Kocaeli’de gazetecilik çok farklı bir noktaya evriliyor. Ben bu evrimi ne yazık ki üzülerek izliyorum.
Gazeteciliği istediği gibi yontmaya çalışanlar mı dersiniz? Gazeteci olmadığı halde milyonları götüren mi dersiniz? Yoksa egosu tavan yapmışları mı..?
Buna bir de tetikçi tipleri eklemek gerekir. Ki, en tehlikeli kesimdir. Kalemlerini, itibar suikastlığı için harcayanlar, son dönemde iyice gemi azıya almaya başladı.
Bugün size onlardan birini anlatmaya çalışacağım.
İsim vermeyeceğim. Zaten hakkında verdiğim bilgileri okuduğunuzda, kim olduğunuzu anlayacaksınız.

***

Kendisine “Duayen” diyen bu meslektaşımız, yaşça hepimizden büyük. Yıllardır gazetecilik ve köşe yazarlığı yapıyor.
Köşe yazdığı gazetesinden, kardeş kurumdaki yöneticilere saldırmakta hiçbir beis görmüyor. Hatta zaman zaman patrona şikayet ettiği bile oluyor.
Neden? Çünkü ona göre kentteki en iyi hatta tek gazeteci kendisi.
Peki haberleri okunuyor mu? Tabii ki hayır. Temcit pilavı gibi hep aynı konuları işlediği için kimse, köşesini okumaya tenezzül etmiyor.
Ancak bu meslektaşımız buna rağmen sağda solda hava atmayı seviyor.
Çünkü egosu tavan yapmış.
Gazetecilerin davetli olduğu programlarda Vali veya belediye başkanının yanında oturmuyorsa, programı terk edecek kadar egolu.
Protokol de bu durumdan şikayetçi ancak ne yapsınlar. Alttan almasalar, ertesi gün gazetede haber olacaklarını bildikleri için ses çıkarmıyorlar.
Meslektaşlarımız da yaşına hürmeten bir şey demiyor. Kendi haline bırakıyorlar.


***


Yukarıda dedim ya. Bu meslektaşımız, kalemini bir ok gibi, bir silah gibi kullanmaktan asla çekinmez.
Köşelerini okuyun ne dediğimi anlarsınız.
Mesela geçtiğimiz günlerde, eğitimle ilgili bir köşe yazısı kaleme almış.
Sadece benim değil kentte herkesin çok sevdiği bir iş insanının okulu ile ilgili ipe sapa gelmez ifadeler kullanmış.
O iş insanının okulunun başarısız olduğu imasında bulunmuş. Ki, o okuldan nice başarılı öğrenciler çıktığına bu kent şahit. Önümüzdeki yıllarda çıkacağına da herkes inanıyor.
Peki bunu neden yapıyor?
Hemen söyleyeyim. Ya para almak istemiştir o iş insanından ya da telefonlarına çıkmamıştır.
Nereden biliyorum? Çünkü geçmişte bunları yapmışlığı var. Ne yazık ki…
Oysa gazetecilik, istediğini yüceltme istemediğini itibarsızlaştırma hakkı sana tanımaz. Bunu bil.

***

Ben gazetecilikten gelme biri değilim. Yıllarca Kocaeli ve çevre illerdeki birçok kırtasiyeye malzeme sattım.
O dönem gazete sahipleri ile kurduğum ilişkiler, bugün beni bu noktaya getirdi.
Daha çok, işin idari kısmında yer aldım. Almaya da devam ediyorum.
Gazetecilik benim işim değil. Haber yazmayı pek bilmem.
Ancak şunu iyi bilirim ki, gazetecilik onur işidir.
Öyle ego yapmaya, üç-beş kuruş için takla atmaya gerek yok.
Bunları hiç yapmadım. Yapmam da.
Yapanlara da izin vermem.
Her zaman radarımda da olacaklar.
Bu kentte, bu ülkede ve dünyada bir şeyler olumlu anlamda değişecekse, bunu sağlayacak olanlar onurlu ve dik duran meslektaşlarımız olacaktır.
O yüzden iyi gazeteciler her zaman yaşamalıdır.
Tetikçi gazeteciler ise tarihin karanlık sayfalarına gömülmelidir.