Kocaeli, uzun yıllardır sanayinin ritmiyle yaşayan, yollarında sadece araçların değil emeğin de aktığı bir şehir. Bugün baktığımda, zaten güçlü olan ulaşım altyapısına metro ile yeni ve önemli bir halka daha eklendiğini görüyorum.

2028’de tamamlanması planlanan ilk etap, Tüpraş’tan başlayıp Özdilek’e uzanan 19 istasyonluk bir hat. Bana göre bu hat, sadece bir ulaşım projesi değil. Şehrin günlük yaşamını, ekonomisini ve yerleşim düzenini etkileyecek ciddi bir dönüşümün başlangıcı olacak.

*****

Kocaeli, ulaşım bakımından sıfırdan yola çıkan bir şehir değil.

Otobüs, tramvay, terminal bağlantıları, dijital ulaşım uygulamaları ve genişleyen hizmet ağıyla kentte toplu taşıma uzun süredir kuvvetli bir omurga oluşturuyor. UlaşımPark’ın verileri ve belediyenin açıklamaları, mevcut sistemin milyonlarca yolcuyu taşıyan yaygın bir ağ haline geldiğini gösteriyor.

Bu tablo, Tahir Büyükakın döneminde ulaşımın belediyecilikte temel başlıklardan biri olarak ele alındığını da ortaya koyuyor. Hakkını teslim etmek gerekir. Kocaeli’de ulaşım meselesi stratejik bir şehir politikası olarak da ele alındı.

Metro, özellikle doğu-batı aksında düzenli, öngörülebilir ve yüksek kapasiteli bir toplu taşıma seçeneği sunduğunda, özel araç bağımlılığını bir miktar azaltabilir. Bu da ana arterlerdeki yoğunluğu hafifletir, aktarma sürelerini kısaltır, işe ve eğitime erişimi daha dengeli hale getirir.

Sanayisi güçlü, trafiği dönem dönem ağırlaşan bir kent için bu, küçümsenecek bir sonuç değildir. Gürültü, yakıt tüketimi ve kent içi yıpranma bakımından da raylı sistemin olumlu etkileri olacaktır.

İnsanlar ev seçerken, iş planı yaparken, yatırım kararı verirken ulaşımın öngörülebilirliğini hesaba katar. Metro bu nedenle sadece bir taşıma aracı olmayacak.

**********

Şimdi gelelim madalyonun diğer yüzüne. Metro hattı çevresinde konut ve arsa fiyatlarının şimdiden yükseldiğini gözlemliyorum. İstasyon çevreleri, bağlantı aksları ve hattın geçeceği bölgeler daha şimdiden yatırımcı ilgisini çekiyor.

Proje tamamlandığında bu artışın daha da belirgin olacağını düşünüyorum. Bu durum mülk sahibi olanlar için fırsat yaratırken ev alma, arsa edinme ya da kirada makul kalma mücadelesi veren geniş kesimler için işleri zorlaştıracak.

Metro tamamlandığında bu etkinin daha belirgin hale gelmesi kuvvetle muhtemel.

Kent merkezine ve hat üzerindeki bölgelere yakın oturmak isteyen nüfus arttıkça, bazı mahallelerde sosyoekonomik ayrışma da belirginleşebilir. Nitekim istasyon çevrelerinde ticaret canlanır, yaya hareketi artar, yeni iş alanları doğar. Bu durum ilk bakışta canlılık gibi görünür ancak sürdürülebilir olmayabilir ve beraberinde yeni sorunları da getirebilir.

Ayrıca, metronun Kocaeli’yi dışarıdan daha fazla göç alan bir şehir haline getirme potansiyeli de olduğunu düşünüyorum. Kocaeli zaten üretim gücü, lojistik imkânları ve İstanbul’a yakınlığı nedeniyle cazibesi yüksek bir şehir. Nüfus baskısı doğru yönetilmezse, uzun vadede farklı sorunları beraberinde getirebilir.

Otopark baskısı, altyapı yetersizliği, okul ve sağlık hizmetlerinde yoğunluk, kamusal alanların daralması ve mahalle ölçeğinde kalabalık hissinin artması bunlardan bazılarıdır.

Burada ince bir çizgi var.

Şehir değer kazanırken şehirde yaşamak zorlaşmamalı. Aksi halde metro, bir kesim için konfor olurken başka bir kesim için erişilmesi güç bir hayatın sembolüne dönüşebilir. Raylı sistem, çevresini büyütür evet. Fakat bu büyümenin sağlıklı olması için imar, sosyal donatı ve altyapı planlamasının da aynı hızla ilerlemesi gerekir.

Mesele, yalnız ray döşemek değil. O rayların etrafında adil, dengeli ve yaşanabilir bir şehir kurabilmek.

Kocaeli şimdi tam da böyle bir kavşakta duruyor. Bir yanda hızlanan bir gelecek, öte yanda bu geleceğin bedelini kimlerin nasıl ödeyeceği sorusu var.

Metro geldiğinde şehir sadece daha hızlı olmayacak; muhtemelen daha kıymetli, daha hareketli ve daha kalabalık da olacak.

Her şey rağmen büyük resme bakıldığında metro, Kocaeli için güçlü bir eşik anlamına geliyor. Başarı ise o gün geldiğinde Kocaeli’nin yalnız büyüyen değil, nefes alabilen bir şehir olarak kalabilmesinde yatacak.

Ve asıl mesele, sadece büyümek değil; bu büyümeyi herkes için yaşanabilir kılabilmek...