Geçenlerde birebir matematik dersleri verdiğim, LGS’ye hazırlanan 8. sınıf öğrencime yine derse gitmiştim. Ders sonlarında, eğer vaktim varsa, öğrencilerime mutlaka 15–20 dakika zaman ayırıyorum. Bu dakikalarda öğrencimle okulda neler yaptığını, arkadaşlarıyla olan ilişkilerini ve ebeveynleriyle olan diyaloglarını konuşuyoruz. Yine yaptığımız bu sohbetlerin birinde, öğrencim Türkçe dersinde verilen bir ödevle ilgili olarak bana şu soruyu sordu:
“Hocam, eğer kitap yazmak isteseydiniz, ilk cümlesi ne olurdu?”
Açıkçası fena yakalanmıştım. Çünkü hiç beklemediğim bir soruydu bu. Bir süre sessiz kaldım. Daha sonra kem küm ederek bir şeyler söylemeye çalıştım ama pek de bir şey
söyleyemedim. Çünkü ben daha önce böyle bir soru ne almış ne de kendime sormuştum. Haliyle sorusuna cevap veremeyince ben de topu ona atarak, “Senin ne olurdu peki?” diye sordum. Hemen defterini getirerek yazdığı yazıyı ve bununla ilgili olarak çizdiği resmi gösterdi. Yazısını değiştirmeden, sadece birkaç küçük düzenlemeyle ve anlam bütünlüğünü koruyarak aktarıyorum:
“Her hayal, bir adım atıldığında gerçeğe dönüşür, diye başlardım. Bu kitabımda hayallerin peşinden gitmeyi ve pes etmemeyi anlatırdım. Baş karakterim, küçük yaşta futbolcu olma hayali kuran bir çocuk olurdu. O, her gün antrenman yapar; bazen yorulur ama asla
vazgeçmezdi. Kitapta, zorluklarla nasıl mücadele ettiğini, kendine nasıl inandığını ve sonunda nasıl başarıya ulaştığını anlatırdım. Bu hikayeyi yazmamın nedeni insanlara umut vermek
olurdu. İnanıyorum ki gerçekten isteyen herkes hayalini gerçekleştirebilir. Belki bir gün ben de bir kitap yazarım, kim bilir?”
Ah benim küçük, koca yürekli, cesur bebeğim… Okuduğum bu yazının bende bıraktığı etkiyi bilemezsin. Kendimi bildim bileli hayallerinin peşinden giden biri olarak, bu yazı benim için tam anlamıyla bir özetti. Hâlâ her okuduğumda yüreğimde yeşeren bir umut var.
Tabii burada ele alınabilecek birden fazla konuda var: hayal kurmak, bu hayallerin peşinden gitmek ve onca zorluğa rağmen yine de vazgeçmemek gibi. Bir diğeri ise; hayalini
kurduğumuz şeye ulaştıktan sonra ne olacağı… Ben özellikle bu sonuncusu üzerinde durmak istiyorum.
Birçoğumuz, yaşam telaşında nereden gelip nereye gittiğimizi unutuyoruz. Amaçlarımızı ve hedeflerimizi bir kenara bırakarak, sadece basit bir yaşam formu içerisinde, hayatı günlük
hedeflerin içine sığdırıyoruz. Oysa ki gündelik yaşamda dahi attığımız her adımın bir amacı, gideceği bir yönü vardır.
En nihayetinde, yaşamın bir varış noktası değil; bir yolculuk olduğunu unutuyoruz. Elbette hedeflerin yeri ve zamanı yoktur. Gerçekleştirdiğiniz her hedef yenisini de doğuracaktır.
Burada önemli olan ise devamlılıktır. Öğrencimin yazısından yola çıkarak şunu diyebilirim ki; futbolcu olduktan sonra, futbolcu olarak kalmayı sürdürebilecek olan şeyin de yine devamlılık olduğunu bilmek gerekir. Hareket halinde olan bir yaşamda başarı ve mutluluğun ortaya
çıkması kaçınılmazdır. Başarı ve mutluluk ise ardından yine başarıyı doğuracaktır. Aslında Aristoteles’in de dediği gibi:
“Hayat harekettir. Hareket etmeyi bırakan, yaşamayı da bırakır.”