Yarın bayram.
Takvimlere göre sevinç günü. Mesajlara göre mutluluk. Televizyonlara göre neşe.
Ama sokağa çıktığınızda aynı şeyi hissediyor musunuz? Hissedebiliyor musunuz?

Bir bayram sabahını düşünün. Yeni kıyafetler, kalabalık sofralar, şeker telaşı… Çocukların kahkahası, büyüklerin sarılması… Böyle anlatılır bayram. Böyle öğretildi bize.

Peki ya herkes için böyle mi?

Bugün bu ülkede milyonlarca insan için bayram, biraz daha derin bir nefes almak değil; biraz daha fazla sıkıntıyı içe atmak demek. Çünkü bayram dediğimiz şey, sadece takvimdeki bir gün değil, aynı zamanda yaşayabildiğin bir duygudur.

Ve ne yazık ki herkes o duyguyu aynı şekilde yaşayamıyor.

Bir emekçi düşünün.

Ay boyunca çalışmış, alın teri dökmüş ama aldığı ücret, bırakın bayramı bayram gibi yaşamayı, ay sonunu getirmeye bile yetmiyor. Bayram alışverişi onun için bir sevinç değil, bir hesap meselesi. Çocuğuna yeni bir kıyafet alabilmek, bir lüks hâline gelmiş.

Bir anne düşünün.

Çocuğu bayram sabahı heyecanla uyanıyor ama o, mutfakta neyi nasıl yetiştireceğini, hangi eksiği nasıl gizleyeceğini düşünüyor.

Bir yaşlı düşünün.

Kapısını çalan kimse yok. Bayram onun için kalabalıkların değil, adeta sessizliğin adı olmuş.

İşte tam da burada sormak gerekiyor:

Bayram gerçekten herkes için bayram mı?

Bayramın ruhu paylaşmaktır deriz. Dayanışmadır, eşitliktir, bir arada olmaktır. Ama bir toplumda insanlar aynı sofraya bile eşit şartlarda oturamıyorsa, o bayram eksiktir.

Çünkü bayram, yalnızca zengin sofralarında büyüyen bir neşe değildir. Bayram, en çok da yoksulun yüzünde anlam kazanır.

Eğer bir çocuk bayram sabahı mahcup uyanıyorsa,
Eğer bir baba cebini düşünerek sarılıyorsa,
Eğer bir anne “idare ederiz” diyerek günü kurtarmaya çalışıyorsa…

Orada bayram sadece takvimdedir.

Gerçekte değil.

Bu yüzden bayramı kutlamak, sadece “iyi bayramlar” demek değildir. Bayramı gerçekten kutlamak, bu eşitsizliği görmekle başlar. Birbirimizin hayatına dokunmakla, görmezden gelmemekle, paylaşmakla…

Çünkü bayram, ancak eşit hissedildiğinde bayramdır.

Yarın bayram. Belki herkes için aynı olmayacak.

Ama yine de bir umut var:

Bir kapıyı çalmakta,
Bir sofrayı bölüşmekte,
Birinin yalnızlığını azaltmakta…

Bayramı gerçek kılacak olan biziz.

İyi bayramlar.
Ama gerçekten herkes için iyi olana kadar, bu cümlenin eksik kaldığını da unutmayalım...