Geldik 2025’in sonuna.
Şimdi herkes 2025 şöyle geçti, 2025 böyle geçti,
şunlar oldu, bunlar oldu, o gitti, bu geldi,
yazacak, konuşacak. Olacak da tabi bunlar.
Geçen günler, aylar ve yıl herkese göre farklı geçti.
Kimilerine de geçmedi.
Belki de yılın tam sonuna gelindiğinde, onlar için zaman durdu.
Yanan çocuklar, gençler, insanlar.
Ne diyecekseniz diyebilirsiniz.
Bu kentte bir “Onur Hoca” vardı hatırlar mısınız? İsmine yakışır bir kariyeri olan.
2002 – 2016 yılları arasında üniversitede görev yapan değerli bir araştırmacı ve öğretici
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı
Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu.
Peki, Onur Hoca’nın değeri nereden geliyor?
Bir araştırmasını kitaplaştırdı: “Kocaeli’nde Sanayi, Doğa ve İnsan.”
400 sayfa.
Ne anlatıyordu biliyor musun?
Ayrıntılı bir araştırma. Örneklerle, incelemelerle:
Kocaeli’deki çeşitli ilçelerde ilk anne sütünde ve yenidoğan bebeklerin ilk dışkısından çıkan
kansere sebep olan ağır metal oranlarının yüksekliği.
Ki bunu 2001 yılında Sağlık Bakanlığı’nın kanser sebebiyle gerçekleşen ölümlerde Dilovası’nın ilk sırada yer aldığını açıkladığı raporu da doğruluyordu.
Ne oldu peki Onur Hoca’ya?
Ne oldu söyleyeyim:
“Onur Hoca önce 2011 yılında bu raporu yayınladığı için
"halkı korku ve paniğe sevk etmekle" suçlanarak yargılandı.
Daha sonra 11 Ocak 2016’da yine terör olaylarının fazla olduğu bir dönemde
‘Bu suça ortak olmayacağız’ başlığıyla,
yasakların kaldırılması, sorumluların cezalandırılması ve
kalıcı barış için müzakere süreci,
evet, barış için müzakere. Neyse konuyu dağıtmayalım.
Bunu talep eden öğretim görevlilerinin imzaladığı metin sonrasında
birçok değerli araştırmacı ve öğretici gibi
Onur Hoca da
"Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni
alenen aşağılamak" ve "terör örgütü propagandası yapmak"
suçlamasıyla gözaltına alındı. Üniversiteden atıldı. Cezaevine girdi, çıktı.
İşte yıllar böyle geldi, geçti.
Ama dedim ya bazı yıllar kimileri için durur, geçmez.
8 Kasım günü Dilovası’nda denetimsizliğin son seviyede olduğu,
10 bin TL’ye insanların çalıştığı,
iş yeri diyemeyeceğim, bir viranede.
7 insan, 6’sı kadın, 3 çocuk
yanarak can verdiler.
Çığlıklarla, birbirlerine sarılarak can verdiler.
Kimin için bu yıl durdu biliyor musun?
O insanların annesi, babası, kardeşi, arkadaşı.
Onların yerine kendisini koyarak düşünebilenler için 2025 yılı durdu.
Ne anlatıyordu Onur Hoca biliyor musun?
Dilovası’nda dip dibe yapışık şekildeki sanayi tesisleri bu kent için ölümdür.
Dönemin bir belediye başkanı da bu değerli insana bu raporu açıklaması sonrasında “şarlatan” demişti.
Şarlatanın kim olduğu her zaman ortada.
Şimdi düşününce, aslında Onur Hoca’nın halkı korku ve paniğe sevk etmekle yargılanması mantıklı geliyor. Fakat bir yanlışlık var.
Korku ve paniğe sevk ettiği aslında
halk değil.
Korku ve paniğe kapılması gerekenler paniğe kapılmadan işine devam etti ve
gerçek şarlatanlar da buna çanak tuttu.
Bunlara karşı, anayasanın hangi maddesi
Hangi suçlamaları yapmalı onu da sana bırakıyorum.