Türkiye'de ne zaman bir yerde deprem meydana gelse, hemen İstanbul konuşulmaya başlanır. Kahramanmaraş merkezli 2 büyük ve bir o kadar da yıkıcı depremin ardından da İstanbul'un gündeme gelmesi normaldi.
Herkes merak ediyor. İstanbul'da deprem olursa ne olur?
Sene 2019. Aylardan Eylül. İstanbul Silivri'de 5.8 şiddetinde deprem oldu.
O zaman Özgür Kocaeli Gazetesi'nde idim. Tabii herkes büyük İstanbul depremini konuşuyordu. Metin Karan abim, "İstanbul'daki bir deprem, Türkiye'nin bağımsızlığını da tehdit eder" demişti.
O zaman çok abartılı bulmuştum ancak bugün gelinen nokta ne yazık ki öyle.
Tüm deprem bilimciler de aynı görüşte. Bu nedenle acilen önlem alınmasını istiyorlar.
Meğerse hükümet de boş durmuyormuş.
Gerçi resmi bir açıklama yok ama iddiayı gündeme getiren isim, hükümete yakın bir gazeteci olunca, çalışma yapıldığını anlayabiliyorsunuz.
Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Hande Fırat, Şile- Kandıra arası ile İzmit-Kandıra arasına iki yeni şehir kurup, yüksek riskli binalarda oturan nüfusun buralara kaydırılmasının AK Parti'nin gündeminde olduğunu belirtti. Hande Fırat'a göre, İstanbul için konuşulan planda şunlar var:
- Mikro şehirlerin kurulması konuşuluyor.
- Şile-Kandıra arası ile İzmit-Kandıra arasına depreme dirençli evlerin inşası ile ikişer milyonluk şehirlerin kurulması üzerinde duruluyor.
- Bu hatların aynı zamanda yeni yapılan Anadolu otoyoluna yakınlığı da avantaj olarak görülüyor.
- Ekonomik açıdan kritik sektörlerin de yine bu alanlara kaydırılması gündemde.
- 1999 Gölcük depreminde de görüldüğü gibi deprem açısından en tehlikeli hat E-5 Karayolu’nun etrafındaki alan. Bu nedenle bu hat üzerinde nüfus ve yerleşim alanlarının seyreltilmesi görüşü hâkim. Bu alanlar yeşil alan olarak dizayn edilecek.
*
İstanbul'daki olası depremin yıkıcı etkilerinin azaltılması için konuşulan bu plana bir Kocaelili olarak itirazlarım var.
Bir kere, haberde dile getirilen bölge tamamen ormanlık bir bölge. İstanbul ve Kocaeli'nin ciğeri konumunda. 2 milyonluk bir şehir demek, bu ormanların tamamen imara açılması demek. Yani ciğerlerimiz sökülecek.
Öte yandan, Kocaeli 2 milyonluk yeni bin nüfusu kaldıracak kapasitede değil. Zaten yüzölçümü bakımından Türkiye'nin en küçük birkaç ilinden biriyiz. Şu anki nüfus bile bu kente fazla. Asıl düşünmemiz gereken "Kocaeli nüfusunu nasıl azaltabiliriz" olması gerekirken, ciddi bir nüfus artışına gitmek bu kente adeta ihanettir. Bu kent böylesine büyük bir yerleşmeyi kaldıramaz.
Üçüncü itirazım da kritik sektörlerin bu yeni şehirlere kaydırılması. Allah aşkına, zaten Kocaelililer olarak sanayiye doymuş durumdayız. Yeni sanayi kuruluşları kurmak ne demek? Böyle bir şey asla olamaz. Olmamalıdır da.
*
Diyeceksiniz ki, daha ortada fol yok yumurta yokken neden böyle sert bir çıkış yapıyorsun?
Evet, belki bunu hükümet yetkilileri dile getirmemiş olabilir. Ancak yazan, iktidara yakın bir gazeteci ve özellikle de Hürriyet gibi her dönem Ankara'nın nabzını iyi tutmuş bir gazetenin Başkent temsilcisi ise demek ki bunlar konuşulmuş.
O yüzden tepkisiz kalmamalıyız.
Şimdiden ses yükseltmeliyiz.
Eğer böyle bir proje hayata geçirilmek isteniyorsa bunun için en uygun yer İç Anadolu'nun geniş toprakları olabilir.