Ekonomi yanıyor.
İşsizlik, gençlerin omzuna çökmüş ağır bir yük.
Dünyada savaşın gölgesi kapıya kadar dayanmış.
Toplumun sinir uçları açık, herkesin derdi ağır, herkesin yükü fazla…

Ama ekranı açıyorsunuz; aynı başlık.
Gazeteyi elinize alıyorsunuz; aynı isimler.

Günlerdir, haftalardır, aylardır…

Aynı konu etrafında dönen bir ülke.

Cumhuriyet Halk Partisi.

Her sabah yeni bir operasyon haberi.
Her gün yeni bir gözaltı, yeni bir tutuklama.

Alın size son örnek; Ana muhalefet partisinin 47 yıl sonra kazandığı Bursa Büyükşehir Belediyesi, başkanı tutuklandığı için AK Parti’ye geçiyor.
800 binden fazla Bursalının oy verdiği CHP adeta yok sayılıyor.

Peki ya diğer partiler?
Hepsi pirü pak mı?

Hal böyle olunca insan ister istemez soruyor:
Bu ülkenin gündemi gerçekten bu mu?
Yoksa bize gösterilmek istenen mi bu?

Çünkü ortalık yangın yeriyken, sadece tek bir sokağa bakarsanız…
Geri kalan mahalle çoktan kül olur.

Ama şunu açıkça söyleyelim:

Eğer ortada bir yolsuzluk varsa…
Eğer bir belediye başkanı, bir yönetici, bir siyasetçi suç işlemişse…

Kim olursa olsun.

Hangi partiden olursa olsun.

Üstüne birlikte gidelim.

Hiçbir ayrım yapmadan.
Hiçbir ismi korumadan.
Hiçbir dosyayı saklamadan.

Hatta suç sabitse, cezası da ağır olsun.

İşte adalet böyle anlam kazanır.

Ama adalet, seçerek işlemez.

Bugün bir partiye uygulanan, yarın diğerine uygulanır.
Dün DEM Parti'ye yapılanların, bugün Cumhuriyet Halk Partisi'ne yapıldığını görmeyecek karar kör müyüz?

Dün sabahları başka haberlerle uyanıyorduk…
Bugün aynı manşetlerin sadece isimleri değişmiş durumda.

Yer değişiyor.
Yöntem değişmiyor.

İşte asıl mesele burada başlıyor.

Çünkü adalet, bir silah değildir.
Kime doğrultulacağına göre şekil almaz.

Adalet terazisi eğildiği anda…
Herkes için tehlike başlar.

Bugün alkışlayanlar, yarın aynı sessizliğin içinde kalabilir.
Bugün görmezden gelenler, yarın görülmemekten şikâyet eder.

Eğer gerçekten bu ülkenin sorunlarını çözmek istiyorsak…

Gündemi daraltarak değil, genişleterek bakmalıyız.
Tek bir başlığa kilitlenerek değil, bütün resmi görerek konuşmalıyız.

Ve en önemlisi…

Adaleti parçalayarak değil, eşitleyerek işletmeliyiz.

Çünkü bu ülkede herkesin bir gün kapısını çalacak tek şey vardır:

Adalet...