Cumhuriyetin ilan edilişinin 99. yıldönümünü geçtiğimiz hafta sonu geride bıraktık. AK Parti oylarının düşmesi, seçim yılına girilmesi gibi gerekçelerle, son 1 yıldır milli bayramlar oldukça coşkulu bir şekilde kutlanıyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Cumhuriyet Bayramı’ndan 1 gün önce, Türkiye Yüzyılı adı verdiği bir toplantı düzenledi.
Tanıtımın AK Parti toplantısına dönüşmesini es geçersek, Cumhurbaşkanı Erdoğan önemli açıklamalarda bulundu.
“Türkiye Yüzyılı'nı ülkemizi siyasi, ekonomik, teknolojik, askeri, diplomatik her alanda dünyanın en büyük 10 devleti arasına çıkartarak yükselteceğiz” dedi.
Türkiye Yüzyılı’nın kimlik siyaseti yerine birlik siyasetini, kutuplaştırma siyaseti yerine bütünleştirme siyasetini, inkar siyaseti yerine kucaklama siyasetini, tahakküm siyaseti yerine özgürlük siyasetini, nefret siyaseti yerine sevgi siyasetini ikame etmenin adı olduğunu vurguladı.
Türkiye Yüzyılı’nın hakiki icraatları samimi kabullerle buluşturmanın, insani değerleri ideolojik fanatizmin önüne geçirmenin, gerçeklere sırtını dönenlerin yönünü hakikate çevirmenin, böylece, hep birlikte daha büyük hedeflere yöneleceğimiz yeni bir başlangıcın adı olduğunu söyledi.
Bu doğrultudaki ilk hedefin de yeni bir anayasa olduğunu açıkladı.
Ülkenin huzurunu güçlendirecek, milletin refahını yükseltecek, hukukun üstünlüğünü, çoğulculuğu, adaleti, hakkaniyeti tahkim edecek, her bir vatandaşın özgürlüklerini garanti altına alacak, gençlerin geleceklerine umutla bakmalarını sağlayacak bir anayasa olarak tanımladı.
Erdoğan’ın açıklamaları, kelimeleri güzel.
Kullandığı dil, ayrıştırıcılıktan uzak.
Kucaklayıcı.
Yıllarca kutuplaşan siyasetten eser yok.
“Gelin birlik olalım” diyor.
Açıkçası kulağa hoş geliyor.
Türkiye Yüzyılı ismi de anlamlı.
Ama bütün iş uygulamada.
Sahada göreceğiz.
Gerçekten samimi davranılırsa…
21. yüzyıl neden bizim yüzyılımız olmasın?