“Lale Devri nasıl bittiyse sülale devri de bitecek.”

 

Evet bu sözler 2022 yılı bütçe görüşmeleri esnasında Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş tarafından meclis kürsüsünden söylenmiş ve seçim dönemine girilen aylarla birlikte bir hayli popüler olmuştu. Bu cümleler üstüne belki de uzun uzadıya fikir tartışmaları yapmak gerekirdi; sülale devri…

Sülale devri nedir diye düşündüğümde aslında Türkiye’nin bitmez tükenmez eş, dost, ahbap ilişkileriyle ördüğü, liyakattan ziyade çıkar ilişkileri üstünden bütün koltukların revize edildiği, herkesin birlikte büyümesi yerine revize edilen koltuk sahiplerinin zenginleştiği bir düzen temelinden eleştiriler savrulmak istendiği ortadaydı. Bu eleştiriler iyi güzeldi ama ülkemizin üstesinden gelmesi gereken öncelikli konu bu muydu günlerce düşünsem bile emin olamadım; çünkü zihnimdeki sülale devri eleştirilerinin yerini seccadeler doldurdu ve sonra dedim ki belki bir gün sülale devirleri de son bulur ama bizim ülkemizin asıl sorunu seccade devri istismarcılarıdır.

 

Seccade Devri…

Geçtiğimiz günlerde Kemal Kılıçdaroğlu’nin bir ziyareti sırasında çekilen fotoğraflarla birlikte bir anda gündem olan ve herkesin evindeki, iş yerindeki, çevresindeki seccadeleri hatırlayarak o seccadelerden Kemal Kılıçdaroğlu adına toplu özürler dilediği o meşhur olay…

 

Bu olaydan sonra Erkan Baş’a katılabilmemin mümkün olmadığına karar verdim; çünkü bir insanın istemsizce yaptığı bir hareketi fırsat bilerek elde seccadelerle sokak röportajları yapan, seçim meydanlarına seccadelerle çıkan, siyasi rakibi dahi olsa kendi vatanından bir insanı toplumun genel inançlarına saygısızlık yapmakla suçlayıp siyasi rant elde etme adına hedef gösteren yapıların çözümü, sülale devrinden kurtulmakta bulunamazdı.

 

Normal şartlarda ülkemiz sınırları içinde yaşayan herhangi bir vatandaşın o seccadeye bilerek basmayacağını herkes bilir ve üstünde durmazdı. Peki öyleyse ne olmuştu da bu durum bu kadar ön plana çıkmıştı? Evet doğru cevap, seçim!

 

Ülkemizin bitmek tükenmek bilmez problemlerinin başında gelen din üstünden, milli değerler üstünden istismar edilme, kışkırtılma, kullanılma hastalığı yine sandıkların tozlu raflarından çıkarılmış ve sahaya sürülmüştü. Yaşanan depremler sonrası ‘asrın felaketi’ adı altında kamufle edilmeye çalışılan halkın çektiği tüm sıkıntılar, altı ayda bir tüm maaşların revize edilmesi gereken ekonomik çöküntüler, hukuk kurallarının kişi ve kurumlara göre dizayn edilmesi, kadına yönelik baskı ve şiddetin günden güne artışının önüne geçilememesi, kadına kariyer olarak ‘çocuk yapmayı’ uygun gören ideolojik çarpıklıklar, plansız ve proğramsızca ülke topraklarına getirilen insanlar ve mülteci sorunu adı altında yükselen milliyetçi akımlar, taciz, tecavüz ve şiddet olayları…

Şimdi toplum olarak kenara çekilelim ve bütün bu sorunların panzehirini ülkenin üstüne örtüp kurtulalım, ‘Seccade’…

 

Yaşananlar tam olarak da bunlar sevgili dostlar… Bütün problemlerin üstünü örtecek bir damar bulunarak toplumun o damar üstünden dizayn edilmek istenmesi. Kimilerine göre toplumumuzda Din ve Devlet işlerinin birbirinden ayrılması büyük önem arz ediyor ama bana göre asıl ayrılması gereken Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersleridir. Ayrılmalıdır çünkü Ahlâk derslerinde bu ülke çocuklarına hangi dinden, dilden, ırk ve inançtan olunursa olunsun ortak ahlâki değerlerin varlığından bahsedilmelidir. Doğru veya yanlışın seçiminde karşımızdaki insanın dil, din, inancından önce gönlümüzün adalet terazisinin kurularak o teraziye göre kararlar alınması gerektiği anlatılmalıdır. Ancak ve ancak o zaman ülkemiz adına bir şeyler değişmeye başlayabilir. Ancak ve ancak o zaman dost ahbap ilişkilerine dayalı, haktan ve adaletten uzak sülale devirleri bitebilir.

 

-       Geçtiğimiz günlerde Pakistan asıllı Hamza Yusuf İskoçya’nın ilk müslüman başbakanı oldu ve başbakanlık konutundaki ilk gününde ailesiyle kıldığı namaz görüntülerini halkıyla paylaştı. Tepki görmedi!

-       Sadiq Khan 2016'da İşçi Partisi'nden Londra Belediye başkanı seçilerek Batı Avrupa ülkelerindeki büyükşehirlerde belediye başkanı olan ilk Müslüman siyasetçi oldu.

-       2022 sonlarında Hint kökenli bir Hindu olan Rishi Sunak İngiltere’nin yeni başbakanı oldu.

Peki bizde ne oldu? Cumhurbaşkanı aday belirleme sürecinde dahi milletvekillerinden biri ‘Klasik sağ seçmen camide bile safın solunda durmaz. Bu refleksi görmezden gelemeyiz’ dedi ve ülke olarak bu söylem karşısında sessiz kaldık. O milletvekiline ‘Peki sen, siyaset dilinin kirlettiği, inancını dahi siyasi tercihlerine göre uygulayan böyle bir dünyanın aydınlanması, kişilerin durduğu yere bakmadan doğruya doğru yanlış yanlış diyen insanlar olabilmesi adına ne yaptın?’diyemedik ve biz orada tepki veremediğimiz için hemen arkasından seccade devri istismarcıları geldi.

 

İşin özü, ‘Lale devri nasıl bittiyse sırf kendi çıkarları adına dini istirmar ederek halka siyasi duruş belirleyen seccade devri istismarcıları da bitmelidir’ ve işte ancak o zaman haktan, hukuktan, adaletten özgürce yaşanan inanç ve hayatlardan bahsedebiliriz.