İki gün üst üste Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan, ölüm ve yaralanmaların meydana geldiği silahlı okul saldırıları hepimizi derinden etkiledi. Mersin’de de silahlı bir öğrenci tespit edilerek facianın eşiğinden dönüldü. Olayların çocuklarımızı emanet ettiğimiz ve güvenli alan olarak gördüğümüz okullarda meydana gelişi ve saldırıyı gerçekleştirenlerin 13-14 yaşlarında gençler olması bizi daha da çok sarsıyor.

Biz hayatın akışında hızla akarken, son zamanlarda çokça rastladığımız akran zorbalığı, hatta sonucu yine çocuk yaşta ölümle biten şiddet olaylarının giderek artması ve okullarda yaşanan bu dehşet olaylar bize çoktan alarm veriyor, bir durup silkelenmemiz gerektiğini gösteriyor, ben ne yapabilirim demeden hep birlikte milletçe taşın altına elimizi koymalıyız.


Geleceğimizi şekillendirecek çocuklarımız ve gençlerimiz için neler yapmalıyız, bu konuda acil adımlar atılması elzem bir durum oldu. Bizler bataklıktaki sinekleri temizlemekten ziyade bataklığı nasıl kuruturuz neler yapabiliriz bu konuda çözümler üretmemiz gerekiyor.


Aile Bakanlığı’nın sağlıklı bireyler yetiştirmek adına geniş çaplı bir proje üretmesi gerekiyor. Bu arada zaten yapılanlar varsa ne âlâ ben sadece iki gündür yaşadığımız kaygı üzerine ne yapabiliriz sorusu ile aklıma gelen fikirleri kaleme almak istedim. İşinde uzman sosyologlar, psikologlar, eğitimcilerden oluşan özel bir heyet oluşturarak alınacak tedbirler ve üretilecek projeler için planlar oluşturulmalıdır.

- Öncelikle okullarda velilere düzenli olarak katılım mecburiyeti olan, çocuk ve ergenlerle nasıl iletişim kurulur? Aile içi iletişim nasıl olmalı? Ailelere yönelik ahlaklı ve erdemli bir yaşam nasıl inşa edilir? Sevgi dili nasıl olmalı? gibi konularda seminerler verilmeli. Önce çocukların yetiştirilmesinde önemli rolü olan ebeveynleri geliştirelim ki sağlıklı bireyler yetişmesine sağlam zemin hazırlayalım.

- Zorunlu dersler arasına insan olmak, ahlak ve erdemler üzerine içeriği özenle hazırlanmış bir ders ilave edilmeli.

- Öğretmenlerimiz ders bilgileri dışında karakter inşasında önemli rol oynayan bir diğer sosyal modeldir. Tüm öğretmenlere branş ayrımı gözetmeksizin çocukların ahlaki gelişimlerine katkı sağlayacak destekleyici eğitimler verilmeli. Ödül ve ceza sisteminde adil davranan, saygıyı, doğaya, insanlara ve hayvanlara sevgiyi, yardımlaşmayı, çalışkan, üretken olmayı teşvik eden, nasıl daha iyi olabiliriz sorusuna cevap arayan çeşitli sorularla onları düşünmeye ve daha üst düzeye taşıyacak öğretmenlere ihtiyacımız var. Gerçekten emekleri büyük öğretmenlerimizin bu konularda da düzenli profesyonel eğitimlerle desteklenmesi gerekiyor.

- 18 yaşına kadar çocuk ve gençlerin aileleri bütçe hesabı yapmadan ücretsiz olarak spor, sanat ve eğitici farklı atölyelerle okul dışı vakitlerinde daha verimli, sosyalleşebilecekleri, hayatı derslerden ibaret değil sporla, sanatla, müzikle ve çeşitli faaliyetlerle (tamirat atölyeleri, dikiş atölyeleri vb. gibi..) meşgul ederek, bağımlılık yapan oyunlar ya da kötü alışkanlıklardan uzak tutmuş oluruz.

- Son zamanların en büyük sorunlarından biri daha önce de bir yazımda değindiğim, medya üzerinden şiddet içeriklerinin denetlenmesi bu konuda yetkili mercilere büyük iş düşüyor. Son olaylarda görüyoruz ki oyun bağımlılığı hepsinde ortak bileşen, şiddet içerikli ve interaktif oynanan, kimlerin yönettiği belli olmayan oyunların gençleri şiddet uygulamaya ittiğini görüyoruz. Yine çocukların aşırı ilgi gösterdiği rap türü parçalarda zihinlerini olumsuz etkileyen şiddete yönelten şarkı sözleri içeriyor. Diziler, sosyal medyada takip edemediğimiz daha nice içerikler, bunların denetlenmesi ve önlemler alınması büyük önem arz ediyor. Evet çocuklar izlemesin izletilmesin dediğinizi duyar gibiyim ama her aile bunun denetimini tam anlamıyla sağlayamıyor. Sürekli şiddet içeren oyunlar, şarkı ve içeriklere maruz kalmak çocuklarda şiddete duyarsızlaşma, kanıksama ve empati yeteneğinin azalmasına yol açıyor. Özellikle 6-7 yaşa indirgediğimizde kurgu ile gerçeği ayırt edemeyebiliyor ve şiddeti taklit etme yönelimi artıyor. İşte bu noktada ailelere verilecek eğitim seminerlerinin önemi artıyor. Son zamanlarda reyting rekorları kıran herkesin rahatça ailece izliyoruz dediği Karadeniz dizisinde kadına şiddet var, çocuğa şiddet var, aşırı intikam duygusu ve her bölüm akla gelmeyecek inanılmaz şiddet ve ceza yöntemleri içeren bir dizi çoluk çocuk izleniyor maalesef. Şiddet ve öfke olmayan dizi yok neredeyse ama bu diziyi özellikle ailece izliyoruz söylemleri üzerine örneklendirdim.

Aslında yukarıda belirttiğimiz çözüm önerileri sağlıkla uygulansa hem bu tür içeriklerden çocuklarımızı uzaklaştırmış, hem de onların sağlam temeller üzerine erdemli birer birey olarak olumsuzluklardan etkilenmeden yetişmelerine zemin oluşturabiliriz.

Bunun yanında bu üzücü olayların dışında gerçekten üretken, vatanını seven, içinde büyük cevherler taşıyan pırıl pırıl gençlerimiz var. TV ekranlarında ve dijital platformlarda onlara da yer vererek kötülüğü değil, güzellikleri daha çok büyütsek ne güzel olur.

Çocuklarımızı çok sevelim, her istediğini değil ihtiyaçlarını karşılayan, onlara vakit ayıran, dinleyen ve anlamaya çalışan ebeveynler olalım.

Değerli hocamız rahmetli Doğan Cüceloğlu sözüyle yazımı bitirmek istiyorum;
Mükemmel değil, merhametli çocuklar yetiştirin. Karıncaları ezmeyen, ağaç dallarını kırmayan, çiçekleri ezip geçmeyen, sevgiyi hissetmeyi ve hissettirmeyi bilen çocuklar.

Selma Duman
Sosyolog/ Aile Danışmanı
selma.duman41@gmail.com