Herkes ağzı açık bir şekilde, son günlerde çokça konuşulan Haluk Levent ve yine kendisinin kuruculuğunu ve yöneticiliğini yaptığı Ahbap Derneği ile ilgili iddiaları hayretle takip ederken; soruşturmaya konu olan, dernekte toplanan bağışların kullanımıyla ilişkili yargıya yansıyan usülsüzlük şüpheleri, eminimki benim gibi herkesin miğdesini bulandırmaya yetmiştir.
Tabiki bu iddialar tek başına bir hüküm anlamına gelmeyeceği gibi, bir haber de mahkeme kararı anlamına gelmez. Aynı zamanda kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan da kimse suçlu ilan edilemez.
Fakat buradaki asıl bahsetmek istediğim konu, özellikle toplumun güvenini kazanmış kişiler söz konusu olduğunda, şeffaflık beklentisinin daha da arttığıdır. Kamu vicdanının rahatlaması için, yargı sürecinin hızlı ve adil bir şekilde sonuçlanması gerektiği gibi, toplumdaki güven duygusunun korunması açısından da çok önemlidir.
Millet olarak kafalardaki "acaba doğru mu?"sorusu aydınlatılmadan, kimsenin rahat uyku uyuyabileceğini sanmıyorum. Çünkü iddialara konu olan, özellikle de 53 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği 6 Şubat depreminde, hiç de azımsanmayacak miktarlarda yardım toplanmıştır. Haluk Levent ve Ahbap Derneği tarafından, kendi çıkarları doğrultusunda kullanıldığı, insanların vicdani ve insani değerlerini körü körüne suistimal ettiği söylentisi bile çok yürek burkan bir olaydır.
Bir yanda hayırseverlerin güvenini kazanmış bir kişilik, diğer yanda gündeme düşen suçlamaların ağırlığı"itibar cam gibidir” sözünü akıllara getiriyor. Şekillenmesi yıllar alsada, ufak bir sarsıntı onu parçalamaya yetebilir.
Sevgiyle kalın.