Medya sektörü oldukça enteresan bir dönemden geçiyor. Kimin nasıl ve kimle iş yaptığı, neye göz yumup, nelere eyvallah dediği anlık olarak değişebiliyor. İstisnalar olsa da genellikle bu sektörde, özellikle de ilimizde, gazetecilik maalesef menfaatlere göre şekil alıyor.

Gelinen bu durum, aslında beni artık pek şaşırtmıyor. Ancak, son günlerde dikkatimi çeken en ilginç şey büyük bir grubun değil, farklı farklı grupların ortaya çıkıyor olması oldu.

Hem de nasıl gruplar… Düşünün ki, bu oluşumlardan bazılarında yer alan kişiler yıllarca birbirinin arkasından kuyusunu kazmışlar. Birbirlerine ağır ağır hakaretlerde bulunmuş ve bunu köşelerine taşımış kişiler…

Bu mangalda kül bırakmayan, müthiş gazeteciler, aslan parçaları 3 kuruş menfaatleri söz konusu olduğunda canciğer kuzu sarması olabiliyorlar. Düne kadar birbirlerine ağza alınmayacak hakaretler yağdıran bu kişiler,  şimdi farklı yerlerde bir araya geliyorlar. Hatta bazı kişilerin karşısına çıkıp birlikte hareket ettiklerini bile söylüyorlar. Bu medya tilkileri, kendilerini dev aynasında görüp insanların ve kurumların üzerinde hâkimiyet kurduklarına, hatta istedikleri her şeyi yapabileceklerini de iddia ediyor.

 

Bu yol ile karşılarına oturttukları kişiyi adeta bir kaz gibi yolmanın peşindeler.

Vay ki bu medya tilkilerinin arasına düşenin haline….

Kendilerini çok iyi bilen bu kişilere buradan sormak istiyorum. Sizin özelliğiniz ne? Sizin diğer gazetelerden farkınız ne? Hangi cesaretle böyle bir işe soyunabiliyorsunuz? İnsanlara gidip “biz seni parlatırız, istediğin noktaya getiririz, sen sırtını bize daya” gibi vaatlerde bulunuyorsunuz.

Peki, garanti de veriyor musunuz, tuzağa düşürebildiğiniz kişilere? Siz üç kuruşluk menfaat için tükürdüğünü yalayan kurnaz tilkilersiniz.

Benden bütün kurumlara, siyasilere buradan tavsiye, aman bu kişilerin sofrasında kaz olmayın. Yoksa, belki de gerçekleştirebileceğiniz hayalleri bile, bu değişik garantiler sunan ve kendi aralarında farklı gruplar oluşturan medya tilkileri nedeniyle kaybedebilirsiniz.