“Kadınlar insandır, biz insanoğlu.” diyor Neşet Ertaş.
İçinde koca bir hayatın, bir toplumun ve birçok anlamın saklı olduğu derin bir söz, kültürümüze işlenmiş haliyle anlatır kadını.
Her şeye yetişmeye çalışırken kendini erteleyen, zayıf hissetse de güçlü olmak zorunda kalan, dünyanın yükünü omuzlarında taşıyan kadın; her zaman özverisiyle, şefkatiyle, sevgisiyle, zarafetiyle dünyamızın rengidir.
Bugün dünyaya tutunan, dünyayı şekillendiren, üreten kim varsa hayatının bir yerinde bir kadının izini taşır. İlk kelimesini ondan duyduğu, güven duygusunu onun gözlerinde bulduğu, değer vermeyi ve değer görmeyi öğrendiği, hayatın ilk öğretmenidir kadın.
Bir kadının büyüttüğü, bir kadının öğrettiği, bir kadının duasıyla güç bulduğu insanlarız hepimiz. Bu yüzden kadın olmak, yalnızca kadınların meselesi değil, insanoğlu olma meselesidir.
Kadına değer veren, onun gelişmesine olanak sağlayan bir kültürle yetişen gençlerin kuracağı gelecek; bilimsel, kültürel ve sanatsal açıdan daha uygar toplumların temelini oluşturacaktır.
Hayat, kadının tek bir rolle yetinmesine izin vermez. İş yerinde sorumluluk almasını, eve geldiğinde evlat, anne, eş, kardeş, abla olmasını yani hepsini bir arada taşımasını bekler. Sabah çocuğunu okula hazırlayıp uğurlayan kadın, aynı gün işinde toplantılarda karar verici bir yönetici, akşamında arkadaşlarını yemekte ağırlayan bir dost, yaşlanan annesine ilacını hatırlatan bir evlat olabilir. Tıpkı matruşka bebekler gibi. Tüm bu roller arasında denge kurmak bile başlı başına ciddi bir planlama ve güçlü bir iç disiplin gerektirir.
Kadın olmanın en büyük gücü de burada ortaya çıkar. Tüm bu farklı roller arasında var olmayı öğrenmek ve her birinde elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmak. Detayları görebilmesi, süreci titizlikle planlayabilmesi ve işini çok yönlü düşünebilmesi kadını güçlü kılar. Bir konuya başladığında sabırla ilerler, zorluklar karşısında kolay kolay vazgeçmez, hedeflerine kararlılıkla yürür.
Asya, Nehir, Melis, Ebru, Ceren, Alanur… Nice güzel isimlerle var olsak da sevgili kadınlar şunu unutmayalım ki
Hayata karşı her zaman umutla, sabırla ve yorulmadan dimdik durmak kolay değil.
Yanlış kararlar alabilir, hatalar yapabiliriz. Zaman zaman güçsüz hissedebiliriz. Ama tüm bunlar, bizi biz yapan insani yanlarımızdır.
Yeniden başlamak için ihtiyacımız olan güç dışarıda değil, içimizdedir.
Önce kendimizin ne kadar değerli olduğunu kabul etmeliyiz. İhtiyacımız olan şey, kendi gücümüz.
Bu yüzden önce kendimize güvenmeli, inanmalı ve zamanı geldiğinde harekete geçmekten asla kaçınmamalıyız.
Biz kadınlar, sadece dünyanın rengi değil, aynı zamanda omurgasıyız.
Ve dünyanın omurgası sağlam olursa insanlık da dimdik durur.
Hayata değer katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun.
Kadınlar İnsandır, Biz İnsanoğlu
Yasemin Demirkol
Yorumlar