970 günü Yeşilköy havaalanında beline sardığı torbalardaki iki kilo toz esrarı yurtdışına çıkarmak isterken yakalanmış, ardından yargılanarak 30 yıla mahkum edilmişti.
Cezasının bir bölümünü İstanbul Sağmalcılar cezaevinde çeken Bill Hayes, daha sonra İmralı adasındaki yarı açık cezaevine nakledilmişti.
Amerikalı uyuşturucu kaçakçısı, -nasıl becerdiyse!- kimsenin kaçamayacağı söylenen adadan 1975 yılında “ayarladığı” bir kayıkla kürek çekerek Mudanya’ya geçmiş, oradan da kendi iddiasına göre İstanbul üzerinden Edirne’ye gelip
Daha sonra Meriç nehrini yüzerek geçip Yunanistan’a sığınmıştı .
Ancak Türkiye için asıl mesele bundan sonra başladı.
Bill Hayes’in imzasıyla Türk cezaevlerinde başına gelenleri anlatan “Geceyarısı Ekspresi” adlı bir roman yayınlanmış, Hollywood’un ünlü yönetmenlerinden Oliver Stone romanı filme uyarlamış ve Oscar dahil önemli ödüller kazandı. ülkemiz ise bu filmin etkisiyle zor durumda kalarak, uluslar arası kamuoyunda kaybettiği itibarını geri kazanmaya çalışmıştı.
Bildiğiniz gibi İmralı yüksek güvenlikli cezaevin mevcut ünlü mahkumu PKK nın kurucu önderi Abdullah Öcalan
Şimdi bana Abdullah Öcalan'a kurucu önder dediğim için kızanlarınız olabilir, zira ben MHP genel başkanı Devlet Bahçeli'nin kullandığı dili kullandım.
Devlet Bahçeli demişken Abdul Öcalan'ın Umut hakkı için can hıraş bir şekilde AKP iktidarı ile mücadelesi geldi aklıma.
Acaba diyorum Devlet bahçeli Alcatraz'dan kaçış filmi gibi, İmralı ile ilgili bir filmin çekilmesine ön ayak olurmu ?
İmralı için böyle bir film çekilir mi ? Filmi kim çeker ? Çekilirse Alcatraz'dan kaçış filminin gişe rekorlarını kırabilirmi ? Filmi çekenler İmralı cezaevine atılırımı ? Filmin çekilmesine siyasî bir kişi ön ayak olursa siyasî yaşamı bitermi ? Bilemem yorumu siz okurlar yapın Bi zahmet.
Böyle bir film yapmayı düşünen varsa filme isim önerim, (İmralıdan meclise kaçış) olur