“Benim iki büyük eserim vardır; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi’dir.” MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Atatürk öncülüğünde 9 Eylül 1923 tarihinde kurulan, ilk ismi “Halk Fırkası” 1935’te ise bugünkü adı olan “Cumhuriyet Halk Partisi” son yaşanan gelişmelerle birlikte tam anlamıyla bir “yaprak dökümü” yaşamakla birlikte; mutlak butlan kararıyla atanan Kemal Kılıçdaroğlu önderliğinde siyasi hayatının en zor zamanlarını yaşadığını düşünüyorum.

Pek çok kimsenin üzülerek takip ettiği partideki bu son durumlar üzerine, çok sayıda üyesini hızla kaybetmekte olan CHP, ana muhalefet partisi olarak “daha ne kadar devam eder?” sorusu da herkesin malumudur.

Cumhuriyet Halk Partisi, yüz yılı aşan tarihiyle Türkiye’nin en köklü çınarlarından biriyken, Kemal Kılıçdaroğlu yıllarca bu çınarın gövdesi olmaya çalışsa da olamamış ve ardından gelen Özgür Özel ise değişim iddialarıyla yeni bir sayfa açmaya çalışsa da partinin son kurultayının mevzuata aykırı olduğu iddialarıyla başkanlığı düşürülmüş ve tekrardan başa Kılıçdaroğlu geçmiştir.

Bugün muhalefet cephesinde yaşanan tartışmalar, yeni oluşumlar, parti içindeki farklı görüşler ve geleceğe dair senaryolar kamuoyunun gündemini meşgul ederken, insan şunu düşünmeden edemiyor; “daha kendi dağınıklığını toparlayamayan parti, seçmenine neler vaat edebilir ki?”

Ana muhalefet olmak, topluma güven vermektir. Yarının olduğuna insanları inandırmaktır.

Özgür Özel kurmuş olduğu “Yeni Parti” ile bunu başarabilecek mi izleyip göreceğiz.

Sonuçta değişim logolar, flamalar ya da süslü sloganlarla olmaz. Bu yeni rotadaki değişim, sadece isimlerin değişmesiyle de gerçekleşmiyor; söylemlerin, kadroların ve en önemlisi de toplumla kurulan bağın da yenilenmesi gerekiyor.

Diğer bir gerçek ise seçmen psikolojisi… sandığa gitme motivasyonu fazlasıyla azalan, umutlarını kaybetme eşiğindeki seçmenlerin güvenini kazanmak, bu süreçteki en mühim meseledir.

Şunu çok iyi öğrendik ki; hiçbir siyasi parti, sadece geçmişinin büyüklüğüyle ayakta kalamaz. Önce alkışlarını, sonra üyelerini, en sonunda da umut olma vasfını kaybeder. Çünkü siyaset, boşluk kabul etmez!

Ve günü geldiğinde hükmünü tek bir sandıkla verir.

Ne gür sloganlar, ne en kalabalık meydanlar, ne de en parlak vaatler bunun önüne geçemez.

Sevgiyle kalın