Başkan vekili mi belirleyeceksiniz?
Biraz dinleyin
Bazen sana bir soru sorulduğunda sen de bir soru sorarak
aslında kendi cevabının ne olduğunu anlatırsın.
Hem soruyu soran kişiye sorgulama imkânı tanır hem de
onun bakış açısının dışında bir ihtimal daha olduğunu anlatırsın.
Bazen doğrudan ve net bir şekilde tek cümleyle cevabı verir,
bazen de cevap vermek istemiyorsan dolaylı yollarla konuyu değiştirirsin.
Karşındaki kişi cevabı almak istiyorsa başka sorular sorar; sen daha fazla konuşamıyorsan
o soruya cevap veremeyeceğini söylersin.
Karşındaki kişi aynı soruyu sorarak farklı cevaplar bekleyemez.
Bunlar nedir, biliyor musunuz?
İletişim yöntemleri.
İletişim…
İhtiyaçlar piramidi diye bir şey vardır.
Aşağıdan yukarıya doğru daralır.
En altta fiziki ihtiyaçlar vardır; ardından güvenlik, ait olma ve sevgi, değer ve en üstte
kendini gerçekleştirme ihtiyacı yer alır.
İçinde yaşadığımız yüzyılda bu ihtiyaçların hiçbirini iletişim olmadan gerçekleştiremezsin.
Bizim ise işimiz iletişim.
Hem sorular sorar hem cevaplar üretmeye çalışırız.
İletişim ve gazetecilik her şeyle ilgilidir.
Aynı ülkemizde her şeyin siyasetle ilgili olduğu gibi.
Kafanızı şöyle bir kaldırın, hatta kaldırmanıza gerek yok.
Şöyle bir gözünüzü kapatın ve düşünün: Bu ülkede siyasetle ilgili olmayan bir şey söyleyin.
Ben ne görebiliyor ne de düşünebiliyorum.
Peki, iletişim bilimine dâhil olan gazetecilik ve iktisadi ve idari bilimlere dâhil olan siyasetin amacı nedir?
“Eğer kişisel ekonomik ve narsist çıkarların için bu işi yapmıyorsan”
önce kendini gerçekleştirme ve geliştirme, sonra da
içinde yaşadığın toplumun gelişimine katkı sağlamak için yaparsın.
Şimdi ben bunları neden anlatıyorum?
İşini yaptığı alana göre gazeteciler, emek örgütleri, meslek örgütleri,
derneklerin temsilcileri ve siyasetçiler
en fazla iletişimde olan kişilerdir.
Böyle de olması gerekir.
Hani uzun bir süredir değersizleştirilmeye çalışılan
halkın haber alma hakkı diye bir hakkı var ya, işte bu yüzden.
Hatta bu hakkı gazeteciler değil, çoğunlukla iletişimde olduğu bu temsilciler dile getirir.
Dile getirir, dile getirir de uygulamada görülür mü?
Bazen…
Kimi zaman zor dönemler gelir. Hem kişisel olarak hem de toplumsal olarak.
İzmit siyaseti de daha önce yaşamadığı zor bir dönem yaşıyor.
Herkesin bildiği gibi geçen hafta pazartesi günü İzmit Belediyesi odaklı bir operasyon yapıldı.
20 kişi cezaevinde, 1 kişi ev hapsi ve 10 kişi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Haklıdır, haksızdır. Delil vardır, yoktur.
Siyasi operasyondur, hukuki operasyondur; bunları şu an konuşmayacağım.
Şu an konuşacağım şey,
operasyona dâhil olmayan, yol arkadaşlarını savunması gereken ve
bu süreci yönetmesi gereken dışarıdaki yöneticiler.
Olay olur. Ben sorarım ve sen cevaplarsın.
Ha, olay olmadan sen konuşmak istersin, biz yine yazarız, yazıyoruz da.
Fakat senin istediğin sadece sen istediğinde senin fikrini yazmamızsa
senin istediğin basın özgürlüğü, halkın haber alma hakkını savunmak falan değil;
sen halkla ilişkiler ve tanıtım istiyorsun, sayın siyasetçi.
İzmit siyaseti ve özellikle CHP için zor olan bu süreçte siz de yoruluyorsunuz, biz de yoruluyoruz.
Hani bazılarınız bazen diyorsunuz ya:
“Basın bize konuyu sormadan dedikodu yazıyor.”
E kardeşim, be abicim, arıyoruz arıyoruz, açmıyorsun.
Sonra “Basın bize sormadan yazıyor,” demeyeceksin.
Olaylar oluyor, duyuyoruz. Belediye yöneticisini arıyoruz, açmıyor.
Meclis üyesini arıyoruz, açmıyor.
Parti yöneticisini arıyoruz, açmıyor.
Bu davranışı göstermeyen kişileri ayrı tutuyorum.
Hani sizin basın emekçilerini ayrı tuttuğunuz gibi.
Kusura bakma da:
“Kabahatin büyüğü sende, kardeşim.”
Kişisel ilişkilerinde telefona bakıp açmayabilirsin. Daha sonra ararsın ya da mesaj atarsın.
O, seninle karşındaki kişi arasındaki ilişkiye bağlı.
Ama sen siyasete dâhilsen sorulan soruya cevap vereceksin.
Müsait değilsen söylersin, bekleriz ve geri dönüş yaparsın.
Bunu yapanlar da var.
Sorumuzu soracağız;
ya soruya soruyla karşılık vereceksin ya doğrudan net bir cevap vereceksin ya dolaylı yollarla konuyu değiştirmeye çalışacaksın.
Sen soruyu duymak istemiyorsan ya da bu soruyu karşılayabilecek donanımın yoksa
o zaman kardeşim, o zaman abicim…
Bu işi yapmayacaksın.
Bu zor süreçleri yönetebilecek kabiliyetin yoksa sorumluluk almayacaksın.
Birilerinin ittirmesi kaktırmasıyla yol bulmaya çalışacaksanız bırakın bu işleri de
kendi yeteneğinize göre işlere yönelin.
Unvanlar bazılarına ağır geliyor. O yüzden dikkatli olmak gerekir.
Şimdi görevden uzaklaştırılan İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’in yerine yeni başkan vekili seçilecek.
Sırf belli süreçlerde, belli kişilerin yanında durduğu için bu göreve birilerini düşünmeyin.
Görevlerinizin halkın temsiliyeti olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
Tavsiyem, bunları da biraz düşünün.
Bu göreve en uygun kişi; benim için belki birkaç kişi daha vardır ama
onların böyle bir talebi olacağını sanmıyorum.
Şu anda bu görevin en iyi üstesinden gelecek kişi; hem uzun süredir siyasetin içinde olan
hem parti bilinci yüksek hem iletişimi kuvvetli, söylemlerini her dönem geliştiren,
geliştirmeye açık, hata yapsa bile hatasını telafi etmeyi bilen,
benim 2015 yılından beri tanıdığım,
CHP örgütlerinin ise çok daha eskiden beri tanıdığı, şehrin dinamiklerini bilen
Mehmet Ümit Küçükkaya’dır.