Milli Eğitim yetkililerinin hoşuna gitmeyecek bu başlık ama durum tam olarak budur. Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık!

Artık meseleyi eğip bükmenin, yumuşatmanın anlamı yok.
Ortada çok net bir gerçek var: Okullar güvenli değil.

Dün Şanlıurfa Siverek’te 19 yaşındaki bir çocuk eline pompalı tüfeği alıp okulu basıyor ve 16 kişiyi yaralıyor. Oysa biz bu tarz olaylar hem ABD’de oluyor bilirdik. Meğerse içimize kadar girmiş bu vahşet.

Bu bir “olay” değil. Bu bir çöküştür.
Ve daha vahimi, bu ilk değil.
Bu sadece bir şehirle, bir okul ile açıklanabilecek bir tablo değil.

Ülkenin dört bir yanında benzer başlıklar görmeye alıştık artık.
Kocaeli’de de zaman zaman benzer olayların yaşandığını biliyoruz.

Dün Körfez’de bir öğrenci bıçaklandı,
İzmit Yahya Kaptan Mahallesi’nde bir velinin okulu silahla bastığı günleri çok uzağa gitmeden hatırlıyoruz.

Şimdi soralım:

Eskiden “okul en güvenli yer” denirdi.
Bugün o cümleyi kurabilen var mı?

Aileler çocuklarını okula gönderirken artık sadece başarıyı değil, güvenliği de düşünüyor.
Bu bile başlı başına bir utanç tablosudur.

Çünkü devletin en temel görevlerinden biri, çocukların güvenliğini sağlamaktır.
Ve siz bunu sağlayamıyorsanız, diğer tüm tartışmalar ikinci planda kalır.

Burada meseleyi sadece “güvenlik zafiyeti” diye geçiştirmek büyük bir hatadır.

Evet, okullarda denetim zayıf.
Evet, kapılardan kim giriyor, neyle giriyor belli değil.
Ama asıl sorun daha derin.

Bu ülkede şiddet artık sadece sokakta değil, zihinlerde büyüyor.
Gençler öfkeyi yönetemiyor, çünkü kimse onlara öğretmiyor.
Sorunlar konuşulmuyor, birikiyor.
Ve bir gün patlıyor.

Ve artık mesele sadece öğrenciler değil.

Dün yaşanan olayda öğretmenler de yaralandı.
Yani sınıfta ders anlatan da güvende değil.
Kapıda bekleyen veli de güvende değil.
Okulun içindeki çocuk da güvende değil.

Daha açık söyleyelim:
Toplumun hiçbir kesimi kendini güvende hissetmiyor.

Ama işin en tehlikeli tarafı şu:
Biz hâlâ her olayı tekil bir vaka gibi konuşuyoruz.

“Siverek’te oldu…”
“Körfez’de yaşandı…”
“Bir veli yaptı…”

Hayır.

Bu artık münferit değil.
Bu, sistematik bir sorun.

Ve bu sorunu görmezden geldikçe, her yeni gün bir öncekinden daha ağır olacak.

Yahu nereye gidiyoruz?
Bu çocuklar nerede güvende? Bizler nerede güvendeyiz?
Bu soruya kim net bir cevap verebiliyor?

Artık laf değil, gerçek çözüm gerekiyor.
Sadece güvenlik görevlisi koyarak, sadece kamera takarak bu iş çözülmez.

Eğitim sisteminden aile yapısına, sosyal politikalardan denetim mekanizmalarına kadar topyekûn bir sorgulama şart.
Çünkü mesele sadece bir okul meselesi değil.

Eğer bugün bu gidişata “dur” demezsek…
Yarın bu yazılara çok daha ağır başlıklar atacağız.
Ve o zaman kimse “haberimiz yoktu” diyemeyecek..