34 yaşındaki bir kadın, 1952 yılında adını tarihe yazdırmak için Pasifik Okyanusu’nda yer alan Catalina Adası’ndan Kaliforniya kıyısına kadar yaklaşık 30 kilometrelik zorlu bir parkurda yüzmeye karar verir.
Bu idealist kadının adı Florence Chadwick.
Saatler boyunca buz gibi suda yüzdü. Soğuk hem bedenini hem de zihnini yoruyordu. Üstelik hava öylesine sisliydi ki ne kıyıyı görebiliyordu ne de çevresinde ona eşlik eden tekneleri.
Yaklaşık 15 saat boyunca kulaç attı. Tam hedefe çok az bir mesafe kalmışken umudu kırıldı. Sis, hedefini görmesini engellemiş ve ona hiçbir yere varamıyormuş gibi hissettirmişti.
Onu teknelerde takip eden insanlar “Çok az kaldı, devam et” dese de sudan çıkmak istediğini söyledi.
Oysa karaya yalnızca yarım mil kalmıştı.
Sonrasında neden vazgeçtiğini şu cümleyle anlattı: “Karayı görebilseydim başarabileceğimi biliyordum.”
Ama hikâye burada bitmiyor…
İki ay sonra Florence, tekrar aynı parkura girdi. Yine soğuk vardı. Yine dalgalar vardı. Sis yine aynı yoğunluktaydı. Ama bu kez kıyıyı görmesine gerek yoktu. Çünkü sisin ardında karanın olduğunu bilerek, kıyıyı hayal edip yüzmeye devam etti. Ve başardı. 13 saat 47 dakikada Kaliforniya kıyılarına ulaştı.
Bazen insanı başarıdan uzaklaştıran şey mesafe değil; hedefi gözden kaybetmesidir.
Bugün LGS’ye ve YKS’ye sayılı günler kala birçok öğrencimizin duygu durumu tam da bu hikâye ile örtüşüyor.
Aylarca çalıştılar…
Yoruldular…
Kaygılandılar…
Kendilerini başkalarıyla kıyasladılar…
Bazen deneme sınavlarının sonuçları morallerini bozdu, bazen yorgunlukları motivasyonlarını düşürdü.
Şimdi tam sona yaklaşmışken çocuklarımızın en çok ihtiyacı olan şey, yeni baskılar değil, yeniden “kıyıyı görebilme” gücüne sahip olmalarıdır.
Sevgili anne babalar,
Bu son haftalar çocukların sadece akademik değil, duygusal olarak da en hassas olduğu dönemdir.
Bu süreçte bazen çocuğunuza söyleyeceğiniz bir söz ya da davranışınız onun motivasyonunu artırabilir ya da tam tersine bütün enerjisini düşürebilir.
Bu nedenle;
Son günleri panik havasına çevirip kaygıyı tetiklememek,
Sürekli net ve sıralama hesabı yapmamak,
Başkalarının çocuklarıyla kıyaslamamak,
“Ya kazanamazsan?” yerine “Senin elinden geleni yapman bizim için yeterlidir.” diyebilmek,
Çocuğun kaygısını büyüten değil, onu sakinleştiren taraf olmak çok değerlidir.
Çünkü bu çocuklar aylar boyunca büyük bir emek sarf etti. Moral bozucu tüm şartlara rağmen hedefe doğru çalışmaya devam ettiler. Döktükleri yalnızca ter değil, harcadıkları zaman, tükettikleri sabır, bazen de gözyaşı oldu.
Sınava artık sayılı günler kaldı…
Bazen bir çocuğun yeniden ayağa kalkmasını sağlayan şey uzun nasihatler değil; “Biz sana inanıyoruz.” cümlesidir.
Şimdi çocuklarımızın bu zaman diliminde en çok ihtiyaç duydukları şeyi onlara verelim. Eleştirilmek değil, yanında olduğumuzu hissedebilecekleri bir aile ortamını sağlamak.
Ailesinin sağladığı güven ve değer duygusuyla sınava girecek her öğrenci, daha başarılı bir sınav geçirecektir.
Bazen başarının, sadece hedefe ulaşmak değil, bütün zorluklara rağmen yola devam etmek olduğunu hatırlatarak LGS’ye ve YKS’ye girecek tüm öğrencilerimize yürekten başarılar diliyorum.